Kitap okumak için zaman yok demeyelim; zaman bulalım. Başka türlüsü bilmiyorum ama bu modern çağın tırnak içerisindeki duygusuzluğuna katlanmak çok zor. Böyle olunca da size bu yazımda Türk edebiyatının usta kalemi Sabahattin Ali’nin kaleme aldığı Sırça Köşk, ki yazarın sağlığında yayımlanan son öykü kitabı olduğunu belirtmek de isterim. Toplumsal adaletsizlikleri, halkın saf inancını ve gücü elinde tutanların yaptıklarını kusursuz bir mizah ve derinlikle anlatan bu eser, zamandaki sayılar artsa da acaba değişen ne sorusunu akıllara getiriyor!
Eğer kitaplığınızda derin izler bırakacak, okurken durum analizini hızlıca zihninizden geçiren ve düşündüren, günümüz dünyasına ayna tutacak bir eser arıyorsanız, Sırça Köşk kitabını okumalısınız.
Sırça Köşk Kitabının Konusu Nedir?
"Kitap tanıtımından;
Sabahattin Ali'nin 1944-1947 yılları arasında yazdığı hikayelerden derlediği Sırça Köşk, hayatını alt üst eden kendisini ölüme kadar götüren o keskin devrede yaşadığı ve hayatını şiddetle etkilemiş olayları da yansıtmaktadır. Ayrıca Sinop Cezaevi'nde karşısına çıkan mahkumun başından geçenler gibi Rıfat Ilgaz'ın emniyetteki bir sorgusu da hikayelere girmiştir. Sırça Köşk'te biyografik ve otobiyografik parçalarla yazarın kendine döndüğünü söylemek yanlış olmaz."
Peki kitaba adını veren ve son öykü olan Sırça Köşk, ne anlatmaktadır? Halkın maddi ve manevi anlamda sırtından geçinen üç kurnaz yabancının, bir şehre gelerek inşa ettiği hayali gücü anlatır. Başta halka hiçbir faydası olmayan bu Sırça Köşk, zamanla herkesin korktuğu, beslemek zorunda kaldığı bir baskı unsuruna dönüşür.
Neden Sırça Köşk Okumalısınız?
Edebiyatseverler için Sırça Köşk, yalnızca bir öykü kitabı olduğunu öncelikle görmeyecekler. Toplumsal bilinci ve korkuların nasıl yönetildiğini de fark edecekler. İlginç bir kitap böyle kitapları görünce aklıma George Orwell 1984 kitabı da geliyor. Büyük yaşanmış, hayatınızdan dokunuşların olduğu bir kütüphane tavsiye bugünlerde zor olsa da; kitap fiyatları çünkü pahalıdan da öte durumda artık. Ama Sırça Köşk; Sabahattin Ali'nin, masalsı bir anlatımıyla sistemlerin zayıflıklarını ve insanların sömürüye nasıl göz yumduğunu mükemmel bir kurguyla işlemektedir. Sabahattin Ali'nin dili akıcı ve sade ve işlediği konular ise asla güncelliğini yitirmiyor.
Sırça Köşk’ten Alıntılar
"Kendi içimizde kendimize dair bilmediğimiz o kadar çok şey var ki...
İstediğin kadar güzel resim yap... Anlayan, kıymetini bilen olmadıktan sonra...
Böyle budala yerine koymuyorlar mı, işte insana asıl o dokunuyor. "
Sonuç ise;
Sosyal medya, kısa süreli videolar, gündemsiz haberler, hayat meşgalesi derken okumuyoruz. Aslında buna inanmak da istiyorum. Bahanelerin okumayı sevmiyorum olmaması yerine. Okumazsak eğer hayatımızı geçireceğimiz sınırlı sayıda kelime ile ifade etmekten yoksun, iletişimde sıkıntılı ve düşünmeyen insanlar haline geleceğiz ne yazık ki. Bu yüzden yalnızca Sabahattin Ali külliyatını tamamlamak isteyenler için de değil sözlerim bir kitap maddi anlamda zorlayacağını düşünürseniz de bir sıralayın gereksiz nelere para harcadığınızı. Kitap alın; kitapları kütüphanenizde bir süs unsuru olarak değil anlamıyla hayatınızı, düşüncelerinizi zenginleştiren bir kalıcı eserler olarak görmenizi diliyorum...











