tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2026 Cuma

YAZ EVİ FİLM İNCELEMESİ

(Görsel; Google Görsellerden alınmıştır) 

Yaz geldi. Bu mevsimi seviyordum...Hala seviyorum mu emin değilim çünkü bu mevsimde tatil yapmak yerine sınavlara giriyorum. Anlamsız geliyor artık. Yaz mevsiminin o eğlenceli cıvıl cıvıl enerjisini için kış mevsiminin hüznünü taşıyanlar anlar derler ya; benim bir yaz çocuğu olarak dileğim güzel anılarla bu mevsimin geçmesi. Neyse; bu yazımda uzun zaman sonra bir film hakkında yorum  yapmak için başladım yazmaya. 

Bu arada sırada bir dizi hakkında da yazacağım ama önceliği "Yaz Evi/Summer House" filmine vereyim dedim. Mina Demirtaş'ın başrolünde olduğu bu film de son zamanların çok başarılı oyuncuları da yer almakta. Özellikle Derya Pınar Ak; Prens'in son sezonundaki son sahnesinde çok etkilenmiştim ama onu ilk kez Farah dizisinde izlemiştim. Geçmişe dönmeli bir konu görünce de heyecanlanarak izledim.

Yaz Evi Film Konusu

Filmi Amazon Prime Video'da izleyebilirsiniz. Bu Filmin;  dram, Aile, Romantik ve Fantastik türleri içerisinde barındırdığını söylemeliyim.  "Filmde Selin(Mina Demirtaş), anneannesinin yaz evinin satıldığını duyunca çocukluğunun geçtiği o yaz evine doğru yola çıkıyor. Yaz evinde ise gizemli bir şekilde geçmişe; 90'lara annesinin gençliğine dönüyor. Annesinin gençlik yıllarında Selin; ailesinin kaderini değiştirirken kendi hayatını da anlamlandırır. "

Filmin atmosferini sevdiğimi söylemeliyim. 90'larda doğmuş birisi olarak 2000'ler çocukluğu olarak geçiyor çocukluğumuz ama 90'ların özel olduğunu düşünüyorum. 90'lar poptan hepimizin tavsiye edeceği şarkılar vardır öyle değil mi? Daha mı kolay ezberliyorduk yoksa şarkılar bize mi özeldi bilmiyorum ama Hakan Peker; Karam, Mustafa Sandal Onun Arabası var, Tarkan her şarkısı diyorum, Ali Güven Ardına Bakma Yolcu saymakla bitmez... Temizlik yaparken 90'lar pop motive ediyor diyorlar ya beni ders çalışırken daha çok motive ediyor. Yani o dönemin ruhunu çok seviyorum. Bu filmde de o samimi ortamı hissettim. Şunu özellikle belirtmek isterim ki Twinkling Watermelon gibi Kdramalarda geçmişe gidip anne ve babayla arkadaşlık izlemeyi sevdiğim için bu filmi de çok beğeneceğimi düşünmüştüm ama... Benim için ortalama bir puanlı filmdi. Konu çok güzel işlenebilecekken diyalog eksikliği mi desem konu akmadı bir türlü. Selin karakteri, geçmişe gittiği için o endişeli ve anlamlandırmaya çalıştığı olaylara şaşkınlığı biraz hissiz geldi ama sonra hemen adapte olup annesini anlaması ve destekleyici olması. Hatta küçük de bir spoiler mi bundan emin değilim ama babasını ararken annesinin yanında olan başka bir erkek karakter görünce Twinkling Watermelon dizisinde Ryeoun gibi olacağını düşünmüştüm. Karakter o kadar sevimliydi ki gençlikteki babası ; "Tamam bir sonraki hayatımda senin baban olacağım demişti" çünkü annesini tanıması için çok mücadele etmişti. Ama annesinin yurtdışındaki mektup arkadaşı Selin olarak o yaz evinde kalırken; şunu anlamadım annesinin hayatına güzel bir motivasyon desteği oluyor ama annesi hani bak o kadar sevmiş ki kızına o arkadaşının adını vermiş hissi oluşmadı. Annesi ve babası uyumu çok güzeldi kesinlikle. Filmde bu arada Manifest şarkılarına da yer verilmiş.  

Güncel popüler kültürden uzak kalınmamış ama o anlaşılmadığı için bir zincire hapsolan anne-kız dinamiği ne yazık ki akmayan hikaye de kaybolmuş. 

Sonuç olarak; bir puan verecek olursam 5/10 puan olurdu. Sizler izlediniz mi? Yorumlarınızı bekliyorum.

8 Haziran 2026 Pazartesi

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15 ile Sağlıklı Bronzluk


Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15
 
Tatil planları yapıldı mı? Okulların bitmesine iki hafta kaldı. Alışverişler yapılmadan önce ihtiyaç listesi; deniz kenarı tatil bavulları hazır mı? Evet yaz mevsimi geldiğinde hepimizin hayali; deniz, kum, ve güneşten yeni dönmüş, ışıl ışıl parlayan o kusursuz bronzluğa kavuşmak. Ancak piyasa da yer alan güneş yağlarının bıraktığı o hoş olmayan yapış yapış his, kıyafetlere bulaşan lekeler ve güneşin o zararlı etkilerini önleyici olmaması ile bu hayal biraz gölgede kalabilir. Sizlere bu noktada hem cildi besleyen hem de güneş koruması sunan yeni bir ürün bu yazımda anlatacağım. Tatil listenize bu ürünü eklemenizi tavsiye ederken daha detaylı şekilde de inceleyebileceğiniz bir link de ekleyeceğim.

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15
(Tanıtım yazısından)

Bu ürün sadece bronzlaştırıcı yağ olarak kullanılmaktadır.

"İçeriğinde bulunan kakao, üzüm çekirdeği, havuç tohumu, ahududu ve tamanu yağları sayesinde cildinizin bronzlaşmasına ve nemlendirilmesine yardımcı olurken fesleğen ve zerdeçal uçucu yağları ile kısmen koruma faktörlü bir güneş koruyucu özelliği sağlar. İçeriğinde bulunan ölmez çiçek yağı ile cildinize antiaging ve leke bakım sağlar. Tocopheryl Acetate, Beta-Carotene, Quercetin, Zein gibi bitkisel ekstraktlar ile cildin DNA hasarını engellemeye yardımcı olur.

*Güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce tüm vücudunuza yeterli miktarda uygulayınız.

*Terledikten, yüzdükten veya havluyla kurulandıktan sonra uygulama işlemini tekrarlayınız.

*Açık/beyaz tenliler için direkt kullanılmaması tavsiye edilir. 

*Ürünü güneş koruyucu kullanıp cilt güneşe alıştıktan sonra kullanılması tavsiye edilmektedir."

Phytoil Sunkissed Bronzing

Kuru Yağın;Klasik Yağlardan Farkı

"Yağ" kelimesini duyduğumuz anda aklıma genelde ; ciltte ağırlık yapan, gözenekleri tıkayan ve emilmesi saatler süren ürünler gelmektedir. Fakat kuru yağ teknolojisi bu algıyı tamamen yıkmaktadır. Kuru yağlar, daha kolay emilim sağlayan ve cilt yüzeyinde yağlı/yapışkan bir tabaka bırakmayan özel bitkisel yağ moleküllerinden üretilmektedir. Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil, cildinize sürdüğünüz anda çok kısa bir süre içinde emilir. Cildinizde kadifemsi bir yumuşaklık ve muhteşem bir "Sunkissed" ışıltısı kalırken kıyafetlerinize veya plaj havlunuza bulaşma riskini de en aza indirir.

Neden Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil?

Phytoil’in zengin içeriğinin sizlere sunduğu avantajlara şöyle bir göz atabilirsiniz:

1. Zengin Doğal Yağ Kompleksi ile Derinlemesine Besleme

İçeriğindeki kakao yağı, havuç tohumu yağı, üzüm çekirdeği, ahududu ve tamanu yağları cildin nem kaybını engelleyerek nem dengesini korurken hücresel düzeyde besleme sağlıyor. Havuç ve kakao yağlarının birleşimi, cildin doğal melanin üretimini destekleyerek o istediğiniz bronzluğu hızla yakalamanıza yardımcı oluyor.

2. Yaşlanma ve Leke Karşıtı Koruma

Güneş yaşam kaynağımız. Ama güneşin zararlı etkilerini göz ardı etmemeliyiz. UV ışınları cilt lekelerinin ve ince çizgilerin oluşuma ne yazık ki neden olur. Phytoil Sunkissed, içeriğindeki ölmez çiçek (Helichrysum) yağı sayesinde cilde bakım yapar ve leke oluşumunu engellemeye yardımcı olur. 

3. SPF 15 ile Sağlıklı Bronzluk

E yaz mevsimindeyiz; bronzlaşmak hakkım değil mi? Kesinlikle hem bronzlaşayım hem de cildim tamamen korumasız olmasın diyenler için ideal bir denge sunan bu ürün içeriğindeki SPF 15 koruma faktörü, cildinizi güneşin zararlı ışınlarına karşı kısmen korur.

Şunu da belirtmek isterim ki, Ürün bir güneş kremi değil, koruma faktörlü bir bronzlaştırıcıdır

Maksimum Etki İçin Nasıl Kullanılmalı?

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15’ten en iyi şekilde kullanmak için

*Kullanmadan Önce Çalkalayın

*Güneşe Çıkmadan Önce Uygulayın

*Yenilemeyi Unutmayın

*Yüz Bölgesine Dikkat: İçeriğinde yoğun bitkisel yağlar bulunduğundan, yüz bölgesine kullanımda dikkat etmelisiniz. Bu ürünü vücudunuza kullanırken yüzünüz için özel üretilmiş güneş kremlerini tercih edebilirsiniz.

Bronzing Dry Oil SPF

Bu Yaz Sizin Yazınız Olsun!

Kadim doğal aromaterapi yağlarının şifasını, modern güneş teknolojisi ve göz alıcı bir ışıltıyla birleştiren Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15, cildinizi kurutmadan, leke bırakmadan ve yaşlanma etkilerine karşı koruyarak bronzlaştıran bu ürünü detaylı şekilde incelemek isterseniz sizler için link bırakıyorum. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar; yaz mevsimine hazır mısınız?

1 Haziran 2026 Pazartesi

Aradığın Ferahlık? Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey İlk İzlenimim



Favori çiçekleriniz ve hikayeleri... Bir kitaba sığmayacak uzun bir yolculuk gibi. Ama bu yazımda bugün hikayelerin de ötesinde çiçek dilinde kelimelere ihtiyaç duymadan yapılan bir sevgi itirafı ya da güçlü bir bağlılık anlamına gelen lavantanın başrolde olduğu bir üründen bahsedeceğim. Lavanta çiçeği ayrıca negatif enerjilerden arınmayı da sembolize eder. Phytoil deneyim serimizin ikinci yazısıyla; yaz mevsiminin başladığını haber veren o sıcakların kendini hissettirdiği şu günlerde büyük kolaylık sağlayacak bir ürünle karşınızdayım. İlk yazımızda Phytoil Güneş Kreminden bahsetmiştim. Bugün de tenimize uyum sağlayacak gerekli başka bir rutin üye var: Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey.

Son yıllarda sağlığıma daha çok değer verdiğimi hissediyorum. O ağır kimyasallar, gözenekleri tıkayan, alüminyum ve paraben içeren deodorantlardan kaçma isteğim beni doğal arayışlara yönlendiriyor. Phytoil'in Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey ise tam olarak; "Kimyasallar olmadan, doğanın gücüyle" mesajını bizlere veriyor. Klasik deodorantlardan sonra doğal sprey deodorant ilk kullanım gözlemlerim bakalım neler! Doğal ve sağlığa önem veren ürünleri sizlerle paylaşıp tavsiye edebilmeyi sevdiğimi belirtmeliyim.

Ürün tanıtım yazısından;

LAVANTA-ALOE VERA GEL DEO-SPREY

"İçeriğinde bulunan %100 doğal bitki suları, himalaya tuzu, bentonit kil, kaolin kil, akasya senegal zamk, meyan kökü tozu, nişasta gibi bitki özleri ile terlemeyi dengeler. Kötü koku oluşumuna sebep olabilecek organizmaları durdurucu uçucu yağ özleri ile muhteşem bir ferahlık sağlar. İçeriğinde bulunana aloe vera jel ile özellikle epilasyon sonrası sakinleştirici etkisiyle alkol içermeyen hipoalerjenik deodorant sprey. Alüminyum içermemektedir."

Doğal İçeriğin Gücü: Alüminyumsuz Koruma

Çok geniş bir yelpazeye sahip olan birçok deodorant, terlemeyi önlemek için koltuk altındaki gözeneklerin alüminyum tuzlarıyla nefes almasını engeller. Terlemek doğal bir fizyolojik döngüdür, terlemek kesinlikle sorun değil, sorun oluşan ter kokusudur.

Phytoil markasının ilk yazımda aromasötik uzmanlığını konuşturduğundan bahsetmiştim.Bu ürün içeriğindeki Lavanta uçucu yağı, sadece o bildiğimiz huzur veren kokuyu sunmakla kalmaz; doğal yapısıyla ter kokusunun oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Aloe Vera ise bir nemlendirme uzmanıdır. Hassas ve kuruyan koltuk altını yatıştırır ve yumuşak bir his bırakır. İçeriğindeki en önemli detay ise; formülünde alüminyum, paraben ve yapay esanslar olmamasıdır.

İlk Kullanım Sonrası

Cildimin hassas olduğunu birçok yazımda belirtmişimdir. Dürüstçe gözlemlerimi de sizlerle paylaşmayı seviyorum. Her cilt tipi farklı ve tepkiler de farklı olabilir. Bu yazımda paylaştığım benim kullanım sonrası görüşlerimdir. Bu ürünü ilk denediğimde beni şaşırtan hoşuma giden birkaç detay oldu.

*Jel-Sprey Formunun Rahatlığı: Klasik, sıradan bildiğimiz sprey deodorantlar gibi puf diye yayılan gazlı bir yapısı yok. Kullanım için sıktığınızda hafif jelimsi, berrak hafif bir doku yayılıyor. Çok kolay emilim sağlıyor ve yapış yapış his yok. 

*Kokusu: Sıktığınızda keskin yapay bir koku etrafınızı sarmıyor. Yine de belirtmek isterim lavanta kokusunu baskın bulanlar olabilir ama ben seviyorum, bu ürünü sıktığım anda lavantanın o temiz kokusu çok hoşuma gitti. Kokusu bir süre sonra cildinizle daha iyi uyum sağlayarak gün içinde parfümünüze karşı bir baskınlık oluşturmuyor.

*Kıyafetlerde Leke Yapmama Performansı: Beyaz gömlekleriniz, siyah t-shirtlerinizde oluşabilecek o lekeler hiç hoş değil biliyorum. Sararma, beyaz leke görüntüsünden uzak su bazlı yapısı ile bu ürün iz bırakmadı.

 1 Ay Sonra Neler Olacak?

İlk kullanım izlenimim; duş sonrası temiz cilde uygulandığında gün boyu o temiz ve hafif hissediyorsunuz. Ağır kimyasallar olmadan gözeneklerin nefes aldığını hissedebiliyorsunuz.

Ama yaz mevsiminin çok sıcak geçtiği bir şehirde yaşadığım için yoğun tempolu günlerdeki ter kokusunu önleme performansını daha uzun süre kullanım sonrasında; cildin bu doğal içeriğe nasıl tepki verdiğini gözlemlemek gerekiyor. Bu yüzden, güneş kremi yazımda belirttiğim gibi kullanım sonrası güncelleme yazısı gelecek.

Eğer siz de koltuk altı bakımınızda doğal ürünler araştırıyorsanız, kimyasallara küçük bir ara vermek isterseniz ürünü detaylı incelemek için bıraktığım linke göz atabilirsiniz: 👉 Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey 

Doğal ürünlerin kalıcılığı hakkındaki düşünceleriniz neler? Yorumlarınızı bekliyorum. Ayrıca sırada serinin üçüncü ve son ürününde görüşmek üzere!

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Aranan O Güneş Kremi Bulundu mu? Phytoil SPF 50+ ile Akdeniz Güneşine Karşı Doğal Koruma


Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+ kullanıcı yorumları, Phytoil güneş kremi kullananlar

Sizlerle yeni kelimesine ait güzellikleri paylaşmayı çok sevdiğimi söylemiş miydim? Beni uzun zamandır takip edenler bilir blogum benim için kelimelerin yüklemlerine kavuştuğu paragraflar bütünü değil; hayata dair aldığım küçük notların sığınağı... Bu yazımda da sizlerle benim için yeni ancak 25 yılı aşkın bir tecrübeye sahip bir eczacı tarafından kurulan bir marka olan Phytoil bahsedeceğim. Doğadaki saf bitki ekstreleri ve yağlarını tıbbi bilgiyle harmanlanarak oluşturulan %100 doğal içerikli ürünler mi? İşte bu ürünler kendime değer veriyorum ürünleridir. Phytoil markasından tam üç ürün sizlere aktaracağım. 

Bunu bir seri gibi düşünebilirsiniz. Phytoil Photoprofection Cream SPF 50+ içerik ve henüz ilk kullanımdaki etkileri ile serinin devamında ise tavsiye listemin kaçıncı sırasında yer alıp bir ay sonrası kullanım hakkında olacak. Şimdiden belirteyim.

Ürün Tanıtımından;

PHYTOIL PHOTOPROTECTION CREAM SPF 50+

"Yüksek koruma ihtiyacı olan yetişkin kişiler için geliştirilmiş; bitkisel yağ ve ekstraktlarla zenginleştirilmiş, geniş spektrumlu UVA/UVB mineral ve organik filtre sistemi içeren, suya dayanıklı etkin SPF 50+ koruma sağlayan güneş kremi.

İçeriğinde bulunan avokado, nar çekirdeği, üzüm çekirdeği, ahududu, tamanu, karite yağı ve ölmez çiçek, fesleğen ve zerdeçal gibi yüksek güneş koruma sağlayan yağlar, meyan kökü, kırkına ekstresi, kersetin, zein, ubikinon gibi bitki ekstratlar ve E vitamin,hyaluronik asit, mineral filtreler ile korumayı artırırken, cildin ihtiyacı olan kolajeni destekler, cildin hassasiyetini giderir. Güneşe çıkmadan yarım saat önce, süreceğiniz yüzey alana göre yeterli miktar iyice yayılarak sürülmelidir. Koruyuculuğun stabil olması için 2 saatte bir tekrar edilmelidir."

"Aromasötik" Güç: Sıradan Güneş Kremlerine Küçük Bir Ara

Dermogüzellik piyasası çok geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olsa aradığımız işte "bu" diyebileceğimiz güneş kremlerini bulmak ne yazık ki zor. Ancak Phytoil'i bu piyasa kulvarında farklı kılan "Aromasötikler" akımının önde gelen ismi olması. Formülünde sadece yapay içerikler değil; fizyolojik olarak cildi hücresel boyutta koruyan, besleyen bitkisel esanslar bulundurmasının yani sıra kolajen desteğinin de olması. 

Yaz aylarında güneş kremi olmadan dışarı çıkmayı düşünemiyorum bile. Güneş o güzel yüzünün tam tersi olan cildimizi yakan lekeleri koyulaştıran ve kolajen yapısını etkileyerek erken yaşlanma belirtilerini tetikleyen olumsuz yönlerini gösteriyor. Bu güneş kremi ise yüksek koruma faktörü ile (50+) UV ışınlarına karşı koruma sağlarken; leke karşıtı ve kolajen onarıcı etkisiyle çoklu bir bakım sunmayı vaat ediyor.

İlk Kullanım, İlk İzlenim: Cildimdeki O His

Buğday tenli bir insanım ve çok çabuk güneş farkını cildimde görebilirsiniz. Yaz mevsiminde hemen cildimin tonu değişebilir. Güneş Kremlerinde de korktuğum bir özellik; kireç görüntüsü bembeyaz, maske gibi yapay duran ve cildimin kabul etmemesi... Hele ki benim gibi güneşin şehrinde yaşıyorsanız o nem ve sıcak ile birlikte ciltteki ağırlık hissi gün boyu rahatsız hissettirebilir.

* Yapısı ve Emilimi: Krem, ilk sıkıldığı anda yoğun gibi görünse de hemen cilt ile uyumla emiliyor. O beyazlık sanki çok güzel bir ten eşitlemesi yapıyor ve nem sağlıyor.

*Kokusu: Aromaterapinin o sakinleştirici esanslarının kokusunu alıyorsunuz. Özellikle içeriğindeki o hafif zerdeçal kokusunu sevdim. Kimyasal bir koku gibi yapay gelmedi. 

*Makyaj Altı Performans: Bahar ayının son günlerindeyiz. Sıcak kendini şimdiden gösteriyor. Bu geçiş süreci ve yaz mevsiminde ağır makyajlar hemen hemen hiç yapmam. Ancak kullanım sonrası hafif bir bb krem ve allık gibi günlük makyaj deneyimime göre çabuk emilim sağladı. Sanki o doğal görünümü destekledi. 

Kullanım Yolculuğunun İlk Adımı 

İlk üç günlük deneyimimin özeti: Cildimi güneşin o yakıcı etkisine karşı korurken cildimin ihtiyaç duyduğu nemi de sağladı. Uyum kolay sağladı, kusma yapmadı.

Leke sorunum çok şükür yok ama kolajen onarımı konusunda pozitif anlamda güzel beklentilerim var. Bu etkiyi tam gözlemek için bir ay düzenli kullanmak istiyorum. Hassas ciltler yine de küçük bir alana deneyip o şekilde cildin tamamına uygulayabilirler. Her cilt yapısı birbirinden farklı çünkü. Sonucu da sizlerle paylaşmak için şimdiden heyecanlıyım.

Sizde yaz o yakıcı sıcağını henüz tam anlamıyla göstermemişken alışveriş listenize bu ürünü eklemek isteyebilirsiniz. Ürünü incelemek için bıraktığım linke göz atabilirsiniz. Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+ Yorumlarınız benim için çok değerli; bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

27 Nisan 2026 Pazartesi

STEFAN ZWEIG/YAKICI SIR KİTAP YORUMU

YAKICI SIR KİTAP YORUMU
 

Farkındayım, daha çok kitap yorumu yazmalıyım. Ekranlara bu bakar bağımlı olmak yerine kitap okuduğum günleri özlüyorum. Yaş aldıkça nerde çocukluğumun zamanları demeyeceğim; ama büyük bir kütüphane oluşturduğum o günleri özlediğimi dile getireceğim. Bir sandık çeyiz; bir sandık kitap... Benim de böyle bir sandık kitap... Okumanın insan zihnini, ufkunu geliştirerek genişlettiğini klasik herkes söyleyecektir ama okumak yalnızca bunlarla sınırlı değildir. Başka hayatları, insanları anlamak ve dinlemek ve aslında hissetmektedir. Duyguların kelimeye ihtiyacı olmaz diyenlere inanmayın; edebiyat başlı başına bir duygu deryasıdır. Gelelim Stefan Zweig kitaplarına... Bu yazar tutkulu ve saplantılı insan ilişkilerine yer vermeyi bence seviyor. Daha önce de birçok eserine bloğumda yer vermiştim ama bu kitabını şimdi bitirdim. Başladım sizler için yazmaya;

YAKICI SIR KİTAP ÖZETİ;

"Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron; zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık ederek işe koyulur. Yakıcı sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikayesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara göründüğünden çok daha berrak görünmektedir."

Kitap sayfa sayısı:88

Bir oturuşta okuyabileceğiniz bir kitap diyemem ancak oldukça sürükleyici ve olayın karakterlerin tüm heyecanını gerilimini bir okuyucu olarak hissedebiliyorsunuz. Bu anlamda bu hikaye; akışı ile tavsiye listesinde yer alabilir. Baron; iznini herkesle aynı zaman diliminde kullanmak zorunda kaldığından kendini sıkıcı bulduğu bir tatilde bulur. Herkesten önce gelmiştir, tek bir tanıdık yüz hatta onun için birkaç eğlenmek için zararsız flört edilecek bir kadın da yoktur bu tatilde.  Birkaç gün sonra lobide yabancı bir ses kulakları işitir. Bir kadın ve çocuğu Fransızca diyaloglar ilgisini çeker. Bu yabancı kadın ise zararsız flört için uygun adaydır onun içindir. İlk adımını oğlu ile arkadaş olarak temkinli ve dikkatli atar. Küçük çocuk yaşıtlarına göre algısı oldukça yüksek bir çocuktur. Olayların gidişatını tam olarak anlayamasa da annesinin bir hata yapacağını sezer. Sonrası...

"Kendi başına kalma eğilimine asla sahip değildi ve kendisini daha yakından tanıma isteğini de hiç duymadığından bu türlü yalnızlıklardan olabildiğinde kaçınırdı."(sf2.)

"Yalnızca başlangıçtaki vesileye bakmakla yetinirseniz bir sevginin gücünü yanlış değerlendirirsiniz, aslında öncesinde gerilime, ruhun bütün büyük sarsıntılarına zemin hazırlayan, yalnızlığın ve düş kırıklıklarının yarattığı o bomboş karanlığa bakmak gerekir."(sf14)

"Yaşanmamış duygular burada birikerek ağırlaşır aşırı ağırlaşır ve değeceğine inanılan ilk kişiyle karşılaşıldığında alabildiğine boşalır..." (sf14)

"Bazen çocukları bizim gerçek addettiğimiz dünyadan ayıran sadece incecik bir perdedir ve rastlantısal bir rüzgarla açılıverir."(sf.36)

Küçük çocuğun algısı mükemmel bir bakış açısı ile yansıtılmış. Hem hassas hem de dikkatli bir bakış açısı... Annenin ise ömrü boyunca duyacağı pişmanlığın o keskin acısını kitabın son sayfalarında aktarılmış.

Amok Koşucusu eserinden sonra beğendiğim ikinci eser... Zweig sarsmayı çok seviyor. İnsanın içindeki o derin saklantılarını bir anda su yüzüne çıkarmadan yavaş yavaş işleyip bir anda bitiriyor...Şimdilik yorumlarım bu kadar...

Sizler okudunuz mu bu kitabı?

20 Nisan 2026 Pazartesi

PERFECT CROWN DİZİ YORUM


IU'NUN YENİ DİZİSİ

(Görsel Pinterest'ten alınmıştır)

Güncel bir dizi yorumu ile bu güzel güne başlayalım, olmaz mı!  Güncel dizilerin bir eksi yanı bitmeden heyecanla yazmaya başlıyorum ama sonunda o heyecanım kalıyor mu gerçekten emin değilim. Umarım bu dizi de benim heyecanımı azaltmaz.  Hangi diziden mi bahsediyorum? Perfect Crown dizisinden... Dizi başrol oyuncuları IU, Byeon Woo-seok, Noh Sanh-hyun ve Gong Seung-yeon'un başrollerini paylaştığı  10 Nisan tarihinde yayınlanmaya başlayan bir Güney Kore televizyon dizisi... Dizi anaysal monarşinin devam ettiği Kore evreninde geçiyor. Bu şekilde başlangıç Düşlerimin Prensi dizisinde de vardı. Ya monarşi devam etmiş olsaydı nasıl bir kadere sahip olurlardı. 

Dizinin konusu;

Bir chaebol ailenin ikinci çocuğu hatta gayrimeşru olarak adlandırılan kızı olan Seong Hui-ju(IU)'nun veliaht prensin naibi olarak görev yapan ikinci prens ile sözleşmeli bir evliliğe karar vermelerini konu alıyor. Dizi yayınlanma tarihi birçok kez değişse de 10 Nisan 2026'da yayınlanmıştır. Cuma- Cumartesi günleri dizi izlenmektedir. Seong Hui-ju başarılı, zeki bir iş kadını olmasına rağmen sıradan vatandaş olarak görülüyor. Çünkü gayrimeşru bir varis; kral naibi Prens I-an ise yaşamındaki zorluklarla baş edebilmeye çalışıyor. Ama halk tarafından çok seviliyor. Bu çiftimizin beraber mücadele edeceği zamanları merak ediyorum.

IU; harika bir şarkıcı ama iyi bir oyuncu mu emin değilim. Çünkü izlediğim dizilerinde sanki hep aynı karakter gibi. Dream High, Moon Lovers Scarlet Heart Hyo dizilerinden itibaren biraz abartılı ve coşkulu bir oyunculuğu var sanki. Seong Hui-ju rolünde de bana o geçmiş oyunculuklarını anımsattı yeni bir karakter gibi gelmedi. Oysa Seong Hui-ju çok zengin bir kadın; ancak gayrimeşru bir evlat olduğu için onaylanmak için hep en iyisi olmuş. Mücadele etmiş, akranlarından gelen o sık alt sınıf aşağılamalarına rağmen özgüvenli ve stratejist bir iş kadını olmuş. Evlilik yoluyla da aslında ailesinin babasının; onun kaderi hakkında söz sahibi olmasının önüne geçmek istiyor. Bu yüzden Prens I-an'a evlilik teklifi sunuyor.

Byeon Woo-seok ilk kez dizisini izledim. Evet çok populer özellikle Lovely Runner dizisi ile diziyi izlemesem bile aşırı sevildiğini yorumlarda okuyordum. Çok yakışıklı sanırım modelmiş. Dizide ise Prens I-an rolünde ve varlığı ile kral için tehdit oluşturduğunu düşünen Kraliçe Dowager Yoon Yi-rang'ın gözetiminde... Kraliçe onu siyaseten bir evliliğe zorlamak için bakı yapıyor.

Kraliçe Dowager Yoon Yi-rang rolünde Gong Seung-yeon; kendisini Twice grubundan Jeongyeon'un ablası olarak ilk kez tanımıştım. Ekileyici gözleri ve iyi bir oyunculuğu var. Dört bölümde şu hissi izleyici olarak bana hissettirdi; Prens I-an'ı oğlu kral için tehlike olarak hissediyor ve onun geleceğini güvence altına almak için hareket ediyor. Yardımcısı da babası tabi bu tarihi dizilerin klişesi biliyorum ama yine de izlerken rahatsız hissetmedim. Zaten sınıf farkının çok belirgin olduğu bu evrende asil ve siyasi anlamda baskın bir aileden geldiği hissediliyor karakterin.

Dizimizin başbakanı ise Başbakan Min Jeong-woo rolünde Noh Sang-hyun; oda siyasi bir aileden gelen Prens'in ve Seong Hui-Ju'nun okul arkadaşı. Kraliyet akademidenler yani... Geçmişi hem ona nüfuz hem de bir güç sağlıyor. Çok karizmatik.

Tarihi, monarşi dizileri sevenler için ilk dört bölüm için yorumun tavsiye edilir bir dizi; puanı da şimdiden oldukça yüksek. Kaliteli ve masraf edinilmiş; dizinin yan karakterleri şimdiden ilgi çekiyor. İkilin çift kimyası çok güzel. IU şanslı bir oyuncu; bir tane bile uyumsuz partneri oldu mu bilmiyorum. Klişe ve bilindik bir konu işlense de aşkın zorluğu kavuşmak için unvanların getirdiği o sorumluluklar ekseninde Seong Hui-ju karakteri kadın gücü gerekli dizilerde işlenmesi. Korunmaya muhtaç kadın karakterler yerine güçlü, ayakları üzerinde duran ve çevresinin olan biteni farkında eğilmeden mücadelesini veren karakterlerin her zaman yanındayım. İlerleyen bölümler ne getirir bilmiyorum ama Seong Hui-Ju'nun ve Prensin mutlu sonunu izlemeyi istiyorum.

Sizler bu diziyi izlemeye başladınız mı?


5 Nisan 2026 Pazar

TAM KAPANDI DERKEN TEMU


temu farmland ucretsiz kulaklik

Temu Farmland Bitirme Rehberi: 1 Yılda Gelen Ücretsiz Kulaklık!
Temu tam kapandı derken ben de azmime şaşkınım. Bir yıl süresince pes etmeden Temu Farmland oyununu tamamladım ve sonunda beklenen hediyem bana geldi. Birçok arkadaşım pes etti ama bazen ucu bucağı olmayan bir umutla ve belki de sonuca ulaşmak için pes etmiyorum. Sonuç olarak ise birçoğumuzun "asla bitmez", bitse de artık gelmez ki dediği 365 günün sonunda ücretsiz kulaklığa nasıl ulaştığımı sizlerle paylaşmak istedim.Bu yazımda, Farmland'in o bitmek bilmeyen son %0.01'lik dilimini nasıl geçtiğimi, gümrük sürecini neler yaşadığımı ve gelen kulaklığın kalitesini tüm detaylarıyla bulacaksınız.

temu ucretsiz kulaklik

Temu Farmland oyunu aslında hepimizin bildiği Farmville oyunu gibi. Gün içerisinde belirli şekilde su biriktirip bahçe sulayarak tamamlamaya çalışıyorsunuz. Ama oyuna başlarken sizden iki ücretsiz ürün seçmeniz isteniliyor. Seçtiğiniz ürünleri 3 kez değiştirme hakkınız var. İlk aylarda çok hızlı ilerlese de daha sonraki aylarda davet ve bu oyunda olan başka kişilerin yardımı olmadan ilerlenmiyor. Tanıdık kim varsa bu oyuna davet ediyorsunuz. Oyuna ilk başladığımda aslında Temu yurtdışından ürün satın almak herşeye rağmen daha kolaydı. Şimdi biliyorsunuz ürün satın alırken gümrük vergisi ödeseniz de ürün; gümrükte kalabiliyor ya da aldığınız fiyata değmeyecek şekilde zararda oluyorsunuz. Temu bu sorunu yerel satıcılar ile çözmeye çalıştı. Yani Türkiye'de depo açtı ve şu anda ekranda yerel satıcılar, ürünler bulunmaktadır. Oyunun sonuna yaklaştığımda beklentim o kadar azalmıştı ki ancak şunu da anlamış oldum. Temu; kullanıcılara gerçekten değer veriyormuş. Seçtiğim iki ürünün değeri de toplanarak bana alışveriş yapmam için oyun sonunda kupon verildi. Yani seçtiğiniz ürünleri ücretsiz satın almıyorsunuz bunun yerine ürünler değerinde kupon veriliyor. 
PELL KULAKLIK 

Güncel durumlardan dolayı gümrük vergisi ödediniz mi;
 diye sorulacaktır. Buna şu şekilde cevap vereyim; Temu ülkemizde depo açtığı için ürünler de ülkemizdeki satıcılardan size gönderiliyor. Bu yüzden ki buna seviniyorum hiçbir ücret ödemedim. Teslimat süreci ise oldukça hızlıydı. Sadece ürün paketini açtığımda kulaklığın yer aldığı o beyaz plastik koruması kırılmıştı. Yani kulaklığa birşey olmadan gelmesi mucize. 

Peki 1 yıllık emeğime ve pes etmeme değdi mi?
Bence değdi. PELL EAR-21 KULAKLIK fiyatlarına baktığımda aslında kullanılan ve aranılan bir tasarım olduğunu gördüm. Bu anlamda tavsiye de edebilirim ve kulaklık hakkında sizlere küçük detaylar da verebilirim.
PELL BEYAZ KULAKLIK

Kulaklık  5 saat kesintisiz müzik keyfi sunmakta. Dokunmatik kontrol, ergonomik tasarım, ve rahat cevap verebileceğiniz şekilde. Kulaklık; kulağınızda uzun süre dursa da rahatsızlık vermiyor. Hafif bir yapısı var. Kutu içerisinde ise; kulaklık kabı, iki adet kulaklık, şarj kablosu bulunmakta. Küçük bir eksi ise kulaklık ucundaki beyaz plastik koruyucu yedeği bulunmuyor. Ses kalitesi ise birçok popüler kulaklık markalarına ulaşabilecek düzeyde. Çift bağlantı özelliği yok; bütçe dostu öğrencilerin kolaylıkla erişebileceği; konuşurken parazit sesler yaşamayacağınız bir kulaklık.

Sizler ne düşünüyorsunuz? Bir yıllık emeğime değmiş mi?


24 Mart 2026 Salı

FLYING TIGER SURPRIZ KUTU


Flying Tiger Sürpriz Kutu İçeriği; kapsamlı ürünleriyle satın alınan fiyattan çok daha fazlası olduğunu göstermekte, küçük mutluluklar için böyle sürprizler güzeldir

Geçmiş Ramazan Bayramımız mübarek olsun. Çocukluğumdaki bayramlar diyebileceğim kadar yaş aldım mı bilmiyorum ama bayramlar artık daha sakin; kalabalıklar insan kalbinden yerini ıssız bir yalnızlığa bıraktı sanki. O heyecanı bende kalbimde hissedemiyorum; sanırım çocuk olmanın güzelliğiydi bu. Ya da insanların günümüzde astrologların söylediği gibi Kova Çağında bireysellikleri daha çok önemsemesi. Bu konuda daha sonra bir yazı yazacağım ama şunu belirtmek de isterim ki bayram mesajına şikayet edenleri görmüyoruz yüz yüze görüşelim anlamında; artık bayram mesajını bile çok görüyor kimi insanlar. Sen mesaj yolla diyeceksiniz ama senelerce bayram için sevinçle mesaj attığım zamanları geride bıraktım gördüm ki arkadaşlık olsun, akrabalık olsun tek taraflı özen yalnızca yükmüş. Herhangi bir sorumluluk hissetmeyen bencil duygulara sahip insanlar daha mutlu ama...

Neyse bayramın üçüncü günü Adana'da Karaca mağazasının hemen yanında birleşik gibi de düşünebilirsiniz bir Flying Tiger mağazası açıldı. Çok tatlı ve şirin peluşlar, defterler, eğitici oyuncaklar, mutfak eşyaları herşey var. Alışveriş açılalı uzun zaman olmasına rağmen yapmamıştım. Ama evet; viral ürünler ister istemez insanların zihninde yer ediniyor.  Çok fazla Flying Tiger sürpriz kutu açılımı görüyordum hoşuma da gitmeye başladı dedim bende şansıma güveneyim  :) Mağazada çok fazla farklı yaş gruplarından insan vardı. Adana'da iki gün sarı kod uyarısı verilmişti; sağnak yağış durmadı. Üçüncü gün de tatilin son günü olup yağmur da gündüz yağmayınca herkes cadde üzerinde yer alan alışveriş mağazalarındaydı. Öncelikle en ağır paketi tercih ettim, birkaç paketin ağırlığını kontrol ederek. Toybox'tan ses kaydedici çıkmamış birisi olarak hani az da olsa bir acaba kötü ürünler çıkar mı demeden de edemedim ama beni mutlu etti içerik. 

Kimi viral ürünleri paylaşıyorum; özellikle Dubai çikolatası videom 1,5 milyon instagramda izlenmişti. Bana bir katkısı oldu mu derseniz inanılmaz garip yorumlar dışında izlenme geldi. Tavsiye edebileceğim ürünleri sizlere instagram da paylaşmayı seviyorum. Bu paketi de 360 lira gibi bir fiyata satın aldım. Bunu özellikle belirtiyorum içerik ürünleri kendi başına 330 lira ajanda 450 lira da peluş oyuncaktı sanırım.

*Senenin üçüncü ayı sonundayız ama böyle bir defter ki defter hediyeleri daima beni mutlu eder; çok hoşuma gitti. 

*Mini peluş hem sevimli hem de kendi çantasına girecek kadar da küçülüyor.

*İkili kurdela silgi

*Mini notpad

*Renkli sticker; bunu tam anlamadım ama sanırım cilt için. 

*Kırmızı tükenmez kalem; gamer itemli ... 

Hediye vermeyi çok severim. Allah verdikçe daha fazlasını senin için nasip eder derler. Nasibimiz gönlümüzden gelen bir derya olsun inşAllah. 

Sizler ne düşünüyorsunuz; eğlenmek için de olsa güzel ürünler çıkınca sevinmeden edemiyor insan öyle değil mi?

18 Mart 2026 Çarşamba

BOYFRIEND ON DEMANDS KDRAMA


Boyfriend on Demand Kore Dizisi; doğru ve sağlıklı ilişkileri sorgularken; yorgun bir savaşçı gibi yaşamın gerçekliğinden uzaklaşmamanın mesajını da vermektedir. Sizler için ince detaylara dikkat eden insanları önemsemeliyiz

(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

Blackpink grubunun üyesi Jisoo'nun dizisini izlediniz mi? Bu kızın gerçekten doğal bir güzelliği var. Grup içerisinde de globale açılan üyelere göre Güneykore'de en popüler üye de sanırım. İdol, oyuncu geçişleri biraz riskli görünse de sevdiğim oyuncular elbette var. Yoona, Sooyoung ki neredeyse son dizilerinde özellikle idol şarkıcı değil de en başından itibaren oyunculuk yapıyor gibi hissettiriyor. Jisoo'yu da ilk  The Producers'da izlemiştim. Bu izlediğim ikinci dizisi. Ramazan ayında özellikle vakit geçsin diye izlemek için bir seri arıyordum. 10 bölümlük bir dizi olan Boyfriend on demands dizisini izlemeye başladım. Üç günde bitti çünkü atlayarak izledim resmen.

Boyfriend On Demands;

başrollerinde Jisoo, Seo In-guk yer aldığı bir romantik komedi yapımı. Kariyerindeki o yorucu tempodan bunalan webtoon yapımcısı Seo Mi-rae (Jisoo), kendisine 30 günlük ücretsiz deneme imkanı ile abonelik tabanlı bir sanal gerçeklik uygulaması hediye ediliyor. 30 günün sonunda da bir değerlendirme yapması isteniliyor. Bu uygulama gerçek dünyanın o karmaşık ve yorucu ilişkilerinden bir kaçış yolu sunar. Bu sanal gerçeklik uygulaması; hatta adı da "Hazır Sevgili" uygulaması ideal eşleşmeler için programlanmış çok çeşitli partnerlerle etkileşim kurabileceği sana bir dünya oluşturuyor. Hatta uygulama satın alan kişilerin kendilerine ait bir ev; yaşantı dünyası var. Ancak bu simülasyonda daha fazla vakit geçirdikçe  gerçek romantizm ile profesyonellik birbirine karışıp sınırlar bulanıklaşıyor. Seo Mi-Rae ile bu gerçek dünyadaki Park Kyeong-nam(Seo In-guk) arasında o da webtoon yapımcısı ve bir hoşlanma başladığında sanal ve gerçek dünya duygu sınırı anlamlandırma sürecine giriyor.

Love Alarm dizisini izlediniz mi bilmiyorum ama o dizi de durağan olsa da bir izleme motivasyonu izleyiciye sunuyordu. Bende bu diziyi Love Alarm esintileri mi yoksa var diyerek sizlere izlemeniz için hazırladığım bir Güneykore drama tavsiye listesine ekleyecektim ama işte bir kocaman bir ama... Büyük bir potansiyel olan o uyumun diyalog azlığı ile harcandığını düşünüyorum. Çok ünlü ve tanıdığımız bir sürü erkek oyuncu da dizide özellikle uygulamada var. Choi Si-won ki onu gördüğüme o kadar sevinmiştim ki aklımda güzel dizileri vardı o da idol-oyunculardan... Yani pahalı bir yapım; bu kadar ünlü oyuncuyu bir araya getirmek için harcanan bütçeyi düşünemiyorum. Ama keşke senaryo içinde aynı özeni gösterselermiş. Hep şunu izlerken bekledim bu kız çok yorgun; haklı sebepleri de var anlıyorum ama arka plan hikayesini biraz daha yoğun anlatabilirler miydi; bence evet. Erkek başrol ise kadın başrolden hoşlanma durumu da tesadüf hatta kore dizilerinde sıklıkla duyduğumuz kelime "unmyeong" Türkçe çevirisi tesadüf denilmiş ama kader olarak ifade ediliyor sanırım. Karşılaşmamız, aynı asansöre binmemiz, hediye çekilişinde onun hediyesini kadın başrolün alması gibi... Tamam bu aşk, hoşlantı güzel biraz daha açayım hikaye de yok. Hoşlandı süreç devam etti gitti kıza açıldı gibi. Kısa ve net... Bu arada erkek başrol de çizim yapıyor ama daha saklı daha örtülü bir hikayeye mahkum ediliyor onun tarafı. Mi-rae'nin çok yakın bir kız arkadaşı var; çok da güzel bir kadın; onun yer aldığı sahneleri daha çok izledim.

Jisoo; iyi bir oyuncu mu elbette yorum yapamam ama izlediğim ilk dizisinde çaylak idol rolündeydi zaten başka dizilerini de izleyip öyle yorumlamak isterdim. Seo In-guk evet onun izlediğim çok dizisi var. Uyumları da güzeldi o aralarındaki elektriği izleyici hissedebiliyordu bence. Ama anlatılan hikaye havada kaldı sanki.

Sosyal medyada özellikle tiktok'ta çok bu diziyi öven yorumlar ve editler gördüm ama bence hayranlar biraz izleyici gözüyle de bakmalı. Diyalogların azlığı, duygusal geçişlerin sınırlı olması hissettirilememesi ile izlerken sıkıldığımı söylemeliyim.

Benim için en sevdiğim detay ise sanal gerçeklik uygulamasında renklerin sepya rengi gibi sarı, biraz hayal tonlarında olması çekimin o ayrımın hissettirilmesi oldukça başarılıydı. 

Dizi hakkında yorumlarım bu kadar; sizler izlediniz mi? Yorumlarınızı bekliyorum....

11 Mart 2026 Çarşamba

SAĞLIKLI HURMA TOPLARI

Sağlıklı Hurma Topları tarifi 

Ramazan çok özel bir ay; zamanın aslında çok hızlı aktığı yetişmek için oradan oraya koştururken gecenin o muhteşem sakinliğinde var olmanın inceliklerini öğreniyoruz sanki. Yenilen her yemek bereketi ile...İtiraf ediyorum ama çok çaykolik ya da kahvesever değilim ama rutinlerimle mutluyum. Günde bir fincan Türk kahvesinin tadından daha çok kahve içilirken geçen o zamandaki sakinliği, düşünceleri bir kenara koymayı seviyorum. Açlık, susuzluk oruçken zorlamıyor çok şükür ama bazen o sakince düşüncelerimi bir kenara koyduğum o anı özlüyorum. İftar sonrası elbette bir Türk kahvesi içiyorum ama mide yavaş yavaş küçülüp pek birşey yemek istemiyor. Böyle olunca da daha sağlıklı eşlikçiler olsun diye düşünüyorum.

Hurma favori yiyeceğim değil yani aklıma gelmez yemek. Ama biliyorum ki hem tavsiye edilen hem de sağlıklı bir yiyecek. Yaş aldıkça da sevmediğim, aklıma gelmese bile yemeliyim vücuduma faydalı olması açısında birçok tarif kendimce deniyorum. Bir kısmını en azından sizlerle de paylaşmak istiyorum. Sahurda kahvaltılık çikolata yemeyi tamamen bıraktım. Kansızlık, demir eksiliği derken çikolata gibi tatlılar ani kan şekerinin yükselmesine de neden oluyor kendimce gördüğüm kadarıyla. Hiç alışkanlığım olmadığı halde fıstık ezmesi bu öğüne ekledim. Muz ve üzerine biraz fıstık ezmesi ile sahur tatlı ihtiyacım gitmiş oluyor. Hurma da madem yemek aklıma gelmiyor sağlıklı hurma topları kahvenin yanında güzel olur dedim. 

10 hurmayı çekirdeklerinden çıkarıp sıcak suda beklettim. Hurma, kakao ve biraz ceviz mutfak robotundan geçirip el ile yuvarlanabilecek hale getirdim. Bu arada içerisine koymak için fıstık ezmesini de küçük parçalar halinde buzdolabında biraz bekletmiştim. Onu çıkarıp yuvarladığım hurma toplarının içerisine ekledim. Son olarak ise dışı için benmari usulü erittiğim çikolataya batırdım. Güzel oldu tek bir tanesi bile bence yeterli geldi. Şekersiz bir Türk kahvesi ile ideal kesinlikle. 

Fıstık ezmesi tutkunlarına saygı duyuyorum ama yerken sanki tahin tadı baskın gibi geldiği için başka yiyecekler ile karıştırıp yemek daha kolay sanki. Özellikle muz ile birlikte yenildiğinde kan şekerini daha yavaş etkilediği için tokluk hissinin uzun sürdüğünü okumuştum. Kendi açımdan ise sahurda yedikten sonra gün içerisinde şeker ihtiyacı hissetmedim. 

Şimdilik yazım bu kadar sizlerin de yorumlarınızı beklerim....

6 Mart 2026 Cuma

RAMAZAN AYINDA GÜLLAÇ

Güncel Güllaç Fiyatları

Instagram algoritması Ramazan ayında bozuldu. İki haftadır dikkat ediyorum; Ramazan'a özel tarifler veya viral bazı yiyecekler dışında sanki dikkate almıyor Instagram. Küçük bir hesabım var; büyümesini en azından 10k takipçim olmasını isterdim ama yarısında takıldı hesabım. Takipçi sayısından daha çok destek görmemek biraz üzücü. Dünyanın farklı ülkelerinden hesaplar birbirini özellikle de küçük hesapları çok fazla destekliyor. O yüzden bu yazıma Instagram hesabımı ekleyeceğim ve takip edenlere dönüş mutlaka yapacağım.

Bu yazımda ise enflasyon, artan hayat pahalılığı fiyatların inanılmaz değişimi de bir kenara 2 dilim güllaç fiyatının 227 lira olmasından biraz bahsedeceğim. Güllaç aradığım, özellikle yemek istediğim bir tatlı değil; sütlü tatlılar konusunda biraz daha seçiciyim sanırım. Ama Ramazan ayında özellikle hafif olması mideyi rahatsız etmemesi, iftar davetine çağırıldığınızda ikramlık hediye götürmek için güzle bir tatlı. Orman meyveli de başarılı bulduğumu söylemeliyim. Orman meyvesinin tatlı ekşi lezzeti ile süt tadının biraz daha kırılması anlamında sevdiğimm tatlı tavsiye listesine en azondan girebilir bir lezzet.

Ama bu pahalılığa şaşırmadan edemeyeceğim; güncel olarak mahallemde son iki yılda oldukça popüler olan yerin bazı fiyatlarını paylaşacağım. Burası Adana'da belli başlı markaları gerisinde bıraktı. Biraz daha uygun fiyat, taze ve geniş çeşitlilik ile.

1 kilo çikolatalı ek 460 lira

Tereyağlı simit 28 lira normal simitte 22 lira 

Yaş pastalar ise 6 kişilik en az 650-1250 arasında 

1 kilo klasik baklava ise 1.210 lira 

Her bayram mutlaka 1 tepsi olmasa bile baklava alabilirken şimdi babam evde acaba yapamaz mısınız; diyor. 

Bir kahve içebilmek dışarıda gerçekten lüks hale geldi. Oysa bunlar gayet normal ve ulaşabilir durumda olmasını diliyor insan. İlkokulda iken simit ve şalgam bizim için ara öğün gibiydi herkesin ulaşabileceği ki bende çok yaş almış sayılmam 1 liraydı harçlığım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde son sınıfta i ken arkadaşım beni ziyarete gelirken gidiş dönüş uçak biletini 98 liraya almıştı. Çok uzak bir zaman dilimi de değil 10 sene önce. Şimdi bir vize başvurusu 182 dolar ve Türk lirasına çevrildiğinde 8 bin lirayı geçiyor. Bayram için kıyafet almak ise tam bir bilinmezlik en orta halli markalar dahi bin liradan başlıyor. 

Bilgisayar yenilemek o kadar imkansız geliyor ki şu sıra; hiçbir teknolojik alet bozulmasın diye dua ediyorum. Bugün bir göz damlasına ki ara ara paylaşırım 187 liraydı 2 sene önce ben bugün 900 lira ödedim. Eczacı daha da artar diyor. İşsizlik ağır bir yük ama zorunlu harcamaların dahi bu kadar fazla olması üzücü...

Instagram; @camdanduslerblog

22 Şubat 2026 Pazar

OUR UNIVERSE KDRAMA YORUM

 


(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)
Güncel dizi yorumu için dizinin en azından son bölümlerinin yaklaşmış olmasını isterim ama ... Our Universe dizisi için dayanamadım. Çok tatlı ve hikayesi biraz tanıdık gelse de Hollywoodvari yapımlar olsun başka yapımlar ama bence yeni yüzler görmek anlamında başarılı bir kdrama olmuş diyorum. Başrol oyuncularından Bae In-Hyuk bu dizi de Sun Tae-Hyeong karakterini canlandırmakta. Bu oyuncuyu The Story of Park's Marriage Contract dizisinden hatırlıyorum. Kadın oyunuc Roh Jeong-Eui ise dizide Woo Hyun-Jin karakterini canlandırıyor ve ilk kez bu dizide izledim.
Dizinin konusu;
"Sun Tae-Hyeong asistan fotoğrafçı olarak çalışmaktadır. Bireysel özgür ruhlu ve kişisel alanına oldukça fazla değer verir. Ama bu onun zırhıdır; zırhının altında kalbinde gizli bir acı taşımaktadır. Woo Hyun-Jin ise part-time işlerde çalışan ablasıyla yaşayan ve üniversiteden mezun olana kadar kalıcı iş bulmaya çabalar. Ablası bir polis memuru olan sevgilisi ile evlenir. Bu süreçte de istemeden de olsa Sun Tae-Hyeong ile akraba hatta dünür olduklarını öğrenir. Aradan geçen süreçte Sun Tae-Heyong ile sadece tanışmış olmakla kalsa da bir gün; Sun Tae-Heyong'un abisi ile Woo Hyun-Jin'in ablası bir trafik kazasında hayatlarını kaybeder ve geride ise onların 20 aylık bebekleri kalır. İki karakterimiz de yeğenlerini birlikte büyütmek zorunda kalırlar ve birlikte yaşamaya başlarlar. Zorlu ve deneyimsiz düştükleri bu evrende çeşitli problemlerle karşılaşır ve birlikte çözmek için beraber mücadele ederler. Aralarındaki kimya ise günden güne değişmeye başlar..."

İki başrol karakteri de kalplerinde bir acı ile yaşamlarına devam ediyor ve zorlu bir hayatları var. Woo Hyun-Jin ilk aşkı da bu arada sanırım model dedim. Nasıl bir yakışıklılık gerçekten ama Woo Hyun-Jin ile Sun Tae-Hyeong aşkı o özlediğim kdrama romantizmine çok yakındı. Giriş gelişme sonuç şeklinde klasiktir ya dizi eğer 16 bölüm ise 11.bölümde karakterler mutlaka bir yanlış anlaşılma bir ayrılma hüzün yaşarlar. Bu dizi de 12 bölüm sadece. İzlemenizi tavsiye edeceğim bir drama yani.
MaşAllah demek istiyorum; bu diziyi fark etmemi sağlayan küçük yeğenlerinin tatlılığına yapılan editler. Son zamanlarda özellikle X platformunda o kadar güzel editler yapmışlar ki, hatta bebeğin yapay zeka ile bazı sahnelerinin olmadığı sahnelerin kendine ait olduğuna dair kamera arkası görüntüler de yayınlanmış. Diziye başlarken de acaba bebek her sahnede yer alacak mı diye düşünmüştüm ama az ve kararında sahneleri... Bunu neden söylüyorum çok yıl vardır belki ama Asi dizisini hatırlarsanız. Hatay'a dizi çekimlerine gitmiştik. Orada sessiz olmamız tabi haklı olarak istendi ve sahne izledik. Tuba Büyüküstün'ün yani Asi karakterinin sokakta yürümesi idi sahne. Tam 6 kez çekildi sahne o zaman; ne sabır demiştim. Çünkü yürüdüğü sırada sokağa bakan evden başka bir evin yaşayanı pencereye çıkıyor uyarıldığı halde sahne kesildi. Bir çocuk bir anda ağlaması duyuluyor sahne kesildi. Zor bir iş gerçekten. Altı kez çekimin tekrarlanması belki azdır; kimbilir kaç tekrar alınıyordur bazı sahnelerde. Çünkü sadece hüzünlü bir yürüme sahnesiydi. Bu arada Tuba Büyüküstün abartısız ekrandan çok daha güzel bir kadın. Murat Yıldırım ise o kadar kibar bir insan ki; hayatımda gittiğim bilmiyorum ilk ve son dizi çekimiydi belki de hani bu yaştan sonra nasıl gideyim diyeyim :) Çekim yerini bulduğumuzda o zaman böyle internet sosyal medya uygulamaları popüler bu kadar değildi tabi; kendisi tüm set çekim ekibine kebap getirmişti arabasıyla. Biz ve Hatay'daki bir öğrenci grubu olarak sizi bekliyoruz dediğimizde hemen paketlerini çekim set yeri olan eve bıraktı kapı kapanmıştı. Bizde acaba fotoğraf çekilmeyecek diye düşündüğümüzde aa gençlerle fotoğraf çekileceğim dedi hemen geldi. Fotoğraf çekilmişti bizle. Ben biraz utangaçtım arkadaşlarımın fotoğrafını çekerken sen çekilmeyecek misin dediğinde çekilmiştim. 

Yani bebek ve çocuk oyuncular için gerçekten zorlu bir süreç; çekim tekrarları o anı tek çekimde yakalamak. Gerçekten Allah kolaylık versin.

Kdrama yorumu ile başladım; Asi dizisi ile devam ettim ama umarım yazımı okurken sıkılmamışsınızdır. Sizlerle sevdiğim, izlemekten çok mutlu olduğum dizileri paylaştığım yazılar yazmayı seviyorum . Sizlerin de yorumlarınızı mutlaka beklerim. Belki izlemişseniz de dizi hakkındaki yorumlarınızı...

17 Şubat 2026 Salı

Isana Med Kepek Karşıtı Şampuan

Isana Med Kepek Karşıtı Şampuan Rossman Mağazası

Her ay sonu topluca kullandığım ürünlerin değerlendirmesi yapmak istiyorum ama çok uzun bir yazı olacağı için daha kısa şekilde tek tek yazayım o zaman diyorum. Yapay zekanın önerdiği şampuan yazımı okudunuz mu bilmiyorum ama okumadıysanız yazım => YAPAY ZEKANIN ÖNERDİĞİ ŞAMPUAN okumanızı tavsiye ederim. Gerçekten memnun kaldığım başarılı bulduğum bir şampuandı. 
Bana yapay zeka ikili uygulama gibi iki şampuan önermişti. İlki saç derisi onarımı ihtiyacı için silikon, boya ve parfüm içermeyen ISANA MED ekstra hassas şampuandı. Yani önce saç derisini bir rahatlatalım daha sonra ikinci aşama olarak kepek önleyici daha canlı saçlar için yardımcı olmaktı.

İkinci aşama için Isana Med Kepek karşıtı şampuan 
tanıtım yazısından;
• Mentol ve kafein içerir.
• Kepeğe karşı özel formülasyonlu şampuan saçları kepekten arındırır ve yenilerin oluşumunu engeller.
• Kuru saç derisi için özel olarak geliştirilmiştir.
• Kafein saç köklerini beslerken saçların güçlenmesine yardımcı olur.
• Mentol saç derisini ferahlatır.
• 5,5 pH değeri cildin doğal koruyucu asit-baz tabakasını desteklerken saç ve saç derisini canlandırır.
• Silikon &sabun içermez.

Bu şampuan 200 ml ; hemen kullandım bitti gibi oldu ama ne yazık ki memnun kalmadım. Yani ilk öneri ne kadar başarılıysa bu öneri beni üzdü. İlk şampuan sonrası saç derim rahatlamış, pul pul dökülme neredeyse bitmiş daha iyi hissettirmişti. Isana Med Kepek Karşıtı şampuan ise kepekten arındırma vaadi beklentimin de altında kaldı. Kullanım sonrası saçlarda en alakasız şekilde kepek görmeye başladım. Hatta saçlarımı yeni yıkamadım yahu dedirtti bana. İlk şampuan ile saç derisinde kaşınma da çok büyük oranda azalmış olmasına rağmen bu şampuan ile acaba yeniden mi kaşınma geliyor korkusu yaşattı. Fazlalaştırdı diyemem ama evet saç yıkama sonrası saç derisinde kaşınma hissi biraz endişelendiriyor tabi. Ayrıca bu kadar çabuk bir yağlanma inanılmaz şaşırttı. Kış mevsiminde her gün saç yıkama yerine rutin elbette değişiyor ama ertesi gün sanki saçları yıkanmamış hissi hoş hissettirmedi ne yazık ki.
Çoğunlukla memnun kaldığım ürünleri sizlerle paylaşmayı sevsem de memnun olmadığım ürünleri de sizlerle detaylı şekilde paylaşmayı seviyorum. Yapay Zekanın Önerdiği Şampuan yazımda yorumlarınızı tek tek okudum ve beni mutlu eden yorumlarda vardı. Samimi olarak söyleyebilirim ki burası benim bir çeşit günlüğüm gibi paylaştıklarımın sizlere ulaştığını görmek ayrı bir mutluluk veriyor.
Peki Sizler bu şampuanı kullandınız mı? Yorumlarınızı bekliyorum...



 

10 Şubat 2026 Salı

CAMDANDUSLER DOMAIN ALDI

 
10 Yıllık Bir Serüven: Blog Yazarlığına Bakış

    "Artık camdandusler.com adresindeyiz. Uzun zamandır düşündüğüm bir yeniliği 1 yıllık süreç dahilinde artık denemeye karar verdim. 2016 yılında belki yılda 10 yazı ile başladığım blog yolculuğumda adsense onayımı 2018 yılında almıştım."

 Blog yazarlığından beklentim düşüncelerimi, sevinçlerimi, hayal kırıklıklarımı anlatabileceğim bir günlük tutup sizlerle paylaşmaktı. Samimi, kalbimden geldiği gibi yazdım. Eski yazılarıma bakıyorum; cümle hatalarım kelime tekrarlarım çok. Çünkü aklımdakileri toparlayıp bir cesaret diyerek yazabilmenin güzelliğini yazarak anladım.

Her zaman kendi vaktini bekler derler; anlatım vaktimin zamanı da bu şekildeymiş demek ki. Mart ayında tam 10 yıl olacak; bir insanın hayatının kaçta kaçı! Yazmaktan mutsuz hiç olmadım bu koca 10 yılda. Dünyanın farklı yerlerinden sayısız insan yorumu ve o kadar alışmışım ki o yorumları görmeyince üzülüyorum bile. Onların yeni blog yazı güncellemelerini bekliyorum. Çok güzel bloglar var gerçekten; İtalya'nın muhteşem tariflerini paylaşan; hiç duymadığım bilmediğim yazarları aktaran Portekiz, İspanya'dan bloglar, gezilerini paylaşan Malezya'dan bloglar, Kanada'dan makyaj, özlem duyduğum çocukluğumun dizi, çizgi filmleri paylaşımları yapan ve daha nice sayamayacağımız bloglar. Türkiye'den ise hafta notlarını aktaran, birbirinden güzel film ve kitap tavsiye blog sahipleri. 2025 yılında öğrendiğim en büyük ders önce kendini tebrik et, yaptıklarını küçümse ve sana ait olan herhangi bir özelliğinizi küçümseyen insanlara fırsat verme. Türk bir blogger olarak yazmanın modası geçti diyenlere inat Allah sağlık sıhhat nasip ettiği sürece yazacağım. Okuyuculara, blogumu takip edenlere çok teşekkür ederim.

Alışkanlıklarım biraz sabit olsa da değişim rüzgarını uyumlamaya çalışmanın uygun olduğuna inandığım için domain kullanmak istedim. 

Dijital Dünyanın Değişen Yüzü ve AdSense Deneyimi

Bloğum geçen sene görüntüleme sayısı 1 milyonu geçti. Bu süreçte adsense hesabım askıya alındı anlayamadığım sorunlar çıktı, bazen yazmaya kırıldım; en popüler yazılarım Google'da ilk sırada yer alan hatta bir anda dizinden çıkarıldı. 3 binden fazla yazım Google'e eklenmedi yeni yeniden sürekli başa döndüm. Şimdi de hala adsense onayım gelmedi mesala. Bunu neden belirtiyorum 200 lira alt limit 2019 da çok güzel bir paraydı. Samimiyetle dile getirebilirim evet az bir miktar ama ufak da olsa hayatta yapmaktan hoşlandığın bir alandan getiri olması harika bir duygu. Ve o zamanlar istediğin bir eşya satın alabiliyordunuz. Değer anlamında 200 lira 2009 yılında piyasaya sürüldüğünde yanlış belirtmiyorsam 132 dolardı. Şimdi ise 200 lira ile ne yazık ki uygun fiyatlı bir kafede kahve; ve belki de zincir hamburgercilerde bir tavuk menü. 

Yurtdışı alışveriş Temu, aliexpress, Amazon gibi sitelerden uygun fiyatlı alışveriş tamamen bitti. Buna çok çok üzüldüğümü söyleceğim; arduino setleri en temel düzeyde 200 liraya satın alınabilecekken şu anda 10 katı fiyatta. Yurtdışına çıkayım uygun fiyatlı alışveriş yapayım örneğin işsizim... Ücretli öğretmenlik bile liyakate dayalı şekilde sistemde çıkmıyor. Özel okullar ise geçen sene bana teklif edilen 3 ay deneme maaş yok;3 ay da yarı asgari ücret. Komik bile bulmuyorum açık açık bunu konuştular. Mezun olduğum öğretmenlik branşım Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği bölümüne 82.304 puanla atanmadım; atanamadım. Bölüm 15 kişilik kontenjan ile 90 ve üzeri şeklinde kapattı. Mezun olduğumuzda meslek lisesi öğretmenlik branşına sahip olanlar benim alanımdan tercih yapabiliyordu onu ikiye böldüler. Çok sevinmiştim sonunda belki şans döner diye lise bilişim teknolojileri 100 kontenjanla 76 da kapattı. Bu alana formasyon almış bilgisayar mühendisleri başta olmak üzere başvuru yapıyor. Bölümüm ortaokulda zorunlu saatleri azaltıldı ve diğer meslek branşlarından alan değiştirmek isteyenlerin de ilk tercihi. Yani işin özü 2 lisans 1 yüksek lisansla ev genci oldum hatta yaşlanıyorum bile diyebilirim.

Biraz sevinç biraz da iç dökme yazısı oldu biliyorum ama adsense onayı gelmemesi üzüyor. Yani bu alanda deneyimi olanlar paylaşırsa çok mutlu olurum. Kaç gün standart prosedürde sürüyor ve gerçekten artık uzantı değiştiği için en popüler yazılarımda bu şekilde indekse eklenme sorunları yine yaşar mı yoksa artık biraz da olsa yüzüm güler mi? Deneyimlerini bu anlamda paylaşan blog hesabı görmedim ama yorumlarınızı bekliyorum...