17 Ağustos 2026 Pazartesi

Hizmetçisinin Hikayesi orjinal adıyla История его служанки


Hizmetçisinin Hikayesi
(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

Biliyorum yazma sıklığım azaldı bu yaz... Oysa sizlerle paylaşmak istediğim yığınla yazım var. Hep derim ne yazmaya karar verirsen ver son kararı kalemin verir ve bende bugün kendimi sizlerle izlediğim bir Rus dizisinin yorumlamasını paylaşmak isterken buldum. Kdramalar şöyle bir köşede dursun demeyeceğim güzel ve anlamlı bulduklarımı sizlerle zaten paylaşıyorum ama... İzlediğim ilk Rus dizisi; Hizmetçisinin Hikayesi orijinal adıyla История его служанки beni kendine bağlamadı sadece inanılmaz karakterleri sevdim. 

Dizi 1.sezon çevrilmiş sanırım 90 bölüm olduğu da söyleniyor. Birileri dizi tavsiye ettiğinde acaba onun aldığı bu heyecanı bende hissedebilir miyim diye düşündüğünüzü biliyorum. Şunu söylemek isterim dizi de bir Rus klasik roman okuyor gibi hissettiğiniz anlar da olacak ve modernitenin de yer yer serpiştirildiği alanlarda... Bu anlamda tarihi dizi sevenler için listenize eklemelisiniz. 

Hizmetçisinin Hikayesi orijinal adıyla История его служанки

Dizi Konusu

19.yüzyıl Rus aristokrat döneminin o sert ve kurallarla dolu dünyasında hayran kalacağınız bir aşk hikayesi... Anya ve Nikolay'ın arasındaki o çekim seyirciyi kendine bağlamıyor yalnızca hikayenin ilerleyen sayfalarını da merak ettiriyor. 

Hizmetçisinin Hikayesi Anya
(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

Anya; babasının aristokrat soy adını ve malikanelerini kaybetmesinin ardından Nikolay'ın yanında onun hizmetçisi olarak çalışmaya başlıyor. Oldukça gururlu ve saygın bir karaktere sahip. Babasının borçlarının silinmesi karşılığında Nikolay'ın hizmetçisi olsa da çok da hizmetçilik yapıyor diyemem hani :)

История его служанки
(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

Nikolay Şeremetev; savaştan dönen bir asker. Yaşadıklarının ağır bir etkisini taşıyor. Zaman zaman dizide bu etkileri görüyoruz. Bir yıl içerisinde ise ailesinin mirasını alabilmek için evlenmesi gereken bir kont. Dürüst bir insan; lafı dolandırmayı da hiç sevmiyor.

İkili arasındaki gerilim hafif bir sinir olma durumundan birbirlerinden içten gelen bir etkilenme ile güzel bir aşk hikayesine evriliyor. Dizi güncel ve ne yazık ki çoğu yerde çevirisi yok bende bir blog yazarının bu diziyi çevirip paylaşması ile gördüm. Arama motoruna hizmetçisinin hikayesi blog yazarsanız zaten sizlerde görürsünüz. Rus dizileri benim için de yeni. Öncelikle 

Dizi Hakkında Yorumlarım;

Anya ilk 5-6 bölüm yordu gerçekten. Nikolay'ı duygusuz ve ruhsuz olmakla eleştirirken Nikolay'ın ona hiç saygısızlık yapmaması ile kalbimi fethetti. Yani Gurur ve Önyargı kitap, film, dizi ile dönem aşklarına sevgim çok başka. Bu dizide de Anya; soyadının kullanım hakkını kaybetmiş olsa da zaten aristokrat olarak yetiştirilmiş. Birkaç dil biliyor ki dizide yer yer Fransızca konuşmalara aşina olacaksınız. Piyano çalıyor, matematik biliyor ve oldukça da çekici bir kadın. Nikolay ise tam dönem dizileri yüzüne sahip. Uzun boylu; karizmatik ve ses tonu ile etkilenmemek imkansız. Anya evinde hizmetçi olsa da tüm yük Anya'nın evlerinden yanında getirdiği Simka'nın üzerine. Anya bir bölümde yemek yapamıyor ve Nikolay zaten yemek yapması gerekmediğini söylüyor; onun üzüldüğünü görünce. Bir de Potap karakterimiz var. O da Nikolay'ın kovsa bile köyüne dönmeyen yardımcısı aslında arkadaşı. Dizi ekonomik çekilmiş bunu belirtiyorum çünkü stüdyo olduğu bazı alanların o kadar belli ki. Bridgerton dizisinde bu durumu hissetmiyorsunuz. Mekanlar oldukça sınırlı kimi kısımlarda ise klasik bir roman okuyor gibi hissediyorsunuz. Hoşuma gitmeyen taraflar elbette var yer yer aldatma konusu sanki sahip olamadığın, sonunu pek düşünmek istemediğin bir dilek gibi. Ama o kült değerlerden de kesinlikle vazgeçilmiyor bu ne ikilem? 

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Elimden geldiğince sizlerle daha fazla yayın paylaşmak istiyorum. Güzel bir hafta sizlerle olsun.

8 Ağustos 2026 Cumartesi

Keşfedilmesi Gereken Bir Grup: Karm6

Karm6 ve Serdar Ortaç Ta Burama şarkısı kapağı

(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

K-pop popülerliğine bir ara verelim. Son dönemde bizim de artık gruplarımız var. Evet; eskilerden Ayna, Yüksek Sadakat, Grup 84, Manga, Mor ve Ötesi ki bu gruplar benim için hala efsanedir. Ama Hepsi grubuyla da büyüdüğümü hemen belirtmek istiyorum. Hatta grubun kasetini bana arkadaşım hediye almıştı ne kadar mutlu olmuştum. 4 Yüz grubunu da tabi unutmayalım hatta ilk karma grubumuzdu. K-pop gruplarından da her zaman Wondergirls, Girls Generation, 2PM, MissA, Twice daha sayamayacağım kadar grup takip etmişliğim vardı. Ama Twice gruunu özellikle Sixteen yarışma programında ilk kez takip edip; o yarışmadan sonra oluşturulmuştu grup ki So-mi'nin gruba alınmamasına çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Popülerliği inanılmaz şekilde artmıştı. Ama K-pop dünyasında nesil nesil adlandırdıkları o gruplardan son zamanlarda ilgimi çeken yok. Hatta Girls Generation yeniden bir şarkı yayınlasa ne güzel olurdu diyorum kendimce. Müzik dünyasında büyük bütçeli prodüksiyonlar ve her gün karşımıza çıkan popüler isimlerin arasında, kendi imkanlarıyla kaliteli ve samimi işler üreten bağımsız grupları fark etmek bazen zorlaşabiliyor. Gfriend grubu da böyle bir gruptu benim için. 

Onların popüler olma hikayesi konser fancam videosu ile olmuştu ki; bu grubun Rough şarkısı senfoni orkestra ile çalınmıştı bir müzik töreninde böyle bir kalite K-pop için muhteşem bir inci gibi parlıyordu. Ama dağıldılar ne yazık ki... Ne diyelim artık bizim de gruplarımız artıyor ve bende tam da bu noktada, hem kendi çizgisini koruyan hem de ürettiği dinamik sound ile dikkat çeken harika bir grup tavsiye ile karşınızdayım: Karm6.

Metronom Akademi Yarışmasından Gelen İvme

Müzik yolculuklarında önemli bir dönüm noktası olan Metronom Akademi yarışması, Karm6'nın oluşum hikayesini başlattı. Metronom akademi yarışması youtube de yayınlıyormuş ben son iki bölümüne tiktok ile izlemeye başladım. Crop Top şarkıları hem eleştirilip hem de beğeniliyordu aa yarışmadaki videolarından o zaman bakayım derken son iki bölümde yakalayabilmişim. Hatta fırsatınız olursa grubun keşke benim olsa şarkısının ilk hali; erkekler seslendirmişti şarkı inanılmaz akılda kalıcı. Büyük prodüksiyonlar kenara tamamen yetenek ve emekle öne çıkan grup, yarışma sürecinde sergilediği performansla dikkatleri üzerine çekmeyi çoktan başarmıştı. Kısıtlı imkanlar ile de olsa harika bir ilerleyişleri var. Keşke benim olsa ile çıkış yaptılar ama İhtimal ile inanılmaz bir ivme kazandılar. İhtimal şarkısı hala dinliyorum hala... Tam bir yaz şarkısı ve grubun vokalleri gerçekten güçlü. Özlem, Adilcan, Ezgi, Cesuku, Ada ve Erdeniz'den oluşan bu grupta ana dansçı, rapper herkes kendini geliştirmeye devam ediyor. Yarışmada Özlem; Big5 sürecinden tanınırlığı vardı ama İhtimal ve son yayınlanan Ta Burama şarkısı ile ses kalitesinin güzelliği daha ön plana çıkmış. Ada; biraz eleştirildiğini okumuştum yarışma sürecinde yorumlarda ama gerçekten grupta harika dikkat çekiyor. Sesi yumuşak ve dans ederken mimiklerini kullanmaya başlamış çok tatlı. Ezgi, müzik öğretmenliği mezunuymuş ve grubun ana dansçısı ve rapper; İhtimal şarkısından ses kalitesi çok iyiydi. Erdeniz; Türk pop ses kalitesine sahip sesi ve dinlerken hem fark ediliyor hem de grubun Tarkan'ı diyorlar bence çok haklılar... Cesuku da inanılmaz dansçı ve Adilcan sanırım hem grubun görsel anlamda hem öne çıkanı hem de ana vokali. 

Sürpriz İş Birliği: Serdar Ortaç Teması ve Yeni Dinamizm

Karm6’nın  Serdar Ortaç ile işbirliği şarkısını dinlediniz mi? Grubun bence diskografisinde en çok öne çıkan ve dinleyiciyi yakalayan hamlelerden biri ise Serdar Ortaç ile imza attıkları iş birliği oldu. Pop müziğin ikonik ismiyle yapılan bu beklenmedik buluşma, ortaya oldukça enerjik ve akılda kalıcı bir iş çıkardı. Serdar Ortaç; Şeytan, Dansöz, Poşet bu üç şarkıyı hatırlıyorum ve bana yazın o eski enerjik mutlu zamanlarını da hatırlatıyor şarkılarıyla. Kendisi Türk Pop müzik dünyası için çok öenmli bir sanatçı. Kendi söz ve yazarlığını yaptı Ta Burama şarkısının sound'u, grubun kendi tarzıyla birleştiğinde bugün 2.gün 7 ağustos 2026 cuma saat 00.00 da lansman ile yayınlandı ve dinlediğim tek şarkı. 

Neden Dinlemelisiniz?

Samimi, dinamik ve emek kokan bu tarz projeleri desteklemek Türk müzik sahnesinin çeşitlenmesi açısından çok kıymetli. Yeni, farklı kendini geliştiren grupları dinlemeyi ve sizlerle de paylaşmayı seviyorum. Hem de Karm6, bende önümüzdeki dönemde adından daha sık söz ettireceğe benziyor. Vokal kalitesi çok iyi ve globale de hitap etse de Türk pop müziği bayrağı ile hitap edecek bence; müzik ritim tını, şarkılar bana tamam yaş almış olsam da :) 2000'ler popu çok güzel anımsatıyor. Umarım daha farklı sanatçılarla da işbirliği yaparlar.

Sizler ne düşünüyorsunuz; yorumlarınızı bekliyorum...

30 Temmuz 2026 Perşembe

ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ

Doğum gününde hüsrana uğramanın tesellisini aramak

Çok da uzak olmayan bir dün'de doğum günüm vardı. Aslan burcu olmanın zor taraflarından uzun uzun bahsederdim ama o sonraki yazılara kalsın. Doğum günümde yazımı yazmak isterdim; İyi ki doğdum cümlesi ile başlayarak ama doğum günümü de unutturan bir Akademi Giriş Sınavı'nı atlattım. İnsan senelerce girince alıştı zannediyor ama hayır artık kendini bir Truman Show'da gibi hissetmeye başladığını anlıyorsun. Her sene değişmeyen bir kader gibi kaç puan alırsan sana atama yok deniliyor. Ama tuhaf bir şekilde bu sınav sonrası "tamam" dedim buraya kadar. Olmuyorsa eğer olmayan bir yolu zorlamanın ne manası var. Asla ayırt edici olmayan sorular ile çalışsan da aynı sonuç çalışmasan da...

Durum böyle olunca doğum günümü de; doğum günüm gibi hissetmedim. Doğum günü notlarım ile başlayan cümleler kuramayacağım. Ama yazmaya da ara verdiğim için kendime pek bir kızıp oturdum yazmaya. Öyle bir geçer zaman ki; mevsimlerin değişimini de anlamaz, aynadaki yüzünüze bakar ve tanıyamazsınız. Büyüdüm mü, yaşlandım mı, tükendim mi...Sorular şöyle köşede dursun bu yaşımdaki olgunluğumu da sevdiğimi belirtmek isterim. "Değer vermeyi bilmeyen değer de göremez" cümlesinin değerini bir derece daha anladım. Hayatımda bana değer vermeyen insanlara yer vermeyi bıraktım. İster çocukluk arkadaşı isterse yakın bir tanıdık olsun... Önemli değil artık.

Zamanın birinde ile başlayan çok fazla cümle kurmasam da zamanın birinde değer verdiğim tanıdık, sevdiğim bir çok insana saygımı ve sevgimi kaybettim. Doğum günümde ve yeni yaşımda öğrendim. Küçük bir doğum günün kutlu olsun mesajı yazmayan, kendini dev aynasında gören egosuyla fazla muhabbet eden insanlara hayatımda yer yok dedim. Fazla "hin" fikirli insanlara da tahammülüm kalmadı. 

Acı yoldan öğrenmemek gerekiyormuş bu hissi. İnce düşünceli ve nazik olmanın, hassas olmanın insana yaramadığını... Brukizm(diş sıkma) bende boyut atlarken(yemek yerken sürekli tetikte olmak), kas ve boyun ağrıları; iyi bir çene cerrahı bulamamak, araştırma hastanesine randevu aramak kesintisiz ancak sonuç alamamak ve iki senedir kontrol edilen troidin; hormonal düzeyde normal ancak boğazımda 8 mm nodülün bu sene anlam veremediğim şekilde 20 mm denilmesi ile öyle bir geçer zaman ki dedim. Zaman suratıma vura vura öğretti, gereksiz üzüntülere gerek olmadığını. 

Tabi güzel şeyler yok mu; elbette var. Şükrettiğim, mutlu olduğum hayatın detaylarını çok seviyorum. Bugün inanılmaz bir doğum günü hediyesi aldım hem de üniversite ev arkadaşım göndermiş. Aklımdan bu doğum günümde sürekli mavi menekşeler geçiyordu; fırsatını bulur bulmaz kendime bir buket alacaktım. Arkadaşım da belki bunu hissetti belki de kalbinden uzanan bir ince düşünce ile Lego; solmayan birbirinden güzel içerisinde mavinin de yer aldığı çiçek seti göndermiş. En kısa zaman da tamamlayıp sizlerle de paylaşacağım...