tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2026 Çarşamba

BOYFRIEND ON DEMANDS KDRAMA



(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

Blackpink grubunun üyesi Jisoo'nun dizisini izlediniz mi? Bu kızın gerçekten doğal bir güzelliği var. Grup içerisinde de globale açılan üyelere göre Güneykore'de en popüler üye de sanırım. İdol, oyuncu geçişleri biraz riskli görünse de sevdiğim oyuncular elbette var. Yoona, Sooyoung ki neredeyse son dizilerinde özellikle idol şarkıcı değil de en başından itibaren oyunculuk yapıyor gibi hissettiriyor. Jisoo'yu da ilk  The Producers'da izlemiştim. Bu izlediğim ikinci dizisi. Ramazan ayında özellikle vakit geçsin diye izlemek için bir seri arıyordum. 10 bölümlük bir dizi olan Boyfriend on demands dizisini izlemeye başladım. Üç günde bitti çünkü atlayarak izledim resmen.

Boyfriend On Demands;

başrollerinde Jisoo, Seo In-guk yer aldığı bir romantik komedi yapımı. Kariyerindeki o yorucu tempodan bunalan webtoon yapımcısı Seo Mi-rae (Jisoo), kendisine 30 günlük ücretsiz deneme imkanı ile abonelik tabanlı bir sanal gerçeklik uygulaması hediye ediliyor. 30 günün sonunda da bir değerlendirme yapması isteniliyor. Bu uygulama gerçek dünyanın o karmaşık ve yorucu ilişkilerinden bir kaçış yolu sunar. Bu sanal gerçeklik uygulaması; hatta adı da "Hazır Sevgili" uygulaması ideal eşleşmeler için programlanmış çok çeşitli partnerlerle etkileşim kurabileceği sana bir dünya oluşturuyor. Hatta uygulama satın alan kişilerin kendilerine ait bir ev; yaşantı dünyası var. Ancak bu simülasyonda daha fazla vakit geçirdikçe  gerçek romantizm ile profesyonellik birbirine karışıp sınırlar bulanıklaşıyor. Seo Mi-Rae ile bu gerçek dünyadaki Park Kyeong-nam(Seo In-guk) arasında o da webtoon yapımcısı ve bir hoşlanma başladığında sanal ve gerçek dünya duygu sınırı anlamlandırma sürecine giriyor.

Love Alarm dizisini izlediniz mi bilmiyorum ama o dizi de durağan olsa da bir izleme motivasyonu izleyiciye sunuyordu. Bende bu diziyi Love Alarm esintileri mi yoksa var diyerek sizlere izlemeniz için hazırladığım bir Güneykore drama tavsiye listesine ekleyecektim ama işte bir kocaman bir ama... Büyük bir potansiyel olan o uyumun diyalog azlığı ile harcandığını düşünüyorum. Çok ünlü ve tanıdığımız bir sürü erkek oyuncu da dizide özellikle uygulamada var. Choi Si-won ki onu gördüğüme o kadar sevinmiştim ki aklımda güzel dizileri vardı o da idol-oyunculardan... Yani pahalı bir yapım; bu kadar ünlü oyuncuyu bir araya getirmek için harcanan bütçeyi düşünemiyorum. Ama keşke senaryo içinde aynı özeni gösterselermiş. Hep şunu izlerken bekledim bu kız çok yorgun; haklı sebepleri de var anlıyorum ama arka plan hikayesini biraz daha yoğun anlatabilirler miydi; bence evet. Erkek başrol ise kadın başrolden hoşlanma durumu da tesadüf hatta kore dizilerinde sıklıkla duyduğumuz kelime "unmyeong" Türkçe çevirisi tesadüf denilmiş ama kader olarak ifade ediliyor sanırım. Karşılaşmamız, aynı asansöre binmemiz, hediye çekilişinde onun hediyesini kadın başrolün alması gibi... Tamam bu aşk, hoşlantı güzel biraz daha açayım hikaye de yok. Hoşlandı süreç devam etti gitti kıza açıldı gibi. Kısa ve net... Bu arada erkek başrol de çizim yapıyor ama daha saklı daha örtülü bir hikayeye mahkum ediliyor onun tarafı. Mi-rae'nin çok yakın bir kız arkadaşı var; çok da güzel bir kadın; onun yer aldığı sahneleri daha çok izledim.

Jisoo; iyi bir oyuncu mu elbette yorum yapamam ama izlediğim ilk dizisinde çaylak idol rolündeydi zaten başka dizilerini de izleyip öyle yorumlamak isterdim. Seo In-guk evet onun izlediğim çok dizisi var. Uyumları da güzeldi o aralarındaki elektriği izleyici hissedebiliyordu bence. Ama anlatılan hikaye havada kaldı sanki.

Sosyal medyada özellikle tiktok'ta çok bu diziyi öven yorumlar ve editler gördüm ama bence hayranlar biraz izleyici gözüyle de bakmalı. Diyalogların azlığı, duygusal geçişlerin sınırlı olması hissettirilememesi ile izlerken sıkıldığımı söylemeliyim.

Benim için en sevdiğim detay ise sanal gerçeklik uygulamasında renklerin sepya rengi gibi sarı, biraz hayal tonlarında olması çekimin o ayrımın hissettirilmesi oldukça başarılıydı. 

Dizi hakkında yorumlarım bu kadar; sizler izlediniz mi? Yorumlarınızı bekliyorum....

11 Mart 2026 Çarşamba

SAĞLIKLI HURMA TOPLARI

 

Ramazan çok özel bir ay; zamanın aslında çok hızlı aktığı yetişmek için oradan oraya koştururken gecenin o muhteşem sakinliğinde var olmanın inceliklerini öğreniyoruz sanki. Yenilen her yemek bereketi ile...İtiraf ediyorum ama çok çaykolik ya da kahvesever değilim ama rutinlerimle mutluyum. Günde bir fincan Türk kahvesinin tadından daha çok kahve içilirken geçen o zamandaki sakinliği, düşünceleri bir kenara koymayı seviyorum. Açlık, susuzluk oruçken zorlamıyor çok şükür ama bazen o sakince düşüncelerimi bir kenara koyduğum o anı özlüyorum. İftar sonrası elbette bir Türk kahvesi içiyorum ama mide yavaş yavaş küçülüp pek birşey yemek istemiyor. Böyle olunca da daha sağlıklı eşlikçiler olsun diye düşünüyorum.

Hurma favori yiyeceğim değil yani aklıma gelmez yemek. Ama biliyorum ki hem tavsiye edilen hem de sağlıklı bir yiyecek. Yaş aldıkça da sevmediğim, aklıma gelmese bile yemeliyim vücuduma faydalı olması açısında birçok tarif kendimce deniyorum. Bir kısmını en azından sizlerle de paylaşmak istiyorum. Sahurda kahvaltılık çikolata yemeyi tamamen bıraktım. Kansızlık, demir eksiliği derken çikolata gibi tatlılar ani kan şekerinin yükselmesine de neden oluyor kendimce gördüğüm kadarıyla. Hiç alışkanlığım olmadığı halde fıstık ezmesi bu öğüne ekledim. Muz ve üzerine biraz fıstık ezmesi ile sahur tatlı ihtiyacım gitmiş oluyor. Hurma da madem yemek aklıma gelmiyor sağlıklı hurma topları kahvenin yanında güzel olur dedim. 

10 hurmayı çekirdeklerinden çıkarıp sıcak suda beklettim. Hurma, kakao ve biraz ceviz mutfak robotundan geçirip el ile yuvarlanabilecek hale getirdim. Bu arada içerisine koymak için fıstık ezmesini de küçük parçalar halinde buzdolabında biraz bekletmiştim. Onu çıkarıp yuvarladığım hurma toplarının içerisine ekledim. Son olarak ise dışı için benmari usulü erittiğim çikolataya batırdım. Güzel oldu tek bir tanesi bile bence yeterli geldi. Şekersiz bir Türk kahvesi ile ideal kesinlikle. 

Fıstık ezmesi tutkunlarına saygı duyuyorum ama yerken sanki tahin tadı baskın gibi geldiği için başka yiyecekler ile karıştırıp yemek daha kolay sanki. Özellikle muz ile birlikte yenildiğinde kan şekerini daha yavaş etkilediği için tokluk hissinin uzun sürdüğünü okumuştum. Kendi açımdan ise sahurda yedikten sonra gün içerisinde şeker ihtiyacı hissetmedim. 

Şimdilik yazım bu kadar sizlerin de yorumlarınızı beklerim....

6 Mart 2026 Cuma

RAMAZAN AYINDA GÜLLAÇ

Instagram algoritması Ramazan ayında bozuldu. İki haftadır dikkat ediyorum; Ramazan'a özel tarifler veya viral bazı yiyecekler dışında sanki dikkate almıyor Instagram. Küçük bir hesabım var; büyümesini en azından 10k takipçim olmasını isterdim ama yarısında takıldı hesabım. Takipçi sayısından daha çok destek görmemek biraz üzücü. Dünyanın farklı ülkelerinden hesaplar birbirini özellikle de küçük hesapları çok fazla destekliyor. O yüzden bu yazıma instagram hesabımı ekleyeceğim ve takip edenlere dönüş mutlaka yapacağım.

Bu yazımda ise enflasyon, artan hayat pahalılığı fiyatların inanılmaz değişimi de bir kenara 2 dilim güllaç fiyatının 227 lira olmasından biraz bahsedeceğim. Güllaç aradığım, özellikle yemek istediğim bir tatlı değil; sütlü tatlılar konusunda biraz daha seçiciyim sanırım. Ama Ramazan ayında özellikle hafif olması mideyi rahatsız etmemesi, iftar davetine çağırıldığınızda ikramlık hediye götürmek için güzle bir tatlı. Orman meyveli de başarılı bulduğumu söylemeliyim. Orman meyvesinin tatlı ekşi lezzeti ile süt tadının biraz daha kırılması anlamında tavsiye edeceğim lezzet.

Ama bu pahalılığa şaşırmadan edemeyeceğim; güncel olarak mahallemde son iki yılda oldukça popüler olan yerin bazı fiyatlarını paylaşacağım. Burası Adana'da belli başlı markaları gerisinde bıraktı. Biraz daha uygun fiyat, taze ve geniş çeşitlilik ile.

1 kilo çikolatalı ek 460 lira

Tereyağlı simit 28 lira normal simitte 22 lira 

Yaş pastalar ise 6 kişilik en az 650-1250 arasında 

1 kilo klasik baklava ise 1.210 lira 

Her bayram mutlaka 1 tepsi olmasa bile baklava alabilirken şimdi babam evde acaba yapamaz mısınız; diyor. 

Bir kahve içebilmek dışarıda gerçekten lüks hale geldi. Oysa bunlar gayet normal ve ulaşabilir durumda olmasını diliyor insan. İlkokulda iken simit ve şalgam bizim için ara öğün gibiydi herkesin ulaşabileceği ki bende çok yaş almış sayılmam 1 liraydı harçlığım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde son sınıfta i ken arkadaşım beni ziyarete gelirken gidiş dönüş uçak biletini 98 liraya almıştı. Çok uzak bir zaman dilimi de değil 10 sene önce. Şimdi bir vize başvurusu 182 dolar ve Türk lirasına çevrildiğinde 8 bin lirayı geçiyor. Bayram için kıyafet almak ise tam bir bilinmezlik en orta halli markalar dahi bin liradan başlıyor. 

Bilgisayar yenilemek o kadar imkansız geliyor ki şu sıra; hiçbir teknolojik alet bozulmasın diye dua ediyorum. Bugün bir göz damlasına ki ara ara paylaşırım 187 liraydı 2 sene önce ben bugün 900 lira ödedim. Eczacı daha da artar diyor. İşsizlik ağır bir yük ama zorunlu harcamaların dahi bu kadar fazla olması üzücü...

Instagram; @camdanduslerblog

22 Şubat 2026 Pazar

OUR UNIVERSE KDRAMA YORUM

 


(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)
Güncel dizi yorumu için dizinin en azından son bölümlerinin yaklaşmış olmasını isterim ama ... Our Universe dizisi için dayanamadım. Çok tatlı ve hikayesi biraz tanıdık gelse de Hollywoodvari yapımlar olsun başka yapımlar ama bence yeni yüzler görmek anlamında başarılı bir kdrama olmuş diyorum. Başrol oyuncularından Bae In-Hyuk bu dizi de Sun Tae-Hyeong karakterini canlandırmakta. Bu oyuncuyu The Story of Park's Marriage Contract dizisinden hatırlıyorum. Kadın oyunuc Roh Jeong-Eui ise dizide Woo Hyun-Jin karakterini canlandırıyor ve ilk kez bu dizide izledim.
Dizinin konusu;
"Sun Tae-Hyeong asistan fotoğrafçı olarak çalışmaktadır. Bireysel özgür ruhlu ve kişisel alanına oldukça fazla değer verir. Ama bu onun zırhıdır; zırhının altında kalbinde gizli bir acı taşımaktadır. Woo Hyun-Jin ise part-time işlerde çalışan ablasıyla yaşayan ve üniversiteden mezun olana kadar kalıcı iş bulmaya çabalar. Ablası bir polis memuru olan sevgilisi ile evlenir. Bu süreçte de istemeden de olsa Sun Tae-Hyeong ile akraba hatta dünür olduklarını öğrenir. Aradan geçen süreçte Sun Tae-Heyong ile sadece tanışmış olmakla kalsa da bir gün; Sun Tae-Heyong'un abisi ile Woo Hyun-Jin'in ablası bir trafik kazasında hayatlarını kaybeder ve geride ise onların 20 aylık bebekleri kalır. İki karakterimiz de yeğenlerini birlikte büyütmek zorunda kalırlar ve birlikte yaşamaya başlarlar. Zorlu ve deneyimsiz düştükleri bu evrende çeşitli problemlerle karşılaşır ve birlikte çözmek için beraber mücadele ederler. Aralarındaki kimya ise günden güne değişmeye başlar..."

İki başrol karakteri de kalplerinde bir acı ile yaşamlarına devam ediyor ve zorlu bir hayatları var. Woo Hyun-Jin ilk aşkı da bu arada sanırım model dedim. Nasıl bir yakışıklılık gerçekten ama Woo Hyun-Jin ile Sun Tae-Hyeong aşkı o özlediğim kdrama romantizmine çok yakındı. Giriş gelişme sonuç şeklinde klasiktir ya dizi eğer 16 bölüm ise 11.bölümde karakterler mutlaka bir yanlış anlaşılma bir ayrılma hüzün yaşarlar. Bu dizi de 12 bölüm sadece. İzlemenizi tavsiye edeceğim bir drama yani.
MaşAllah demek istiyorum; bu diziyi fark etmemi sağlayan küçük yeğenlerinin tatlılığına yapılan editler. Son zamanlarda özellikle X platformunda o kadar güzel editler yapmışlar ki, hatta bebeğin yapay zeka ile bazı sahnelerinin olmadığı sahnelerin kendine ait olduğuna dair kamera arkası görüntüler de yayınlanmış. Diziye başlarken de acaba bebek her sahnede yer alacak mı diye düşünmüştüm ama az ve kararında sahneleri... Bunu neden söylüyorum çok yıl vardır belki ama Asi dizisini hatırlarsanız. Hatay'a dizi çekimlerine gitmiştik. Orada sessiz olmamız tabi haklı olarak istendi ve sahne izledik. Tuba Büyüküstün'ün yani Asi karakterinin sokakta yürümesi idi sahne. Tam 6 kez çekildi sahne o zaman; ne sabır demiştim. Çünkü yürüdüğü sırada sokağa bakan evden başka bir evin yaşayanı pencereye çıkıyor uyarıldığı halde sahne kesildi. Bir çocuk bir anda ağlaması duyuluyor sahne kesildi. Zor bir iş gerçekten. Altı kez çekimin tekrarlanması belki azdır; kimbilir kaç tekrar alınıyordur bazı sahnelerde. Çünkü sadece hüzünlü bir yürüme sahnesiydi. Bu arada Tuba Büyüküstün abartısız ekrandan çok daha güzel bir kadın. Murat Yıldırım ise o kadar kibar bir insan ki; hayatımda gittiğim bilmiyorum ilk ve son dizi çekimiydi belki de hani bu yaştan sonra nasıl gideyim diyeyim :) Çekim yerini bulduğumuzda o zaman böyle internet sosyal medya uygulamaları popüler bu kadar değildi tabi; kendisi tüm set çekim ekibine kebap getirmişti arabasıyla. Biz ve Hatay'daki bir öğrenci grubu olarak sizi bekliyoruz dediğimizde hemen paketlerini çekim set yeri olan eve bıraktı kapı kapanmıştı. Bizde acaba fotoğraf çekilmeyecek diye düşündüğümüzde aa gençlerle fotoğraf çekileceğim dedi hemen geldi. Fotoğraf çekilmişti bizle. Ben biraz utangaçtım arkadaşlarımın fotoğrafını çekerken sen çekilmeyecek misin dediğinde çekilmiştim. 

Yani bebek ve çocuk oyuncular için gerçekten zorlu bir süreç; çekim tekrarları o anı tek çekimde yakalamak. Gerçekten Allah kolaylık versin.

Kdrama yorumu ile başladım; Asi dizisi ile devam ettim ama umarım yazımı okurken sıkılmamışsınızdır. Sizlerle sevdiğim, izlemekten çok mutlu olduğum dizileri paylaştığım yazılar yazmayı seviyorum . Sizlerin de yorumlarınızı mutlaka beklerim. Belki izlemişseniz de dizi hakkındaki yorumlarınızı...

17 Şubat 2026 Salı

Isana Med Kepek Karşıtı Şampuan


Her ay sonu topluca kullandığım ürünlerin değerlendirmesi yapmak istiyorum ama çok uzun bir yazı olacağı için daha kısa şekilde tek tek yazayım o zaman diyorum. Yapay zekanın önerdiği şampuan yazımı okudunuz mu bilmiyorum ama okumadıysanız yazım => YAPAY ZEKANIN ÖNERDİĞİ ŞAMPUAN okumanızı tavsiye ederim. Gerçekten memnun kaldığım başarılı bulduğum bir şampuandı. 
Bana yapay zeka ikili uygulama gibi iki şampuan önermişti. İlki saç derisi onarımı ihtiyacı için silikon, boya ve parfüm içermeyen ISANA MED ekstra hassas şampuandı. Yani önce saç derisini bir rahatlatalım daha sonra ikinci aşama olarak kepek önleyici daha canlı saçlar için yardımcı olmaktı.

İkinci aşama için Isana Med Kepek karşıtı şampuan 
tanıtım yazısından;
• Mentol ve kafein içerir.
• Kepeğe karşı özel formülasyonlu şampuan saçları kepekten arındırır ve yenilerin oluşumunu engeller.
• Kuru saç derisi için özel olarak geliştirilmiştir.
• Kafein saç köklerini beslerken saçların güçlenmesine yardımcı olur.
• Mentol saç derisini ferahlatır.
• 5,5 pH değeri cildin doğal koruyucu asit-baz tabakasını desteklerken saç ve saç derisini canlandırır.
• Silikon &sabun içermez.

Bu şampuan 200 ml ; hemen kullandım bitti gibi oldu ama ne yazık ki memnun kalmadım. Yani ilk öneri ne kadar başarılıysa bu öneri beni üzdü. İlk şampuan sonrası saç derim rahatlamış, pul pul dökülme neredeyse bitmiş daha iyi hissettirmişti. Isana Med Kepek Karşıtı şampuan ise kepekten arındırma vaadi beklentimin de altında kaldı. Kullanım sonrası saçlarda en alakasız şekilde kepek görmeye başladım. Hatta saçlarımı yeni yıkamadım yahu dedirtti bana. İlk şampuan ile saç derisinde kaşınma da çok büyük oranda azalmış olmasına rağmen bu şampuan ile acaba yeniden mi kaşınma geliyor korkusu yaşattı. Fazlalaştırdı diyemem ama evet saç yıkama sonrası saç derisinde kaşınma hissi biraz endişelendiriyor tabi. Ayrıca bu kadar çabuk bir yağlanma inanılmaz şaşırttı. Kış mevsiminde her gün saç yıkama yerine rutin elbette değişiyor ama ertesi gün sanki saçları yıkanmamış hissi hoş hissettirmedi ne yazık ki.
Çoğunlukla memnun kaldığım ürünleri sizlerle paylaşmayı sevsem de memnun olmadığım ürünleri de sizlerle detaylı şekilde paylaşmayı seviyorum. Yapay Zekanın Önerdiği Şampuan yazımda yorumlarınızı tek tek okudum ve beni mutlu eden yorumlarda vardı. Samimi olarak söyleyebilirim ki burası benim bir çeşit günlüğüm gibi paylaştıklarımın sizlere ulaştığını görmek ayrı bir mutluluk veriyor.
Peki Sizler bu şampuanı kullandınız mı? Yorumlarınızı bekliyorum...



 

10 Şubat 2026 Salı

CAMDANDUSLER DOMAIN ALDI

 
10 Yıllık Bir Serüven: Blog Yazarlığına Bakış

    "Artık camdandusler.com adresindeyiz. Uzun zamandır düşündüğüm bir yeniliği 1 yıllık süreç dahilinde artık denemeye karar verdim. 2016 yılında belki yılda 10 yazı ile başladığım blog yolculuğumda adsense onayımı 2018 yılında almıştım."

 Blog yazarlığından beklentim düşüncelerimi, sevinçlerimi, hayal kırıklıklarımı anlatabileceğim bir günlük tutup sizlerle paylaşmaktı. Samimi, kalbimden geldiği gibi yazdım. Eski yazılarıma bakıyorum; cümle hatalarım kelime tekrarlarım çok. Çünkü aklımdakileri toparlayıp bir cesaret diyerek yazabilmenin güzelliğini yazarak anladım.

Her zaman kendi vaktini bekler derler; anlatım vaktimin zamanı da bu şekildeymiş demek ki. Mart ayında tam 10 yıl olacak; bir insanın hayatının kaçta kaçı! Yazmaktan mutsuz hiç olmadım bu koca 10 yılda. Dünyanın farklı yerlerinden sayısız insan yorumu ve o kadar alışmışım ki o yorumları görmeyince üzülüyorum bile. Onların yeni blog yazı güncellemelerini bekliyorum. Çok güzel bloglar var gerçekten; İtalya'nın muhteşem tariflerini paylaşan; hiç duymadığım bilmediğim yazarları aktaran Portekiz, İspanya'dan bloglar, gezilerini paylaşan Malezya'dan bloglar, Kanada'dan makyaj, özlem duyduğum çocukluğumun dizi, çizgi filmleri paylaşımları yapan ve daha nice sayamayacağımız bloglar. Türkiye'den ise hafta notlarını aktaran, birbirinden güzel film ve kitap tavsiye blog sahipleri. 2025 yılında öğrendiğim en büyük ders önce kendini tebrik et, yaptıklarını küçümse ve sana ait olan herhangi bir özelliğinizi küçümseyen insanlara fırsat verme. Türk bir blogger olarak yazmanın modası geçti diyenlere inat Allah sağlık sıhhat nasip ettiği sürece yazacağım. Okuyuculara, blogumu takip edenlere çok teşekkür ederim.

Alışkanlıklarım biraz sabit olsa da değişim rüzgarını uyumlamaya çalışmanın uygun olduğuna inandığım için domain kullanmak istedim. 

Dijital Dünyanın Değişen Yüzü ve AdSense Deneyimi

Bloğum geçen sene görüntüleme sayısı 1 milyonu geçti. Bu süreçte adsense hesabım askıya alındı anlayamadığım sorunlar çıktı, bazen yazmaya kırıldım; en popüler yazılarım Google'da ilk sırada yer alan hatta bir anda dizinden çıkarıldı. 3 binden fazla yazım Google'e eklenmedi yeni yeniden sürekli başa döndüm. Şimdi de hala adsense onayım gelmedi mesala. Bunu neden belirtiyorum 200 lira alt limit 2019 da çok güzel bir paraydı. Samimiyetle dile getirebilirim evet az bir miktar ama ufak da olsa hayatta yapmaktan hoşlandığın bir alandan getiri olması harika bir duygu. Ve o zamanlar istediğin bir eşya satın alabiliyordunuz. Değer anlamında 200 lira 2009 yılında piyasaya sürüldüğünde yanlış belirtmiyorsam 132 dolardı. Şimdi ise 200 lira ile ne yazık ki uygun fiyatlı bir kafede kahve; ve belki de zincir hamburgercilerde bir tavuk menü. 

Yurtdışı alışveriş Temu, aliexpress, Amazon gibi sitelerden uygun fiyatlı alışveriş tamamen bitti. Buna çok çok üzüldüğümü söyleceğim; arduino setleri en temel düzeyde 200 liraya satın alınabilecekken şu anda 10 katı fiyatta. Yurtdışına çıkayım uygun fiyatlı alışveriş yapayım örneğin işsizim... Ücretli öğretmenlik bile liyakate dayalı şekilde sistemde çıkmıyor. Özel okullar ise geçen sene bana teklif edilen 3 ay deneme maaş yok;3 ay da yarı asgari ücret. Komik bile bulmuyorum açık açık bunu konuştular. Mezun olduğum öğretmenlik branşım Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği bölümüne 82.304 puanla atanmadım; atanamadım. Bölüm 15 kişilik kontenjan ile 90 ve üzeri şeklinde kapattı. Mezun olduğumuzda meslek lisesi öğretmenlik branşına sahip olanlar benim alanımdan tercih yapabiliyordu onu ikiye böldüler. Çok sevinmiştim sonunda belki şans döner diye lise bilişim teknolojileri 100 kontenjanla 76 da kapattı. Bu alana formasyon almış bilgisayar mühendisleri başta olmak üzere başvuru yapıyor. Bölümüm ortaokulda zorunlu saatleri azaltıldı ve diğer meslek branşlarından alan değiştirmek isteyenlerin de ilk tercihi. Yani işin özü 2 lisans 1 yüksek lisansla ev genci oldum hatta yaşlanıyorum bile diyebilirim.

Biraz sevinç biraz da iç dökme yazısı oldu biliyorum ama adsense onayı gelmemesi üzüyor. Yani bu alanda deneyimi olanlar paylaşırsa çok mutlu olurum. Kaç gün standart prosedürde sürüyor ve gerçekten artık uzantı değiştiği için en popüler yazılarımda bu şekilde indekse eklenme sorunları yine yaşar mı yoksa artık biraz da olsa yüzüm güler mi? Deneyimlerini bu anlamda paylaşan blog hesabı görmedim ama yorumlarınızı bekliyorum...

2 Şubat 2026 Pazartesi

YVES ROCHER BB PEAU PARFAITE YORUMLARIM

 

İki yazı mı yapsam acaba mı diye düşündüğüm bir an ile başlıyorum bu yazıma. Ama şimdilik ilk bölümde yves rocher bb krem ve dudak balsamı ile yazıma devam edeceğim. Bu iki ürünü özellikle seçtim. Genellikle size memnun kaldığım ürünleri anlattığım  yazıları aktarıyorum ama bu yazımda bir kullanıcı olarak memnun kalmamayı bırakın bir faydası gerçekten var mı diye düşündüğüm tavsiye edemeyeceğim ürünleri anlatacağım.

Öncelikle cildim belki de yaş ile birlikte karmadan yağlıya dönük cilt yapısından daha kuru bir yapıya gitti. Evet yazları Adana nemli bir şehir kuruma etkisi belirgin olmuyor ama kış mevsiminde bizler de üşüyoruz. Hava değişimi sabah buz, öğle zamanı kısa kollu akşam yeniden mont şeklinde üç mevsimi kış zamanı yaşadığımız için ister istemez cildimiz etkileniyor. Hava kirliliği, mevsim şartları ile de cilt özenli bakım istiyor. Bu yüzden cilt temizliği ve canlı görünüm benim için temelde önemsediğim bir unsur. Çok fazla makyaj yapmayan bir insanım; en hafif en doğal görünüm isteğim. Böyle olunca bb kremler kurtarıcı oluyor. Öncesinde Clinique CC krem kullanıyordum, ama şimdi fiyatları görünce daha uygun kusurları mükemmel kapatıcı değil canlı ve temiz görünüm sağlayacak orta derece de bile olsa memnun kalacağımı düşündüğüm ürün istiyordum. Birkaç ay önce Yves Rocher BB krem satın aldım. Dudak balmı de hediye etmişlerdi.


Yves Rocher BB krem-Tüm Ciltler İçin /Peau Parfaite-Light

*BB kremle 6 etki 1 arada;

1.Cildi 24 saat boyunca nemlendirir.

2. Ten rengini bütünler.

3.Cildi daha canlı gösterir.

4.Cildi pürüzsüzleştirir.

5. %100 doğal bir görünüm için cildin ışıltısını ortaya çıkarır.

6.Cildin doğal güzelliğini ortaya çıkarır.

Bu özellikle benim aradığım ancak bulamadığım özellikler oldu ne yazık ki. Kesinlikle ürün kullanmadan önce cildiniz çok iyi bunun üzerinde özellikle duruyorum çok iyi nemlendirilmiş olması gerek yoksa cildiniz kabul etmiyor. Doğal bir ışıltı verdiğini kabul ediyorum çünkü b12 kansızlık gibi etkilerle cildimdeki o cansızlığı maskeledi. İlk kullanımda çok mu beyaz oldu acaba diyorsunuz ama 5 dakika içinde uyum sağlıyor ve sabah kullanım sonrası akşam neredeyse cildinizden kayboluyor. Cilt temizliği için makyaj temizleyici ile birlikte pamukta görmüyorsunuz bile.


Hediye olan 

"Dudak Balsamı-Nemlendirici Besleyici Vanilya; Vanilya kokulu nemlendirici besleyici dudak balsamı; içeriğindeki karite yağı nemlendirici özelliği ile dudakları çatlamalara karşı korur. Kokusu vanilyadır. Nemlendirici özelliği ile dudakları çatlamalara karşı koruduğu belirtilmiş.

Şöyle söyleyebilirim kullanım sonrası ayıp olmasın diye bir beş dakika keşke dudağımda kalmaya devam etseydi; klasik memnun kalmadığım bir balsam şeklinde yazacaktım. Ama kullanım ile sanki dudaktan kayboluyor. Yoğun çatlama ve mevsim geçişlerine bağlı olarak kuruma dudaklarımda evet var. Mucize hiçbir üründen beklemiyorum ancak söylediğim gibi kullanım ile kayboluyor sanki.

Sizler kullandınız mı bu ürünleri;
 yorumlarınızı bekliyorum...


24 Ocak 2026 Cumartesi

IDOL I DİZİ YORUM

 


(Görsel Google Görsellerden Alınmıştır)

Uzun zaman sonra KDrama yorumu ile döndüm. İtiraf etmeliyim ki uzun zamandır bir dizi izleyebilecek dikkatim de odağımda yok. Tahammül edemiyorum sanırım; zihnim aşırı dolu, kalbim biraz kırgın düşüncelerim dağınık. Astrolojiden anlayan birisi var ise Aslan burçları hani 2026 da güzel başlayacaktı? Neyse...
Idol I dizisi afişinde Choi Sooyoung gördüğüm an klasik romantik komedi dizisi olmadığını düşündüm. Sooyoung; Girl's Generation grubundaki Yoona ile ilk oyunculuğa başlayan idol. Kaliteli ve biraz daha ağır konusu olan dizilerde oyunculuk yapmıştı. Kim Jae Young en son izlediğim dizisi ise Love in contract dizisiydi ve o dizinin yorumunu da blogumda yapmıştım incelemek isterseniz=> LOVE IN CONTRACT  bu dizinin çekim alanı oldukça güzeldi neden bahsediyorum aynı çekim alanı bu dizide de kullanılmış.
Gelelim IDOL I dizisinin konusuna; bir erkek grubunun sıkı hayranı olan Maen Se Na ; iş hayatında başarılı, kimsenin almak istemediği davaları alan ve suçlu kabul edilen insanların suçsuzluğunu cesurca ve soğukkanlılıkla savunan biraz sevilmeyen bir avukat. Ama genç yaşında temsil ettiği hukuk bürosuna ortak olmuş. Çalışıyor, yorulmuyor ama sevdiği erkek grubundan Idol Do Ra Ik(Kim Jae Young) destekliyor. Günün birinde bu erkek grubundaki Do Ra Ik adı bir cinayete karışıyor; önce hayranı olduğu idol olduğu için davayı alsana Maeng Se na durumun görünenden daha karmaşık olduğunu görüyor; olaylar gelişiyor...
Güncel bir dizi izlemenizi tavsiye etmek konusunda biraz kararsızım. İlk 10 bölümünü izler izlemez hemen blogumda yorumlamak istedim. Sooyoung hem uzun boylu hem de çok düzgün bir fiziğe sahip bir oyuncu; yani partnerleriyle uyum o kimya sağlandığında izlemek bilmiyorum benim de hoşuma gidiyor. Kim Jae Young da yakışıklı bir aktör ama estetik mi desem mimik donması mı desem his olarak o mükemmel heykel gibi ifade duyguları nerde dedirtiyor... Evet bu dizide çift olarak o kimyanın tuttuğunu sanmıyorum ya. Başrol kadın oyuncunun lise zorbası daha sonra savcı da olmuş ki o oyuncuyu ilk kez izliyorum sanırım yani düşman aşıklar kimyası ve yine başrol kadın oyuncunun yardımcı olduğu tek erkek arkadaşı diyebileceğimiz yaşı biraz küçük oyuncu ile kimyası harika. Anlayacağınız başrol erkek ile kadın arasındaki o uyum sevgi ya da aşk geçmedi bir türlü. Dizi klasik konulardan biraz daha farklı bize biraz garip gelebilir ama aslında toplumsal mesaj da içeren bir dizi. Çok rahatsız olduğum bir cümle vardı onu da belirtmeden geçemeyeceğim; Idollerin gerekli durumlarda kamuya mal olan sanatçı oldukları için hayatları didik didik edilebilir gibi bir cümleydi. Yani sanatçıların özel hayatı olmazmış. Ne garip aklıma geldikçe üzüldüğüm hayatlarını kaybeden idol, oyuncular geldi. Bu çok büyük bir baskı. Özellikle iki tane saplantılı dizide Do Ra Ik hayranı; adamı mahvettiler ve gayet serbest geziyorlar. Onun özel konutuna girebiliyor ve hayatı hakkında acımasızca yorumlar yapabiliyor hatta avukat olan dizi karakterine bile saldırabiliyorlar. Zaten Do Ra Ik karakteri Allah yardımcısı olsun sorunlu bir anne, onu çocuk yaştan resmen şarkıcı olması için satmış ve her adımda çocuğa zarar veriyor. 
Maeng Se Na karakteri ise yaşamayı seçmiş, yaşamak için nedeni yaşarken bulurum belki diyor. Ailesinin problemini çocuktan çıkarma gaddarlığı beni ürkütüyor ve Kdramalarda bu tür zorbalık çok yaygın. Toplumun katı ve sert kuralları aslında içten içe bir kast sistemini de sürdürüyor kişisel görüşüm. 
Dizi yorumlarım şimdilik bu kadar. Benim için 6/10 puanlık bir dizi ama dizinin konusu samimi olarak belirtmeliyim ki dramı hissettirebilseler çok özel. Yani bu dizi Türkiye'de iki sezonluk net bir dizi. Ama kore dramaları 12-16 bölüm olduğu için koştur koştur ne ara aşık oldu, kızın acısını hissedeceğiz bir durun ama ilerlemek gerekiyor derken ana konunun etrafında sürekli tur atmak gibi oluyor. Sizler bu diziyi izlediniz mi yorumlarınızı bekliyorum...

17 Ocak 2026 Cumartesi

SHIFFA HOME CASTOR OIL

 

Güzel günlerin başlangıcı olsun. Bir söz vardır; zamanı durdurmak mümkün olmasa da zamanını yönetebilirsin... Bu sözde ne kadar haklılık payı var bilemem ama son zamanlarda büyük bir kararsızlık içinde olduğumu hissediyorum. Ne diyelim; yeni sene belki bu sefer güzel yüzünü gösterir.

Bu yazımda ama sizlere memnun kaldığım ve detaylıca sonuç görmek istediğim için yazısını biraz beklettiğim Shiffa Home hint yağı/Castor oil den biraz bahsedeceğim. Hint yağının saymakla bitmeyen faydaları olduğunu biliyordum, kullanmadan önce. Ama cildim o kadar hassaslaştı ki ne kullanırsam biraz korkarak bakıyorum alerji, kızarıklık yapmazsa devam ediyorum. Örneğin kantaron kas ağrıları için kullandığım bir yağ idi hatta biraz saf zeytinyağı da. Ama zeytinyağ pahalılığını bir köşeye alıyorum kantaron daha düzenli olarak kas tutulmalarında ve mutfakta küçük kazalarda kullanıyorum. Eskiler kılıç yarasına bile kantaron iyi gelir derlermiş ama saf, güvenilir bir kantaron bulmak da artık zor. 

Hint yağı da cilt kuruluğu için aklımda olan bir doğal yağ idi. Bacakta ve kolda mevsim değişikliği ile birlikte hissedilen kurumalar dikkatimi çekmeye başlamıştı. Ek olarak da küçük kas spazmlarına iyi geldiği için tavsiye ediliyordu. Shiffa Home Hint Yağını indirimli şekilde 79 liraya satın almıştım. Sizlerde indirimde görürseniz incelemenizi tavsiye ederim. 


Ürün tanıtım yazısından;

*Hint yağı ağacı 10 metreye kadar büyüyebilen bir ağaçtır.

*Yaz aylarında oluşan tohumların sıkılmasıyla hint yağı elde edilir.

*Tohumları ricinoleik asit, alkaloit ve E vitamini içerir.

*Her gün kirpiklere uygulandığında kirpiklerin beslenmesine katkıda bulunur.

*Kuru ciltlerin nemlenmesine yardımcı olmak için kullanılabilir.

*Ayrıca saç bakımında diğer aromaterapi yağlarıyla beraber veya tek başına kullanabilir.

Kullanıcı yorumlarım ise; gece uykuda çenemi sıkıyorum ne yazık ki. Gece plağı da kullanıyorum ama sabah uyandığımda ağrıyı size tarif edemem ya da korkuyla büyük lokma yediğimde ironi gibi evet ama ne yazık ki gerçek çenem bir anda reaksiyon verip ağrıdan mahvedebiliyor. Geçen sene fizik tedavi uzmanı boyun ve omuz kasları rahatlattığında çenem de yaz boyu beni çok yormamış, üzmemişti. Ama tabi stres, sıkıntı ile birlikte sıkma devam ediyor ve botoks beni biraz ürkütüyor. Bende hint yağını hafta da 2 kez boyun bölgeme ve biraz omuzlara doğru olan o alanda kullanıyorum. Uyku kalitemi sanki biraz rahatlattı. Kişiden kişiye elbette değişebilir ama böyle bir faydası oldu. Ek olarak cilt kuruluğuna evet iyi geliyor cümlesini kurabilirim. O pul pul dökülmeler ve kuruma hissi çok azaldı. 

Son olarak ise; yediğimiz bazı yiyecekler hazımsızlık yapabiliyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte olgunlaşmamış muz, lahana örneğin hazımsızlık yapabilir. Geçenlerde hazımsızlık ve karın ağrısı yaşadığımda zihnimde kalmış, karın bölgenize masaj ile hint yağı uygularsanız sizi rahatlatacaktır diye; pek inanmıyordum ama işe yaradı. Çok mutlu oldum böyle olunca.

Bu ürün hakkındaki tek olumsuz yorumum kapağı... İç kısmı korunaklı zaten dış kapağı da öyle bir sistemle ki üstte bastırıyorsunuz yine zor açılıyor müthiş bir kilitleme sistemi tasarlamışlar :)

Şimdilik yorumlarım bu kadar sizler kullandıysanız eğer ya da başka doğal yağlar hakkında yorumlarınız var ise mutlaka beklerim önerilerinizi...


1 Ocak 2026 Perşembe

2026'da Ne Giyiniyoruz?

 

(Görsel Pinteresten alınmıştır)

Yeni bir yılın ilk günü; notlar alındı mı? Kararlar; hayal panoları, oda düzeniniz; ilişkiler hepsi için yeni bir başlangıç zamanı. Stiliniz peki? Sizlere yeni yılın ilk gününde paylaşmak istediğim bu yazı da minik tavsiye ve iyi dileklerim yer almakta. 2026 yılı moda dünyasında bir denge ön planda. Karmaşık, çok renkli belki de uyumsuzluğun değil bu yıl konfor ve stilin dengesi daha çok ön planda. Özellikle günlük giyim stilinizde hem rahat hem de şık görünmek isteyenler için kazak ve sweat etek kombinleri yılın en popüler trendleri arasında. Sizlere fikir edineceğinizi düşündüğüm bazı kombinleri pinterest ile paylaşıyorum. Pinterest'te sıkça karşımıza çıkan bu kombinler dikkat çekici etkili detayları ile kalpleri fethediyor.

(Görsel Pinteresten alınmıştır)

Konfor ve rahatlığı buluşturan sweat-etek, sweat elbiseler ile sweatlerin artık rahatlık özelliğini bir seviye daha yükselterek trend ve cool görünüm için de imkan sağladığını görmekteyiz. 2026 yılında da ;

*Yüksek bel kesimler

*Midi ve mak-xi boylar

*Yumuşak dokulu pamuklu kumaşlar

*Düz renkler(bej, kahverengi, gri, kırık beyaz) öne çıkıyor. Spor ayakkabılarınız ile ya da chunky botlarla kolaylıkla kombinleme imkanınız olabilir.

(Görsel Pinteresten alınmıştır)

(Görsel Pinteresten alınmıştır)

Ve bir diğer denge; oversize kazaklar... Öncelikle oversize kazakların favorim olduğunu söylemek istiyorum. Çok üşüyen birisi olarak... Ayrıca oversize kazaklar, etekler ile bir araya geldiğinde hem rahat hem de çok da uğraşılmamış böyle zahmetsiz bir şık  görünüm sağlıyor. 2026’da;

*Düşük omuzlu kazaklar

*Boğazlı ya da yarım balıkçı yaka modeller

*Dokulu örgüler

*Pastel ve toprak tonları tercih edilebilir. Kazakların yüksek bel etekler ile ya da eteğin içine hafifçe sokulması gibi kombinler trendi güçlendiriyor.

(Görsel Pinteresten alınmıştır)

Peki bu kombinlerinizi nasıl tamamlarsınız?

Küçük dokunuşlar ile kombininizi başka bir seviyeye çıkarabilirsiniz. Modern şehir stilinizi tamamlamak için;

*Deri ya da süet çantalar

*Kalın tabanlı sneaker’lar veya UGG tarzı botlar

*Altın tonlu minimal takılar

*Şapka veya atkı gibi aksesuarlar gibi detaylar ile bir Pinterest kızı olabilirsiniz.

2026 yılında kazak ve sweat kombinleri, günlük kullanımda hem de gün içerisindeki aktivitelerinizdeki kombinlerinizi; zamansız ve minimal asil bir şıklık oluşturan parçalar olarak öne çıkarmaktadır. Bu yılın Pantone rengi de biliyorsunuz Cloud Dancer; yumuşak beyaz, beyaz tonları bu rengi de kombinlerinizde kullanabilir ve trendy görünümüzle ile stil imzanızı atabilirsiniz.

Yorumlarınızı beklerim...

16 Aralık 2025 Salı

Isana Deodorant Krem: Ter kokusuna veda

Aralık ayı tamamlanma ayı gibi sanki. Noktalanması gereken her şeyin artık vaktinin geldiğini anlatan, kış ruhuna sahip bir ay. Bu ayı seviyorum.  Başka bir yazının konusu ama toksik arkadaşlık hakkında yazı yazmıştım ve çok şükür ki bu ay daha net anladım. İnsanların değişmeyip maskelediği yüzlerini Allah net bir şekilde gösterdi. Bundan sonrası için duam Allah kalbi kötü, riyakar insanları hayatıma dahil etmesin. 

Neyse bu yazımda sizlerle yaz sürecinde kullandığım ve kasım indirimlerinden de satın aldığım ISANA deodorant kremden bahsedeceğim. 

Günlük bakım rutininde deodorant seçimi, hem konfor hem de özgüven açısından önemli bir yer tutmakta. Ciltle uyumu ve gün boyu sağladığı ferahlık hissi ile ISANA deodorant krem (50 ml) favorim oldu. Isana katı roll-on deodorantlar, pratik kullanımı ve güzel kokusu ile öne çıkıyor. Bende bu ürünü Temmuz ayında özellikle belirtiyorum tavsiye üzerine kullanmaya başlamıştım. Oldukça bereketli bir ürün olduğunu söylemeliyim.

Katı roll-on deodorantlar, aşina olduğumuz klasik sıvı roll-onlara kıyasla yoğun bir yapıya sahip. Uygulanması pratik, koltuk altına ince bir tabaka halinde yayılır ve hızlı kurur. Bu özelliği sayesinde yapışkan bir his oluşturmadan rahat kullanım imkanı sunmaktadır.

Son zamanlarda memnun kaldığım Isana ürünlerini sizlerle paylaşmayı çok sevdim. Uygun fiyatlı ve fiyatının hakkını da veriyor. En son ben indirimden 130 liraya almıştım. Daha önce tabi daha uygundu. Temmuz ayında bu ürünü kullanmaya başladım; Adana sıcağında terleme hissi olsa da koku neredeyse hiç olmadı. Çok şaşırmıştım; özellikle güzel bir parfümle iyi bir uyum sağlıyor. Kış döneminde ise deodorant kremin o çiçeksi kokusu da rahat hissediliyor.

Ürün bilgisi olarak şu" Soydum Bikarbonatlı Deodorant Krem, Ter ve kötü kokulara karşı 24 saat etkili koruma sağlar. Badem yağı ve shea yağı içeren formülü ile cilde bakım yapar. Cilt uyumluluğu dermatolojik olarak onaylanmıştır. Vegan üründür." bilgisi verilmiş. 

Isana katı roll-on deodorantlar günlük bakım rutininde pratiklik ve ferahlığı bir arada arayanlar için şans vereceğiniz bir ürün olabilir. Cilt tipinize uygun olarak farklı seçenekleri değerlendirebilirsiniz. 

Siz bu ürünü kullandınız mı; yorumlarınızı bekliyorum.

8 Aralık 2025 Pazartesi

ZARA APPLEJUICE CRUSH


Meşhur Zara indirimi; neler aldınız? Anlayamıyorum fiyatlar çok da uygun değil ama indirimde hem online hem de mağazada inanılmaz bir yoğunluk oluyor. Yani çok değil birkaç sene öncesine kadar rahatlıkla Zara parfüm demiyorum çeşitlerinden satın alabiliyordum. Fiyatlar demek ki bu kadar ütopik gelmiyordu ama son zamanlarda istediğim parfümlere baktığımdan bin küsür liraları görünce bekleyeyim dedim. Adana Kasım ayının ilk haftasına kadar hala yaz mevsimi havası olduğu için Kasım ayında mağazasına uğrayıp parfüm testerlerini incelemiştim. Havadan bahsetmemim en önemli nedeni sezon değişikliği ülke genelinde olsa da mağazaların yaşadığım şehirde hala yaz mevsimi ürünleri bulunabiliyor.
Çok bilindik kokuların yerine istediğim koku hangisi diye bakarken; Zara Applejuice Crush dikkatimi çekmişti. Yeşil renginin favorim olduğunu söyledikten sonra tester ürünün kokusunu denedim çok hoşuma gitti tam bir yaz kokusu dedim. İndirim de iki üç hafta sonra olduğu için aklımda bir köşeye not aldım. 
Parfüm dünyasında özellikle çok pahalı markaların başarılı muadilleri ürünlere sahip Zara; taze, genç ve ferah kokular sevenler için ya da iddialı ve baskın kokular kullanmayı sevenler için farklı seçenekler sunuyor. Akılda kalıcı kokular için Zara parfümlerini tavsiye ederim.

Zara Applejuice Crush
elma temelli, canlı ve eğlenceli bir koku. Elma notasına eşlik eden çiçeksi ve biraz da odunsu dokunuşlar ile koku farklı bir boyuta çıkmış.
Öne Çıkan Notalar;
*Üst notalar: yeşil elma, bergamot, freyfurt
*Orta notalar: yasemin, şakayık ve frezya
*Alt notalar: misk, sedir ve amber

Applejuice Crush ilk sıkıldığında meyvemsi bir başlangıç net şekilde hissediliyor. Taze yeşil ekşi elma kokusunu bilir misiniz; yaz mevsiminde özellikle bahçemizdeki yeşil ekşi yayla elması çok severim ve bu koku kesinlikle bana bunu hatırlattı. Baskındı. Ancak tende durdukça zamanla çiçeksi, diğer kokular sanırım en çok orta nota hissediliyor biraz yasemin biraz bergamot gibi. Kokuyu biraz da yumuşatarak feminen bir etkiye bürünüyor. Kalıcılığın son evresinde ise hafif odunsu kokular tende kalıyor. 


Zara'dan ne alınır diye size sorsalar bu ürünü almayı düşünebilirsiniz derim. Güncel fiyatı 790 liraydı ama ben indirimden 490 liraya ek kargo ücreti ile 550 gibi bir fiyata satın aldım. Bu parfüm özellikle; ferah ve temiz kokuları seven, günlük kullanım için buram buram sizden önce kokunuz gelen kokuları değil size sarıldıklarında ya da oturduğunuzda kokunun hissedebileceği parfümleri sevenler için çok uygun. Ama Zara Applejuice Crush sanki ilkbahar ve yaz mevsimi için daha uygun. taze ve hafifliği ile sıcak havalarda ferahlatıcı bir aura oluşturacağını düşünüyorum.

Bu parfümü kullanmak için yaz ve baharı beklemeyeceğim için kullanmaya başladım. Diyebilirim ki kışın yoğun parfümler yerine daha hafif kokular tercih edenler de rahatlıkla kullanabilir. Bunu söylememin bir nedeni de 3-4 saat kalıcılığı var ancak sonra silikleşiyor kış mevsimi için de yeterli bir süre ancak yaz mevsiminde kullanmak için kalıcılığı artırmak için biraz çaba harcamak da gerekiyor.
Bire bir muadil olmasa da Zara Applejuice Crush için Chanel Chance Eau Tendre e yakın bir koku olduğu da söyleniyor.
Şimdilik yorumlarım bu kadar; sizlerin de favori parfümlerinizi yorumlarda bekliyorum...


1 Aralık 2025 Pazartesi

YVES ROCHER KIRILMA KARŞITI/ISI KORUYUCU SERUM


Aralık ayının ilk yazısı... Bu ay sizlerle çok fazla yazı paylaşmak istiyorum. Sanırım biraz kendimi meşgul de etmek istiyorum. Yoğun değil miyim? Aksine zamanın nasıl geçtiğini anlamayacak kadar yoğunluğum var ama zihnimi yazmakla meşgul etmek daha fazla isteğim. 2024 Öğretmen Atamasının geçen haftalarda yapılmış olması 2025 yılı Öğretmen Ataması için ise branş bazlı kontenjanın dahi belli olmadığı, ücretli öğretmenliğin bile tanıdık vasıtasıyla çıktığını en azından düşünmek istemiyorum, belki de. Ne diyelim...
Bu yazım da ise Yves Rocher Kırılma Karşıtı/Isı koruyucu Prebiyotik Serum sizlerle paylaşmak istiyorum. Yves Rocher yaşlanma karşıtı güneş kremi evet favorim ama birçok ürünü ne yazık ki satın almam, çünkü işe yaramıyor. Düzenli olarak Yaşlanma Karşıtı Güneş Kremi satın aldığım için onun kampanyalarından birçok ürün hediye şansı da oluyor. Doğum günü kampanyalarını zaten biliyorsunuzdur ama 1+1 ek başka hediye de veriliyor. Bu saç serumu da bana böyle bir kampanya da hediye olarak verilmişti. Beklentim yine minimumdu ama beni yanılttı.
 
Saçlarınız duş sonrası kabarıyor, elektrikleniyor ve saç telleriniz kuru gibi hissediyorsunuz almanızı kesinlikle tavsiye ederim. İkincisini kullanıyorum ve bittikçe de yenilemeyi düşünüyorum. Saçımı kuruttuğumda saçlarım kabarır ve saç tellerimin de kuru olduğunu hissediyordum. 
Ürün öncelikle;
"Yıpranmış ve çok kuru saçlar için olduğunu belirtirken; hafif serum dokusu ile saçları kırılmaya ve ısıya karşı koruyan saç serumu.
İçeriği;( ürün tanıtımından)
*İçeriğindeki organik Jojoba Yağı saç tellerinin kendini onarmasını saçlar, saça kaybettiği nemini geri kazandırır.
*Organik Agav, saç köklerinin derinlemesine beslemesine yardımcı olur.
Ne işe yarar;
*Kuru ve yıpranmış saçların kırılmasını azaltır, saç tellerini 230 dereceye kadar korur."
Saç tellerime nem kazandırdığını hissederken kokusu ise ertesi güne net kalıyor. Saçlarıma yumuşak bir his ve canlılık kazandırdığını söyleyebilirim.
Fön ve dalgalı saç kullanımınızda bu ürün hemen yanınızda olabilir. Fiyatı da piyasa benzerlerine göre uygun sayılabilir ve kampanyada alırsanız ek başka ürünleri de denemiş oluyorsunuz. Geçen aylarda dudak nemlendiricisi hediye etmişlerdi o başka bir yazının konusu olsun ancak şunu demeden geçemeyeceğim. Sürdüğüm anda etkisini mucizevi şekilde kaybeden bir dudak nemlendiricisiydi :)
Şimdilik yorumlarım bu kadar sizlerin de yorumlarınızı beklerim...


2 Kasım 2025 Pazar

YENİLENEN SERİSİ İLE YVES ROCHER GLOW ENERGIE


Kullandığım sabit bir ürün Yves Rocher Elixir Botanique 50 faktör güne koruması ek olarak yaşlanma karşıtı özellikli kremdi. Uzunca bir süre blogumda da sizlerle paylaşmıştım. Ambalaj tasarım değişiklikleri görünce hala şaşırıyorum ama ne yapalım. Bu arada bu markanın bence performans anlamında kullanıcı memnuniyeti bakımından tatmin eden de bir ürünüydü. Performans anlamında tavsiye edemeyeceğim ürünleri de bir sonraki yazılarımda sizlerle paylaşacağım. 
Öncelikle bahsettiğim ürün, bir aydır stokta yoktu bende bekliyordum. Yaşadığım şehir güneş ile ayrılmaz ikili olduğu için yüksek koruma faktörlü, sivilce yapmayan ya da ciltte kusma yapmayan kremler favorim ki. Senelerdir de aynı kremi kullanıyordum. Geçen haftalarda Ekim ayı kampanyam da bitmeden Yves Rocher mağazasına uğramıştım. İstediğim Elixir Botanique kremin artık yenilen ürün olarak Yves Rocher Glow Energie olduğu belirtildi. İçeriğine C vitamini eklenmiş. Turuncu aslan burcu olarak favori rengim olması bir kenara gerçekten sevimli bir ambalaj tasarımı.

   
Ama ambalajın dokusu anlamında kalitesinin biraz düşürüldüğünü hissettim. Sanki, çantamda kaosun olduğu bir zaman ürün patlayabilir, çantamın içerisine bulaşabilir gibi. 

Bu yeşil tasarım kapak ve rengi bir kenara daha kaliteliymiş gibi hissettirmişti dokusunun. Gelelim ürün özelliklerine; (ürün tanıtım sitesinden)
Leke Karşıtı 50+ SPF Yüz Güneş Kremi- E Vitamini-Işıltı Veren Antioksidan Kompleks Glow Energie
*Tüm ciltler için kolay emilimli hafif ve akışkan dokusu ile cildi UV ışınlarından koruyan güneş kremidir.
*İçeriği;
1980’den beri La Gacilly'de yetişen Latin Çiçeği, bitkisinden elde edilen oligosakkaritler, bitkinin tazeliğini koruyarak değerli faydalarının cilde ulaşmasını sağlar.
Eşsiz yapısıyla ışığı maksimum ölçüde toplar ve yoğun bir enerji elde eder. Cilde parlaklık ve ışıltı verir.
 İçeriğindeki Güneş Filtreleri Kompleksi, cildi güneş ışınlarının zararlı etkilerine karşı korur.
Cildi Yüksek SPF 50+ koruması ile UVA ve UVB ışınlarından korur.
*Cildin çevresel faktörlere (hava kirlilikleri vb.) karşı bariyerini destekler.
*Cilt dokusunun pürüzsüzleşmesine destek olur.
Öncelikle sivilce yapmaması ve dokusunun hafif olmasını çok sevdim. İlk kullanımda bile cildim de canlılık hissettim. Cildim tarafından çok kolay emilimin sağlandığını hissettim. Serinin diğer ürünlerini de kesinlikle incelemeyi istiyorum, bütçem yettiği ölçüde...
Sizler kullandınız mı bu ürünü; yorumlarınızı bekliyorum...


24 Ekim 2025 Cuma

KURT KANUNU

 

Uzun zamandır okuduğum kitapları sizlerle paylaşmadığımı fark ettim. Aslında bir kitabı; konsantre olarak okuyamamıştım. Hep söylerim; kitaplar sizi çağırır kendi zamanında... Kemal Tahir kitapları özellikle Esir Şehrin İnsanları serisini yazılarımda sizlerle paylaşmıştım. Eğer okumadıysanız birinci cilt okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Muhteşem bir başlangıç; İstanbul'un işgal dönemlerini Yakup Kadri'nin Sodom ve Gomore romanından hatırlasam da bambaşka bir açı... Sonrası ise sanırım biraz daha klasik. Gelelim Kurt Kanunu kitabına;

Kitap Tanıtımından;

"Kurtlukta düşeni yemek kanundur" korkusunu enselerinde hissederek yaşayan, köşeye kıstırılmış kendileriyle ve geçmişleriyle, içinde bulundukları zamanla hesaplaşan insanlaır anlatıyor Kemal Tahir, Kurt Kanununda... Cumhuriyet'in en bunalımlı dönemlerinden biri olarak değerlendirilen "İzmir Suiskasti"olayına karışan ve karıştırılanların dramı olarak da okunabilecek roman İttahatçılar arasındaki iktidar kavgasını ve tasfiye sürecini de acımasız bir yalınlıkla ve özeleştiriyle ortaya koyuyor.

Esir Şehir Üçlemesi'nde taşıdığı umudu Yol Ayrımı'nda yitirmeye başlayan Kemal Tahir, Kurt Kanunu'nda mücadelenin kime ve neye karşı yapıldığının pek de öneminin kalmadığı günleri ustaca betimliyor" 

Kemal Tahir'in Devlet Ana olmak üzere bir çok eserini okudum. Samimiyetle belirtebilirim ki yazım dili kimi bölümlerde sıkıcı gelse de olayın akışı ve hatta ciddiyeti kitaplarının içerisine çeker okuyucuları. Ancak ara verdiğim yer yer okumayı kestiğim kitabı Kurt Kanunu oldu. Elime aldığım kitabı bir ay gibi bir süre ara ara okuyarak bitirmem en fazla 10 günde bitiririm. Kurt Kanunu bu anlamda benim için de bir ilk oldu. Bitirmem uzun sürdü. Ancak olayın anlatımındaki o gerilimi, duyguyu hissediyorsunuz. Yani giriş gelişme sonuç bölümünden gelişme kısmındaki mesafe oldukça uzun. Bu kitap Gazi Paşa'ya yapılmaya çalışılan İzmir Suiskasti'ni konu alıyor. 

Kitabın ana karakteri Kara Kemal, Filinta Kemal olarak namlı bir eski İttihat subaylarından Abdulkerim. Karakter, Cihan Harbi'nde yer almış ve kurtuluş savaşı sonrasında devlette görev almış isim. Suikasta adının karışmasıyla geri dönülmesi mümkün olmayan, iç hesaplaşmalar, düşünceler... Yazar okuyucuya karakterin izleyicisi olmaktan çok daha fazlasını sunmakta... 

Alıntılar;

"Düpedüz hayvan...

-Hayır, hayvana kurban olsun... Yılan bu... Engerek yılanı... Kurdun öfkelendiğini anlarsın. Demek insana yakınlığı var. Yılanın öfkesi anlaşılmaz!"

"Kaç yaşına girersek girelim, hiçbirimiz çocukluğu atamıyoruz üzerimizden."

"Durmak doğru değil(...)"

"Kurtlukta düşeni yemek kanundur..."

Sizler bu eseri okudunuz mu? Yorumlarınızı bekliyorum...