tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2026 Pazartesi

Isana Papatya ve Adaçayı Şampuan İncelemesi


Isana Yeşil Şampuan

Ferah bir hafta başlangıcı olsun. Her anlamda; benim çok da iyi olmayan yaz mevsimini ve bir türlü yazmaya başlayamadığım yazılarımı saymazsak bence güzel bir başlangıç hepimize gerekli. Kimse sormasa da küçük bir dip not gibi iliştireyim yazıma, auralı migren ataklarım AGS sınav sonucu sonrası kendisini hatırlattı. Sonuçların yanlış açıklandığını hala da sonucumda yanlışlık olduğunu düşündüğüm sonucum ile hüsrana uğramadım yalnızca, bastırdığım o yorgunluk stres de kendisi gösterdi. Mesleğim için küçük bir özeleştiri yapayım sonuç herkes için yanlış olsa da sıralamaya giren adaylar asla tepki göstermezler sessizce sistemin onlara ödülünü vermesini beklerler. Yanlışlık sadece bu şekilde davranış değil; yanlışlık en ufak bir sorun gördüğümüzde bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın modunda olmamız. Ne diyeyim... Bu başka bir yazının konusu olsun.

Saç bakımında hem saç derisini yormayan hem de gün boyu ferahlık sunan bütçe dostu bir şampuan arıyorum. Malum işsiz olunca hem cilt bakım ürünlerine hem de saç bakım ürünlerine bütçe ayıramıyorum. Böyle olunca, Rossmann’ın Isana Papatya ve Adaçayı Şampuanı (300 ml) denemek istedim. Yeşil ambalajıyla dikkat çeken bu şampuan, papatya ve adaçayının ferahlatıcı gücünü bir araya getirmiş.

Papatya ve Adaçayının Gücü Bir Arada!

Yaz mevsimini geride bırakmaya başladığımız bugünlerde saçlarımız çevre kirliliği, ısı işlemleri ve şekillendirici kalıntıları nedeniyle ağırlaşabilir. Isana’nın papatya ve adaçayı özlü bu şampuanı, saçları ağırlaştırmadan derinlemesine temizlemeyi ve doğal dengesini korumayı hedefliyor.

Ürün Açıklamasından;

" Normal ve çabuk yağlanan saçlara özel.
*Papatya, adaçayı ve ısırgan otu özü içeren bakım formülü sayesinde saçınıza canlılık ve hacim verir.
*Değerli Panthenol & B3 vitamini saçınıza etkili biçimde işler ve dayanıklılığını destekler.
*Yumuşak bakım kompleksi ve buğday proteini daha güçlü, parlak ve canlı saçlara sahip olmanıza yardımcı olur.
*Silikon içermez.
*Cilde uyumu dermatolojik olarak onaylanmıştır."

Öne Çıkan Özellikleri

Adaçayı ile papatya güzel bir bitki çayı kokusunda. Rahatsız etmiyor kokusu. Saç diplerini adaçayı ferahlığı ile arındırmayı papatya ile canlılık sağlaması sanırım hedeflenmiş. Bu ürünün fiyatı indirimde iken şaşırtıcı şekilde çok uygun. Vegan ve silikon içermeyen ürünlerin yanına yaklaşılmıyor çünkü. Ama... Benim için ama ile başlayan tavsiye edemeyeceğim bir yorumum var ne yazık ki.

Kullanım Deneyim ve Yorumlarım

Isana şampuan serisini kullandığım için seride memnun kalmadığım bir liste olsa ilk sırasına bu şampuanı eklerim. Saç tipime belki de iyi gelmedi. Saç dökülmesi yaşamadım bu sevindirici olsa da her şampuan değişiminde saç alışana kadar bir dökülme olur ya o belirgin olmadı mesela. Ancak saç derim sabah duş aldıktan sonra akşamı bile beklemeden hemen yağlandı sanki. Saçlarımı yıkadığıma emin olamadım hatta. Belirgin kepek sorunundan ziyade yağlanma problemi üzücüydü. Şampuanın sonlarına doğru ise saç derimde küçük sivilce gibi problem de yaşadım. Ürün çabuk yağlanan veya gün içinde ağırlaşan saç yapısına sahip olanlar için; cümlesi bende kullanım sonrası bu etkiyi yaptı gerçekten mi dedirtti. 
Bu anlamda memnun kalmadığım bir şampuan oldu ne yazık ki... Sizler bu şampuanı kullanmış mıydınız? Bu etkiyi sadece bende mi yaptı merak ediyorum. Yorumlarınızı bekliyorum. 

30 Ağustos 2026 Pazar

DREAM TO YOU KDRAMA


(Görsel Pinterest'ten alınmıştır)

Evet; blog yazan kaç kişi kaldık bilmiyorum ama bloğumu ve sizlerle paylaştığım yazılarımı çok seviyorum Bu yazımda da güzel bir kdrama önerisi ile başladım yazmaya. Çayımızı, kahvemizi ki bu sıcaklarda soğuk çay ve kahve de olur alıp ekran karşısına geçirecek güzel bir dizi önerisi...K-drama dünyasında bazı oyuncular var ki gördüğüm anda gülümsetiyor ve o diziyi izleme motivasyonu sağlıyor. Lee Hye-ri benim için tam olarak öyle bir isim. Reply 1988 dizisinde ilk kez izlemiştim sonrasında My Roommate is Gumiho dizisinde izledim.

 Doğal, samimi bir oyunculuğu var. Çok fazla eleştirildiği zamanları da hatırlıyorum. Bu daha çok bence "idol" denen kız grup üyesi ki bence çok da güzel şarkıları da vardı. Girl's Day grubunu duymuşsanız bu grubun maknea'siydi. Yani oyunculuğa sonradan geçen sanatçıların sanki bunu unutturmak zorundaymışçasına çok daha fazla çalışması ve mükemmel oyunculuk yapması bekleniyor ve bu baskı ne yazık ki var. Ama bu yazımda son zamanlarda radarıma takılan Dream to You dizisinden bahsedeceğim. 

Dream to You Dizi Konusu

Hwang In-youp, Lee Hye-ri, Baek Sung-chul ve Lee Yul-eum'un başrollerini paylaştığı Dream To You dizisi romantik komedi türünde. Güncel bir dizi ve 18 Ağustos'da son bölümü yayınlandı. Artık kore dizileri 16 bölümü görürsem seviniyorum bu dizi de 12 bölümden oluşuyor. Dizi hayali gerçekleştirmiş bir film yönetmeni olan Woo Soo-bin(Hwang In-youp) ile geçim sıkıntısı yaşayan ve çoktan hayallerini unutmuş bir muhabir olan Joo Yi-jae'nin 15 yıl sonra bir araya gelmelerini konu alıyor.

Oyuncular ve Karakterler

Hwang In-youp; Woo Soo-bin rolünde. Kore'ye dönüşü görkemli olmuş bir film yönetmeni.

Lee Hye-ri; Joo Yi-jae olarak bu dizide bir gazeticiyi canlandırıyor.

Baek Sung-chul; oyunculuk yapmayı çok isteyen ama kamera karşısında dilediği gibi bir türlü olamayan Shim Yoo-geon rolünde.

Lee Yul-eum; iyi bir çıkış yapan kariyerinde yükselişi devam eden Oh Ha-na rolünde.

Dizi Yorumlarım

Her kdrama artık izleyemiyorum. Sizlere tavsiye yazılarım için daha çok sevdiğim ve özlediğim o samimi karakterleri içeren dizileri paylaşmayı da seviyorum. Hwang In-youp çok sevdiğim bir oyuncu. Family By Choice dizisini en son sizlerle paylaşmıştım. İkili arasındaki kimyayı sevdim. İlk bölümler romantik bir drama yerine hüzünlü bir sanat filmi hissettirse de sonraki bölümlerde o yavaş akış hızlandı. 

Sizler izlediniz mi bu diziyi? Yorumlarınızı bekliyorum...

17 Ağustos 2026 Pazartesi

Hizmetçisinin Hikayesi orjinal adıyla История его служанки


Hizmetçisinin Hikayesi
(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

Biliyorum yazma sıklığım azaldı bu yaz... Oysa sizlerle paylaşmak istediğim yığınla yazım var. Hep derim ne yazmaya karar verirsen ver son kararı kalemin verir ve bende bugün kendimi sizlerle izlediğim bir Rus dizisinin yorumlamasını paylaşmak isterken buldum. Kdramalar şöyle bir köşede dursun demeyeceğim güzel ve anlamlı bulduklarımı sizlerle zaten paylaşıyorum ama... İzlediğim ilk Rus dizisi; Hizmetçisinin Hikayesi orijinal adıyla История его служанки beni kendine bağlamadı sadece inanılmaz karakterleri sevdim. 

Dizi 1.sezon çevrilmiş sanırım 90 bölüm olduğu da söyleniyor. Birileri dizi tavsiye ettiğinde acaba onun aldığı bu heyecanı bende hissedebilir miyim diye düşündüğünüzü biliyorum. Şunu söylemek isterim dizi de bir Rus klasik roman okuyor gibi hissettiğiniz anlar da olacak ve modernitenin de yer yer serpiştirildiği alanlarda... Bu anlamda tarihi dizi sevenler için listenize eklemelisiniz. 

Hizmetçisinin Hikayesi orijinal adıyla История его служанки

Dizi Konusu

19.yüzyıl Rus aristokrat döneminin o sert ve kurallarla dolu dünyasında hayran kalacağınız bir aşk hikayesi... Anya ve Nikolay'ın arasındaki o çekim seyirciyi kendine bağlamıyor yalnızca hikayenin ilerleyen sayfalarını da merak ettiriyor. 

Hizmetçisinin Hikayesi Anya
(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

Anya; babasının aristokrat soy adını ve malikanelerini kaybetmesinin ardından Nikolay'ın yanında onun hizmetçisi olarak çalışmaya başlıyor. Oldukça gururlu ve saygın bir karaktere sahip. Babasının borçlarının silinmesi karşılığında Nikolay'ın hizmetçisi olsa da çok da hizmetçilik yapıyor diyemem hani :)

История его служанки
(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

Nikolay Şeremetev; savaştan dönen bir asker. Yaşadıklarının ağır bir etkisini taşıyor. Zaman zaman dizide bu etkileri görüyoruz. Bir yıl içerisinde ise ailesinin mirasını alabilmek için evlenmesi gereken bir kont. Dürüst bir insan; lafı dolandırmayı da hiç sevmiyor.

İkili arasındaki gerilim hafif bir sinir olma durumundan birbirlerinden içten gelen bir etkilenme ile güzel bir aşk hikayesine evriliyor. Dizi güncel ve ne yazık ki çoğu yerde çevirisi yok bende bir blog yazarının bu diziyi çevirip paylaşması ile gördüm. Arama motoruna hizmetçisinin hikayesi blog yazarsanız zaten sizlerde görürsünüz. Rus dizileri benim için de yeni. Öncelikle 

Dizi Hakkında Yorumlarım;

Anya ilk 5-6 bölüm yordu gerçekten. Nikolay'ı duygusuz ve ruhsuz olmakla eleştirirken Nikolay'ın ona hiç saygısızlık yapmaması ile kalbimi fethetti. Yani Gurur ve Önyargı kitap, film, dizi ile dönem aşklarına sevgim çok başka. Bu dizide de Anya; soyadının kullanım hakkını kaybetmiş olsa da zaten aristokrat olarak yetiştirilmiş. Birkaç dil biliyor ki dizide yer yer Fransızca konuşmalara aşina olacaksınız. Piyano çalıyor, matematik biliyor ve oldukça da çekici bir kadın. Nikolay ise tam dönem dizileri yüzüne sahip. Uzun boylu; karizmatik ve ses tonu ile etkilenmemek imkansız. Anya evinde hizmetçi olsa da tüm yük Anya'nın evlerinden yanında getirdiği Simka'nın üzerine. Anya bir bölümde yemek yapamıyor ve Nikolay zaten yemek yapması gerekmediğini söylüyor; onun üzüldüğünü görünce. Bir de Potap karakterimiz var. O da Nikolay'ın kovsa bile köyüne dönmeyen yardımcısı aslında arkadaşı. Dizi ekonomik çekilmiş bunu belirtiyorum çünkü stüdyo olduğu bazı alanların o kadar belli ki. Bridgerton dizisinde bu durumu hissetmiyorsunuz. Mekanlar oldukça sınırlı kimi kısımlarda ise klasik bir roman okuyor gibi hissediyorsunuz. Hoşuma gitmeyen taraflar elbette var yer yer aldatma konusu sanki sahip olamadığın, sonunu pek düşünmek istemediğin bir dilek gibi. Ama o kült değerlerden de kesinlikle vazgeçilmiyor bu ne ikilem? 

Şimdilik yorumlarım bu kadar. Elimden geldiğince sizlerle daha fazla yayın paylaşmak istiyorum. Güzel bir hafta sizlerle olsun.

8 Ağustos 2026 Cumartesi

Keşfedilmesi Gereken Bir Grup: Karm6

Karm6 ve Serdar Ortaç Ta Burama şarkısı kapağı

(Görsel Google Görsellerden alınmıştır)

K-pop popülerliğine bir ara verelim. Son dönemde bizim de artık gruplarımız var. Evet; eskilerden Ayna, Yüksek Sadakat, Grup 84, Manga, Mor ve Ötesi ki bu gruplar benim için hala efsanedir. Ama Hepsi grubuyla da büyüdüğümü hemen belirtmek istiyorum. Hatta grubun kasetini bana arkadaşım hediye almıştı ne kadar mutlu olmuştum. 4 Yüz grubunu da tabi unutmayalım hatta ilk karma grubumuzdu. K-pop gruplarından da her zaman Wondergirls, Girls Generation, 2PM, MissA, Twice daha sayamayacağım kadar grup takip etmişliğim vardı. Ama Twice gruunu özellikle Sixteen yarışma programında ilk kez takip edip; o yarışmadan sonra oluşturulmuştu grup ki So-mi'nin gruba alınmamasına çok üzüldüğümü hatırlıyorum. Popülerliği inanılmaz şekilde artmıştı. Ama K-pop dünyasında nesil nesil adlandırdıkları o gruplardan son zamanlarda ilgimi çeken yok. Hatta Girls Generation yeniden bir şarkı yayınlasa ne güzel olurdu diyorum kendimce. Müzik dünyasında büyük bütçeli prodüksiyonlar ve her gün karşımıza çıkan popüler isimlerin arasında, kendi imkanlarıyla kaliteli ve samimi işler üreten bağımsız grupları fark etmek bazen zorlaşabiliyor. Gfriend grubu da böyle bir gruptu benim için. 

Onların popüler olma hikayesi konser fancam videosu ile olmuştu ki; bu grubun Rough şarkısı senfoni orkestra ile çalınmıştı bir müzik töreninde böyle bir kalite K-pop için muhteşem bir inci gibi parlıyordu. Ama dağıldılar ne yazık ki... Ne diyelim artık bizim de gruplarımız artıyor ve bende tam da bu noktada, hem kendi çizgisini koruyan hem de ürettiği dinamik sound ile dikkat çeken harika bir grup tavsiye ile karşınızdayım: Karm6.

Metronom Akademi Yarışmasından Gelen İvme

Müzik yolculuklarında önemli bir dönüm noktası olan Metronom Akademi yarışması, Karm6'nın oluşum hikayesini başlattı. Metronom akademi yarışması youtube de yayınlıyormuş ben son iki bölümüne tiktok ile izlemeye başladım. Crop Top şarkıları hem eleştirilip hem de beğeniliyordu aa yarışmadaki videolarından o zaman bakayım derken son iki bölümde yakalayabilmişim. Hatta fırsatınız olursa grubun keşke benim olsa şarkısının ilk hali; erkekler seslendirmişti şarkı inanılmaz akılda kalıcı. Büyük prodüksiyonlar kenara tamamen yetenek ve emekle öne çıkan grup, yarışma sürecinde sergilediği performansla dikkatleri üzerine çekmeyi çoktan başarmıştı. Kısıtlı imkanlar ile de olsa harika bir ilerleyişleri var. Keşke benim olsa ile çıkış yaptılar ama İhtimal ile inanılmaz bir ivme kazandılar. İhtimal şarkısı hala dinliyorum hala... Tam bir yaz şarkısı ve grubun vokalleri gerçekten güçlü. Özlem, Adilcan, Ezgi, Cesuku, Ada ve Erdeniz'den oluşan bu grupta ana dansçı, rapper herkes kendini geliştirmeye devam ediyor. Yarışmada Özlem; Big5 sürecinden tanınırlığı vardı ama İhtimal ve son yayınlanan Ta Burama şarkısı ile ses kalitesinin güzelliği daha ön plana çıkmış. Ada; biraz eleştirildiğini okumuştum yarışma sürecinde yorumlarda ama gerçekten grupta harika dikkat çekiyor. Sesi yumuşak ve dans ederken mimiklerini kullanmaya başlamış çok tatlı. Ezgi, müzik öğretmenliği mezunuymuş ve grubun ana dansçısı ve rapper; İhtimal şarkısından ses kalitesi çok iyiydi. Erdeniz; Türk pop ses kalitesine sahip sesi ve dinlerken hem fark ediliyor hem de grubun Tarkan'ı diyorlar bence çok haklılar... Cesuku da inanılmaz dansçı ve Adilcan sanırım hem grubun görsel anlamda hem öne çıkanı hem de ana vokali. 

Sürpriz İş Birliği: Serdar Ortaç Teması ve Yeni Dinamizm

Karm6’nın  Serdar Ortaç ile işbirliği şarkısını dinlediniz mi? Grubun bence diskografisinde en çok öne çıkan ve dinleyiciyi yakalayan hamlelerden biri ise Serdar Ortaç ile imza attıkları iş birliği oldu. Pop müziğin ikonik ismiyle yapılan bu beklenmedik buluşma, ortaya oldukça enerjik ve akılda kalıcı bir iş çıkardı. Serdar Ortaç; Şeytan, Dansöz, Poşet bu üç şarkıyı hatırlıyorum ve bana yazın o eski enerjik mutlu zamanlarını da hatırlatıyor şarkılarıyla. Kendisi Türk Pop müzik dünyası için çok öenmli bir sanatçı. Kendi söz ve yazarlığını yaptı Ta Burama şarkısının sound'u, grubun kendi tarzıyla birleştiğinde bugün 2.gün 7 ağustos 2026 cuma saat 00.00 da lansman ile yayınlandı ve dinlediğim tek şarkı. 

Neden Dinlemelisiniz?

Samimi, dinamik ve emek kokan bu tarz projeleri desteklemek Türk müzik sahnesinin çeşitlenmesi açısından çok kıymetli. Yeni, farklı kendini geliştiren grupları dinlemeyi ve sizlerle de paylaşmayı seviyorum. Hem de Karm6, bende önümüzdeki dönemde adından daha sık söz ettireceğe benziyor. Vokal kalitesi çok iyi ve globale de hitap etse de Türk pop müziği bayrağı ile hitap edecek bence; müzik ritim tını, şarkılar bana tamam yaş almış olsam da :) 2000'ler popu çok güzel anımsatıyor. Umarım daha farklı sanatçılarla da işbirliği yaparlar.

Sizler ne düşünüyorsunuz; yorumlarınızı bekliyorum...

7 Temmuz 2026 Salı

Isana Professional Hyaluron Asit İçerikli Saç Bakım Kremi

Isana Professional Hyaluron

Yaz tatil planlarınız için bavullarınızı hazırlıyorsunuz ya da küçük bir "ben" alışverişi zamanıdır. Ertelenen bakımlar; ürünler ya da indirime girmesi beklenenler. Şu zaman diliminde ne yazık ki herşey çok pahalı ve çok pahalı bir hayatı ne yazık ki kalitesiz yaşıyoruz. Yüksek fiyata sahip birçok ürün kullanıcı memnuniyeti anlamında sınıfta kalabiliyor.  Böyle olunca denediğim ürünler arasında memnun kaldıklarımı mutlaka sizlerle paylaşıyorum. Bu yazımda da Isana Professional Hyaluron Asit İçerikli Saç Bakım Kremi Leave In 100 ml hakkında biraz konuşmak istedim.

Isana Professional Hyaluron 

Ürün Açıklaması:

"Cansız ve yıpranmış saçlara özel olarak geliştirilen özel formülü sayesinde Isana Professional saç kremi, nemlendirici içeriği ile saçı yumuşatır ve esneklik kazandırır. Hyaluronik asit, provitamin B5 ve betain içeren yüksek kaliteli formülü sayesinde saçı değerli bileşenlerle besler, bakım yapar ve saçın sağlıklı bir görünüm kazanmasını sağlar. Saçınızda ağırlık hissi oluşturmadan yumuşaklık verir ve daha sağlıklı bir görünüm oluşturur. Aynı zamanda taramayı kolaylaştırır ve parlaklık sağlar. Isana Hair Professional Hyaluon&Care, hoş koku aroması ile gün boyu kalıcılık sağlar ve etkisini uzun süre gösterir. 

*Tüm saç tiplerine uygun formülü ile kökten uca etki eder. %100 mikroplastik içermeyen ve silikonsuz içeriği sayesinde güvenle uygulayabilirsiniz.

* Sprey başlığını koruyan özel kapağa da sahiptir. Isana Hair Professional Hyaluon&Care havluyla kurutulmuş nemli saçınıza uygulamalısınız. Uyguladıktan sonra durulamamanız gerekir."

Ürün Hakkında Yorumlarım;

Bu ürünü yakın çevreme tavsiye ettiğim özelliklerini sizlere de aktarmak istiyorum. Güncel fiyatı 159 lira indirimli şekilde fiyat performans anlamında oldukça yüksek bir puan verebilirim. Hyaluron saç tellerine ve saç derisine yoğun nem kazandırır, bilindiği üzere. Ayrıca kuru, nemsiz ve mat saç tellerini neme doyururken kabarmayı ve elektriklenmeyi önler. Saç tellerini yumuşatır. Bu ürünü de nemli saça uygulandığında oluşturduğu pozitif anlamda etki başımı döndürdü. Saçlarımın ipeksi yumuşaklığı gerçekten çok mutlu etti. Kokusu ayrı bir güzel saçlarınız ile uyumu ise çok başarılı. Ama işte küçük de olsa bir ama var. Saçlarınızı çok çabuk yağlandırıyor. Acaba saç derisine nem kazandırdığı için deri nefes alırken o formu koruma adına mı dedim ama kış ve bahar aylarında saçlarınızı her gün yıkamayıp hatta biraz kendi nemini kazanmasına izin vermek anlamında bekletebiliriz yıkamayı. Sorun yok kesinlikle, yaz mevsiminde saçlar çevresel faktörler, sıcak derken nem dengesi ister istemez etkilendiği için bu ürünü kullanırken bir gün durup diğer gün saçlarınızı yıkamanızı öneririm. 

Sizler bu ürünü kullandınız mı? Yorumlarınızı bekliyorum...

1 Temmuz 2026 Çarşamba

Temmuz Esintisi ve Kırmızı Elma Aşkı: Kayali Muadili Edenland Apple Kiss İncelemesi


Temmuz ayı; benim doğum günümün olduğu ay. Bu ayı çok seviyorum. Yalnızca doğum günüm için değil, kendine has karakterli bir ay olduğunu düşünüyorum. Yaz mevsimi buram buram... Öyle bahardan kalma bir yanıltmacaya yer bırakmadan "sıcağım ben" diyor. Nasılsam, öyleyim yani...

Bu ayın karakteristik özellikleri bir kenarda dursun; son üç yılın zorlayıcılığını şöyle bir arkamızda bırakalım. Umarım artık umudum da değil, dileğim bu ay tüm güzellikleri sadece benim için değil, hepimiz için getirsin.

Ben de bu güzel başlangıcı, son bir aydır kullandığım hatta yazmak için heyecanlandığım bir yaz parfümü tavsiye yazım ile yapmak istedim. Parfüm gurmeleri toplanın, bu yazımda tam bir fiyat/performans ürünü var!

Sosyal medyada, özellikle TikTok ve Instagram'da Sephora’nın en popüler ve neşeli serilerinden biri olan o meşhur kırmızı şişeyi sık sık görüyordum: Kayali - Eden Juicy Apple 01. Çıtır, sulu ve o yaz elması kokusuyla hepimizi büyüleyen ama fiyatıyla da bir değil, çok kez düşündüren o ikonik kokuya şahane bir alternatif bulundu: Edenland Apple Kiss.

Benim gibi eğer siz de o lüks, tatlı ve hafif şekerli esintiyi çok daha erişilebilir bir fiyatla yaz koleksiyonunuza katmak istiyorsanız, bu muadil parfüm tavsiyesi yazımı dikkatle okuyun derim. Gelin detaylara geçelim ve yorumlarda sohbet edelim.

Peki İlk Sıkışta Ne Hissediyoruz? (Koku Notaları)

Edenland Apple Kiss, neşeli, kıpır kıpır tam bir yaz kokusu... Sıktığınız anda etrafa yayılan kokusu ile güne imzanızı attığınızı hissediyorsunuz. Eğer hafif ama dikkat çekici bir parfüm tavsiyesi arıyorsanız, bu koku tam sizlik olabilir.

Bu arada Kayali'nin serisini Sephora'da bizzat denedim. Yorumumu ve aradaki farkı da sizlerle elbette paylaşmak istiyorum. Evet, Rossmann'da satılan Edenland Apple Kiss serisi, Kayali’nin o çok sevilen açılışını neredeyse birebir yaşatıyor. Edenland Apple Kiss;

  • Üst Notalar: Sulu kırmızı elma, egzotik liçi, siyah frenk üzümü ve pembe greyfurt. (Tam bir meyve sepeti ferahlığı!)

  • Orta Notalar: Yabani dağ meyveleri, ahududu çiçeği, yasemin ve mayıs gülü.

  • Alt Notalar: Şekerli akortlar, kremsi misk, vanilya çiçeği, amber ve yosun.

Koku tende durdukça o kremsi vanilya, misk ve şekerli dokunuş kalıyor. Kıyafetlerdeki kalıcılığı gerçekten yüksek. Ancak tendeki kalıcılığı için —eğer benim gibi güneşin başkentinde yaşamıyorsanız— 3-4 saat olduğunu düşünüyorum. Ben bu yoğun sıcaklarda 2 saatte bir yenileme ihtiyacı hissettim.

Neden Kayali Eden Juicy Apple Muadili?

Dürüst olmak gerekirse, bu parfümü kış mevsiminde Rossmann'da ilk denediğimde kullanım hissini tam alamamıştım. Ama Mayıs ayında çok güzel bir set kampanyası yaptığını görünce şans vermek istedim ve satın aldım. Kırmızı, şık deri bir çanta içerisinde parfüm ve bir lip balm ile birlikte geliyordu. Lip balmı da çok sevdim ama o başka bir yazının konusu; biliyorsunuz beğendiğim ürünleri paylaşırken kullanım sürecine ve deneyimime çok dikkat ediyorum.

Edenland Apple Kiss'i sadece sıradan bir elma kokusu olmaktan çıkaran şey, Kayali’nin o meşhur DNA’sını yakalamış olması. Piyasada çok fazla elma kokulu ürün var; örneğin en son Zara'nın yeşil elmalı bir parfümünü kullanmıştım ama uzun süreli kullanımda fark ettim ki kalıcılığı çok azdı. Edenland ise liçi, ahududu çiçeği ve dipteki o kremsi vanilya-misk dengesiyle, Kayali'nin o lüks ve katmanlı yapısını içine almayı başarmış. Tam da bu yüzden bütçe dostu bir kalıcı parfüm tavsiyesi arayanlar için harika bir seçenek.

Kalıcılık, Yayılım ve O Büyük Fiyat Farkı

Bir EDP (Eau de Parfum) olan Edenland Apple Kiss’in özellikle kıyafetlerde kalıcılığı çok güzel. Gün içinde modunuzu yükseltecek o neşeli anlar için ideal. Fiyatı Kayali ile kıyaslanamayacak kadar uygun olduğu için, gün içinde tazelemekten hiç çekinmiyorsunuz.

Yine de objektif bir karşılaştırma yapmak isterim: Kayali’nin kalıcılığı ve hammadde kalitesi elbette çok yüksek. Tester ürün denemesiyle bile bileğimde kokusu 4-5 saat kalmıştı ve içerisindeki vanilya hissi daha kaliteli, daha canlıydı. Ama günün sonunda Edenland; muadili diyebileceğimiz bu lüks parfümün hissini çok uygun bir fiyatla bize sunuyor. Piyasadaki diğer muadillerine göre hem güzel bir kalıcılık hem de şık bir his bırakıyor.

Gelelim o meşhur fiyat tablosuna:

  • Sephora'da Kayali Eden Juicy Apple 01 (50 ml) fiyatı tam 5.290 TL.

  • Buna karşılık Rossmann’larda rahatlıkla bulabileceğiniz muadili Edenland Apple Kiss (50 ml) ise sadece 799 TL (üstelik Rossmann indirimlerinde sık sık 499 TL'ye kadar düşüyor!).

Yani neredeyse 10 katı bir fiyat farkı var... Bence bu şans vermeye ve alışveriş listelerine eklemeye fazlasıyla değer!

Sizler bu koku hakkında ne düşünüyorsunuz? Edenland'in parfümlerini ya da bu setini denediniz mi? Yeni sezon için sizin parfüm tavsiyeleriniz neler? Yorumlarınızı ve deneyimlerinizi aşağıda bekliyorum, sohbet edelim!

25 Haziran 2026 Perşembe

Aranan O Güneş Kremi ile 1 Ay Sonrası : Phytoil SPF 50+

Aranan O Güneş Kremi

Zamanı durdurmak imkansız... Bunu yazı yazarken daha çok anlıyorum. Tam bir ay önce Mayıs ayının sonunda sizlerle benim için de yeni bir markanın keşif serisinin ilk adımını paylaşmış, eczacı formülüyle öne çıkan Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+ ile ilk yorumlarımı paylaşmıştım. O yazımda (hatırlayanlar veya seriye yeni katılanlar için linki buraya bırakıyorum), nemin ve sıcağın kalbi olan yaşadığım şehirde bu doğal güneş kremini bir ay boyunca düzenli kullanıp yine sizlerle ürün 1 ay sonrası yorumlarımı paylaşmak istedim. 

Haziran ayının o kavurucu, dışarıda olmasan dahi sıcaklarıyla bunaltan havasını geride bırakırken ürün tavsiye konusunda biraz daha kullanım yorumlarımı detaylandıracağım. Tam bir aydır çantamdan ayırmadığım, her gün cildime emanet ettiğim Phytoil güneş kremi ile geçirdiğim 30 günün sonunda detaylı kullanım güncellemesi...

Kavurucu Akdeniz Güneşine ve Neme Karşı Performansı Nasıl?

Adana; Haziran ayında yaza merhabası ile diğer aylar çok daha sıcak olacak dercesine bir hava durumunu bizlere yaşattı. Nem ve sıcaklık bir araya geldiğinde ciltteki o ağır, maske gibi duran hatta yapış yapış bir his bırakan ürüne tahammül etmek neredeyse imkansız. Ürün ilk kullanımda yapısının yoğun göründüğünden ama hızlı emildiğinden bahsetmiştim.

Bir aylık yoğun kullanım sonrasında ise şunu söyleyebilirim ki: Phytoil SPF 50+, bu sıcak günlerde yüzümde asla ağırlık yapmadı. Güneşe çıkmadan yarım saat önce uygulayıp 3-4 saat sonra tazelediğimde, cildimi güneşin o yakıcı, kavurucu etkisinden çok iyi korudu. Buğday tenliyim; ve ne yazık ki güneş cildimde ton eşitsizlikleriyle yakıyor diyebilirim yani yanaklarım daha beyaz iken alnım daha çok güneşte yanmışçasına bir renkte olabiliyor. Bu kullanım sürecinde cildimde kontrolsüz bir yaz geldi cilt tonum hemen değişti gibi bir durumdan ziyade korunduğunu hissettim cildimi. Cilt rengim şu anda kış mevsiminkine çok yakın.

Merak Edilen Sorular: Beyazlık Bırakıyor mu, Kusma Yapıyor mu?

Sıklıkla rastladığım sorulardan biri mineral filtreli ve doğal içerikli güneş kremlerinin ciltteki uyumun "kireç gibi beyaz" maske görüntüsü olup olmadığına ilişkindi. 

*Ten ile Uyumu: İlk sürüldüğü andaki o hafif beyazlık, çok kolay emilim sağlıyor ve tamamen kaybolarak cilt  kendi tonuyla bütünleşiyor. Ten eşitlemesi ile yapay durmayan doğal bir ışıltı veriyor. 

*Kusma ve Gözenek Durumu: Ah bu gözenek durumu ne yazık ki bazı kullandığım ürünler kapalı komedon oluşumunu desteklediği için gözenek tıkamaması; kullandığım üründe dikkat ettiğim bir nokta. Bu anlamda hem kusma yapmadı hem de gözenekleri tıkamadı. Aromaterapinin o bitkisel esansları ve hafif zerdeçal kokusu buna bir parantez açmak istiyorum belki bu kokudan rahatsızlık duyanlar olabilir ama koku cildinizde kayboluyor, ilk sürdüğünüz anda hafif bir kokuyu hissedebiliyorsunuz.

1 Ayın Sonunda Kolajen Desteği ve Leke Karşıtı Etki

Leke sorunum olmasa da ürün formülündeki kolajen onarımı ve hücre boyutu koruma vaatleri için heyecanlıydım. 30 günün sonundaki gözlemim şu ki ;Cildim evet nemli bir şehirde yaşadığım için kuru değil; t bölgesi yağlanması yaşıyorum ama mevsim değişikliği mi yoksa yaş faktörü etkisi mi bilmiyorum ama yanak kenarlarında kuruma yaşarken yaz mevsimine geçtim. Bu ürün kullanımı ile de fak ettiğim cildim nemli, yumuşak hissediyor. Klasik güneş kremlerinin yapısının aksine, içeriğindeki avokado, nar çekirdeği, tamanu ve karite yağı gibi değerli bileşenler sayesinde tekrar bir nemlendirici kullanmalıyım hissi olmadan cilt bariyerini koruduğunu fark ettim. Cildimdeki o yorgun hava yerini canlı bir cilt görünümüne bıraktı.

Peki son olarak Tavsiye Listemin Kaçıncı Sırasında?

Bu ürünü yedeklemek kesinlikle istiyorum. Bu yaz ilerlerken Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+, benim favori ve güvenilir güneş koruyucum oldu. Temiz içerikli, cildi besleyen ve aynı zamanda yüksek koruma sağlayan bir ürün arıyorsanız bu güneş kremine bir şans verebilirsiniz.

Serinin ilk yazısının bloğumdaki en popüler yayınlar listesinde olduğunu görüyorum ve bunun için çok teşekkür ederim. Siz de bu ürünü denediyseniz veya yaz rutininize eklemeyi düşünüyorsanız deneyimlerinizi ve sorularınızı aşağıya yorum olarak bırakmayı unutmayın! Ürünü detaylı incelemek isterseniz resmi sayfasına buradan (Phytoil) ulaşabilirsiniz.

12 Haziran 2026 Cuma

YAZ EVİ FİLM İNCELEMESİ

(Görsel; Google Görsellerden alınmıştır) 

Yaz geldi. Bu mevsimi seviyordum...Hala seviyorum mu emin değilim çünkü bu mevsimde tatil yapmak yerine sınavlara giriyorum. Anlamsız geliyor artık. Yaz mevsiminin o eğlenceli cıvıl cıvıl enerjisini için kış mevsiminin hüznünü taşıyanlar anlar derler ya; benim bir yaz çocuğu olarak dileğim güzel anılarla bu mevsimin geçmesi. Neyse; bu yazımda uzun zaman sonra bir film hakkında yorum  yapmak için başladım yazmaya. 

Bu arada sırada bir dizi hakkında da yazacağım ama önceliği "Yaz Evi/Summer House" filmine vereyim dedim. Mina Demirtaş'ın başrolünde olduğu bu film de son zamanların çok başarılı oyuncuları da yer almakta. Özellikle Derya Pınar Ak; Prens'in son sezonundaki son sahnesinde çok etkilenmiştim ama onu ilk kez Farah dizisinde izlemiştim. Geçmişe dönmeli bir konu görünce de heyecanlanarak izledim.

Yaz Evi Film Konusu

Filmi Amazon Prime Video'da izleyebilirsiniz. Bu Filmin;  dram, Aile, Romantik ve Fantastik türleri içerisinde barındırdığını söylemeliyim.  "Filmde Selin(Mina Demirtaş), anneannesinin yaz evinin satıldığını duyunca çocukluğunun geçtiği o yaz evine doğru yola çıkıyor. Yaz evinde ise gizemli bir şekilde geçmişe; 90'lara annesinin gençliğine dönüyor. Annesinin gençlik yıllarında Selin; ailesinin kaderini değiştirirken kendi hayatını da anlamlandırır. "

Filmin atmosferini sevdiğimi söylemeliyim. 90'larda doğmuş birisi olarak 2000'ler çocukluğu olarak geçiyor çocukluğumuz ama 90'ların özel olduğunu düşünüyorum. 90'lar poptan hepimizin tavsiye edeceği şarkılar vardır öyle değil mi? Daha mı kolay ezberliyorduk yoksa şarkılar bize mi özeldi bilmiyorum ama Hakan Peker; Karam, Mustafa Sandal Onun Arabası var, Tarkan her şarkısı diyorum, Ali Güven Ardına Bakma Yolcu saymakla bitmez... Temizlik yaparken 90'lar pop motive ediyor diyorlar ya beni ders çalışırken daha çok motive ediyor. Yani o dönemin ruhunu çok seviyorum. Bu filmde de o samimi ortamı hissettim. Şunu özellikle belirtmek isterim ki Twinkling Watermelon gibi Kdramalarda geçmişe gidip anne ve babayla arkadaşlık izlemeyi sevdiğim için bu filmi de çok beğeneceğimi düşünmüştüm ama... Benim için ortalama bir puanlı filmdi. Konu çok güzel işlenebilecekken diyalog eksikliği mi desem konu akmadı bir türlü. Selin karakteri, geçmişe gittiği için o endişeli ve anlamlandırmaya çalıştığı olaylara şaşkınlığı biraz hissiz geldi ama sonra hemen adapte olup annesini anlaması ve destekleyici olması. Hatta küçük de bir spoiler mi bundan emin değilim ama babasını ararken annesinin yanında olan başka bir erkek karakter görünce Twinkling Watermelon dizisinde Ryeoun gibi olacağını düşünmüştüm. Karakter o kadar sevimliydi ki gençlikteki babası ; "Tamam bir sonraki hayatımda senin baban olacağım demişti" çünkü annesini tanıması için çok mücadele etmişti. Ama annesinin yurtdışındaki mektup arkadaşı Selin olarak o yaz evinde kalırken; şunu anlamadım annesinin hayatına güzel bir motivasyon desteği oluyor ama annesi hani bak o kadar sevmiş ki kızına o arkadaşının adını vermiş hissi oluşmadı. Annesi ve babası uyumu çok güzeldi kesinlikle. Filmde bu arada Manifest şarkılarına da yer verilmiş.  

Güncel popüler kültürden uzak kalınmamış ama o anlaşılmadığı için bir zincire hapsolan anne-kız dinamiği ne yazık ki akmayan hikaye de kaybolmuş. 

Sonuç olarak; bir puan verecek olursam 5/10 puan olurdu. Sizler izlediniz mi? Yorumlarınızı bekliyorum.

8 Haziran 2026 Pazartesi

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15 ile Sağlıklı Bronzluk


Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15
 
Tatil planları yapıldı mı? Okulların bitmesine iki hafta kaldı. Alışverişler yapılmadan önce ihtiyaç listesi; deniz kenarı tatil bavulları hazır mı? Evet yaz mevsimi geldiğinde hepimizin hayali; deniz, kum, ve güneşten yeni dönmüş, ışıl ışıl parlayan o kusursuz bronzluğa kavuşmak. Ancak piyasa da yer alan güneş yağlarının bıraktığı o hoş olmayan yapış yapış his, kıyafetlere bulaşan lekeler ve güneşin o zararlı etkilerini önleyici olmaması ile bu hayal biraz gölgede kalabilir. Sizlere bu noktada hem cildi besleyen hem de güneş koruması sunan yeni bir ürün bu yazımda anlatacağım. Tatil listenize bu ürünü eklemenizi tavsiye ederken daha detaylı şekilde de inceleyebileceğiniz bir link de ekleyeceğim.

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15
(Tanıtım yazısından)

Bu ürün sadece bronzlaştırıcı yağ olarak kullanılmaktadır.

"İçeriğinde bulunan kakao, üzüm çekirdeği, havuç tohumu, ahududu ve tamanu yağları sayesinde cildinizin bronzlaşmasına ve nemlendirilmesine yardımcı olurken fesleğen ve zerdeçal uçucu yağları ile kısmen koruma faktörlü bir güneş koruyucu özelliği sağlar. İçeriğinde bulunan ölmez çiçek yağı ile cildinize antiaging ve leke bakım sağlar. Tocopheryl Acetate, Beta-Carotene, Quercetin, Zein gibi bitkisel ekstraktlar ile cildin DNA hasarını engellemeye yardımcı olur.

*Güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce tüm vücudunuza yeterli miktarda uygulayınız.

*Terledikten, yüzdükten veya havluyla kurulandıktan sonra uygulama işlemini tekrarlayınız.

*Açık/beyaz tenliler için direkt kullanılmaması tavsiye edilir. 

*Ürünü güneş koruyucu kullanıp cilt güneşe alıştıktan sonra kullanılması tavsiye edilmektedir."

Phytoil Sunkissed Bronzing

Kuru Yağın;Klasik Yağlardan Farkı

"Yağ" kelimesini duyduğumuz anda aklıma genelde ; ciltte ağırlık yapan, gözenekleri tıkayan ve emilmesi saatler süren ürünler gelmektedir. Fakat kuru yağ teknolojisi bu algıyı tamamen yıkmaktadır. Kuru yağlar, daha kolay emilim sağlayan ve cilt yüzeyinde yağlı/yapışkan bir tabaka bırakmayan özel bitkisel yağ moleküllerinden üretilmektedir. Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil, cildinize sürdüğünüz anda çok kısa bir süre içinde emilir. Cildinizde kadifemsi bir yumuşaklık ve muhteşem bir "Sunkissed" ışıltısı kalırken kıyafetlerinize veya plaj havlunuza bulaşma riskini de en aza indirir.

Neden Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil?

Phytoil’in zengin içeriğinin sizlere sunduğu avantajlara şöyle bir göz atabilirsiniz:

1. Zengin Doğal Yağ Kompleksi ile Derinlemesine Besleme

İçeriğindeki kakao yağı, havuç tohumu yağı, üzüm çekirdeği, ahududu ve tamanu yağları cildin nem kaybını engelleyerek nem dengesini korurken hücresel düzeyde besleme sağlıyor. Havuç ve kakao yağlarının birleşimi, cildin doğal melanin üretimini destekleyerek o istediğiniz bronzluğu hızla yakalamanıza yardımcı oluyor.

2. Yaşlanma ve Leke Karşıtı Koruma

Güneş yaşam kaynağımız. Ama güneşin zararlı etkilerini göz ardı etmemeliyiz. UV ışınları cilt lekelerinin ve ince çizgilerin oluşuma ne yazık ki neden olur. Phytoil Sunkissed, içeriğindeki ölmez çiçek (Helichrysum) yağı sayesinde cilde bakım yapar ve leke oluşumunu engellemeye yardımcı olur. 

3. SPF 15 ile Sağlıklı Bronzluk

E yaz mevsimindeyiz; bronzlaşmak hakkım değil mi? Kesinlikle hem bronzlaşayım hem de cildim tamamen korumasız olmasın diyenler için ideal bir denge sunan bu ürün içeriğindeki SPF 15 koruma faktörü, cildinizi güneşin zararlı ışınlarına karşı kısmen korur.

Şunu da belirtmek isterim ki, Ürün bir güneş kremi değil, koruma faktörlü bir bronzlaştırıcıdır

Maksimum Etki İçin Nasıl Kullanılmalı?

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15’ten en iyi şekilde kullanmak için

*Kullanmadan Önce Çalkalayın

*Güneşe Çıkmadan Önce Uygulayın

*Yenilemeyi Unutmayın

*Yüz Bölgesine Dikkat: İçeriğinde yoğun bitkisel yağlar bulunduğundan, yüz bölgesine kullanımda dikkat etmelisiniz. Bu ürünü vücudunuza kullanırken yüzünüz için özel üretilmiş güneş kremlerini tercih edebilirsiniz.

Bronzing Dry Oil SPF

Bu Yaz Sizin Yazınız Olsun!

Kadim doğal aromaterapi yağlarının şifasını, modern güneş teknolojisi ve göz alıcı bir ışıltıyla birleştiren Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15, cildinizi kurutmadan, leke bırakmadan ve yaşlanma etkilerine karşı koruyarak bronzlaştıran bu ürünü detaylı şekilde incelemek isterseniz sizler için link bırakıyorum. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar; yaz mevsimine hazır mısınız?

1 Haziran 2026 Pazartesi

Aradığın Ferahlık? Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey İlk İzlenimim



Favori çiçekleriniz ve hikayeleri... Bir kitaba sığmayacak uzun bir yolculuk gibi. Ama bu yazımda bugün hikayelerin de ötesinde çiçek dilinde kelimelere ihtiyaç duymadan yapılan bir sevgi itirafı ya da güçlü bir bağlılık anlamına gelen lavantanın başrolde olduğu bir üründen bahsedeceğim. Lavanta çiçeği ayrıca negatif enerjilerden arınmayı da sembolize eder. Phytoil deneyim serimizin ikinci yazısıyla; yaz mevsiminin başladığını haber veren o sıcakların kendini hissettirdiği şu günlerde büyük kolaylık sağlayacak bir ürünle karşınızdayım. İlk yazımızda Phytoil Güneş Kreminden bahsetmiştim. Bugün de tenimize uyum sağlayacak gerekli başka bir rutin üye var: Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey.

Son yıllarda sağlığıma daha çok değer verdiğimi hissediyorum. O ağır kimyasallar, gözenekleri tıkayan, alüminyum ve paraben içeren deodorantlardan kaçma isteğim beni doğal arayışlara yönlendiriyor. Phytoil'in Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey ise tam olarak; "Kimyasallar olmadan, doğanın gücüyle" mesajını bizlere veriyor. Klasik deodorantlardan sonra doğal sprey deodorant ilk kullanım gözlemlerim bakalım neler! Doğal ve sağlığa önem veren ürünleri sizlerle paylaşıp yorumlamayı sevdiğimi belirtmeliyim. Kendimin de memnun kaldığım bir ürünü sizlerle paylaşıp tavsiye edebilmek bence harika.

Ürün tanıtım yazısından;

LAVANTA-ALOE VERA GEL DEO-SPREY

"İçeriğinde bulunan %100 doğal bitki suları, himalaya tuzu, bentonit kil, kaolin kil, akasya senegal zamk, meyan kökü tozu, nişasta gibi bitki özleri ile terlemeyi dengeler. Kötü koku oluşumuna sebep olabilecek organizmaları durdurucu uçucu yağ özleri ile muhteşem bir ferahlık sağlar. İçeriğinde bulunana aloe vera jel ile özellikle epilasyon sonrası sakinleştirici etkisiyle alkol içermeyen hipoalerjenik deodorant sprey. Alüminyum içermemektedir."

Doğal İçeriğin Gücü: Alüminyumsuz Koruma

Çok geniş bir yelpazeye sahip olan birçok deodorant, terlemeyi önlemek için koltuk altındaki gözeneklerin alüminyum tuzlarıyla nefes almasını engeller. Terlemek doğal bir fizyolojik döngüdür, terlemek kesinlikle sorun değil, sorun oluşan ter kokusudur.

Phytoil markasının ilk yazımda aromasötik uzmanlığını konuşturduğundan bahsetmiştim.Bu ürün içeriğindeki Lavanta uçucu yağı, sadece o bildiğimiz huzur veren kokuyu sunmakla kalmaz; doğal yapısıyla ter kokusunun oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Aloe Vera ise bir nemlendirme uzmanıdır. Hassas ve kuruyan koltuk altını yatıştırır ve yumuşak bir his bırakır. İçeriğindeki en önemli detay ise; formülünde alüminyum, paraben ve yapay esanslar olmamasıdır.

İlk Kullanım Sonrası

Cildimin hassas olduğunu birçok yazımda belirtmişimdir. Dürüstçe gözlemlerimi de sizlerle paylaşmayı seviyorum. Her cilt tipi farklı ve tepkiler de farklı olabilir. Bu yazımda paylaştığım benim kullanım sonrası görüşlerimdir. Bu ürünü ilk denediğimde beni şaşırtan hoşuma giden birkaç detay oldu.

*Jel-Sprey Formunun Rahatlığı: Klasik, sıradan bildiğimiz sprey deodorantlar gibi puf diye yayılan gazlı bir yapısı yok. Kullanım için sıktığınızda hafif jelimsi, berrak hafif bir doku yayılıyor. Çok kolay emilim sağlıyor ve yapış yapış his yok. 

*Kokusu: Sıktığınızda keskin yapay bir koku etrafınızı sarmıyor. Yine de belirtmek isterim lavanta kokusunu baskın bulanlar olabilir ama ben seviyorum, bu ürünü sıktığım anda lavantanın o temiz kokusu çok hoşuma gitti. Kokusu bir süre sonra cildinizle daha iyi uyum sağlayarak gün içinde parfümünüze karşı bir baskınlık oluşturmuyor.

*Kıyafetlerde Leke Yapmama Performansı: Beyaz gömlekleriniz, siyah t-shirtlerinizde oluşabilecek o lekeler hiç hoş değil biliyorum. Sararma, beyaz leke görüntüsünden uzak su bazlı yapısı ile bu ürün iz bırakmadı.

 1 Ay Sonra Neler Olacak?

İlk kullanım izlenimim; duş sonrası temiz cilde uygulandığında gün boyu o temiz ve hafif hissediyorsunuz. Ağır kimyasallar olmadan gözeneklerin nefes aldığını hissedebiliyorsunuz.

Ama yaz mevsiminin çok sıcak geçtiği bir şehirde yaşadığım için yoğun tempolu günlerdeki ter kokusunu önleme performansını daha uzun süre kullanım sonrasında; cildin bu doğal içeriğe nasıl tepki verdiğini gözlemlemek gerekiyor. Bu yüzden, güneş kremi yazımda belirttiğim gibi kullanım sonrası güncelleme yazısı gelecek.

Eğer siz de koltuk altı bakımınızda doğal ürünler araştırıyorsanız, kimyasallara küçük bir ara vermek isterseniz ürünü detaylı incelemek için bıraktığım linke göz atabilirsiniz: 👉 Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey 

Doğal ürünlerin kalıcılığı hakkındaki düşünceleriniz neler? Yorumlarınızı bekliyorum. Ayrıca sırada serinin üçüncü ve son ürününde görüşmek üzere!

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Aranan O Güneş Kremi Bulundu mu? Phytoil SPF 50+ ile Akdeniz Güneşine Karşı Doğal Koruma


Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+ kullanıcı yorumları, Phytoil güneş kremi kullananlar

Sizlerle yeni kelimesine ait güzellikleri paylaşmayı çok sevdiğimi söylemiş miydim? Beni uzun zamandır takip edenler bilir blogum benim için kelimelerin yüklemlerine kavuştuğu paragraflar bütünü değil; hayata dair aldığım küçük notların sığınağı... Bu yazımda da sizlerle benim için yeni ancak 25 yılı aşkın bir tecrübeye sahip bir eczacı tarafından kurulan bir marka olan Phytoil bahsedeceğim. Doğadaki saf bitki ekstreleri ve yağlarını tıbbi bilgiyle harmanlanarak oluşturulan %100 doğal içerikli ürünler mi? İşte bu ürünler kendime değer veriyorum ürünleridir. Phytoil markasından tam üç ürün sizlere aktaracağım. 

Bunu bir seri gibi düşünebilirsiniz. Phytoil Photoprofection Cream SPF 50+ içerik ve henüz ilk kullanımdaki etkileri ile serinin devamında ise tavsiye listemin kaçıncı sırasında yer alıp bir ay sonrası kullanım hakkında olacak. Şimdiden belirteyim.

Ürün Tanıtımından;

PHYTOIL PHOTOPROTECTION CREAM SPF 50+

"Yüksek koruma ihtiyacı olan yetişkin kişiler için geliştirilmiş; bitkisel yağ ve ekstraktlarla zenginleştirilmiş, geniş spektrumlu UVA/UVB mineral ve organik filtre sistemi içeren, suya dayanıklı etkin SPF 50+ koruma sağlayan güneş kremi.

İçeriğinde bulunan avokado, nar çekirdeği, üzüm çekirdeği, ahududu, tamanu, karite yağı ve ölmez çiçek, fesleğen ve zerdeçal gibi yüksek güneş koruma sağlayan yağlar, meyan kökü, kırkına ekstresi, kersetin, zein, ubikinon gibi bitki ekstratlar ve E vitamin,hyaluronik asit, mineral filtreler ile korumayı artırırken, cildin ihtiyacı olan kolajeni destekler, cildin hassasiyetini giderir. Güneşe çıkmadan yarım saat önce, süreceğiniz yüzey alana göre yeterli miktar iyice yayılarak sürülmelidir. Koruyuculuğun stabil olması için 2 saatte bir tekrar edilmelidir."

"Aromasötik" Güç: Sıradan Güneş Kremlerine Küçük Bir Ara

Dermogüzellik piyasası çok geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olsa aradığımız işte "bu" diyebileceğimiz güneş kremlerini bulmak ne yazık ki zor. Ancak Phytoil'i bu piyasa kulvarında farklı kılan "Aromasötikler" akımının önde gelen ismi olması. Formülünde sadece yapay içerikler değil; fizyolojik olarak cildi hücresel boyutta koruyan, besleyen bitkisel esanslar bulundurmasının yani sıra kolajen desteğinin de olması. 

Yaz aylarında güneş kremi olmadan dışarı çıkmayı düşünemiyorum bile. Güneş o güzel yüzünün tam tersi olan cildimizi yakan lekeleri koyulaştıran ve kolajen yapısını etkileyerek erken yaşlanma belirtilerini tetikleyen olumsuz yönlerini gösteriyor. Bu güneş kremi ise yüksek koruma faktörü ile (50+) UV ışınlarına karşı koruma sağlarken; leke karşıtı ve kolajen onarıcı etkisiyle çoklu bir bakım sunmayı vaat ediyor.

İlk Kullanım, İlk İzlenim: Cildimdeki O His

Buğday tenli bir insanım ve çok çabuk güneş farkını cildimde görebilirsiniz. Yaz mevsiminde hemen cildimin tonu değişebilir. Güneş Kremlerinde de korktuğum bir özellik; kireç görüntüsü bembeyaz, maske gibi yapay duran ve cildimin kabul etmemesi... Hele ki benim gibi güneşin şehrinde yaşıyorsanız o nem ve sıcak ile birlikte ciltteki ağırlık hissi gün boyu rahatsız hissettirebilir.

* Yapısı ve Emilimi: Krem, ilk sıkıldığı anda yoğun gibi görünse de hemen cilt ile uyumla emiliyor. O beyazlık sanki çok güzel bir ten eşitlemesi yapıyor ve nem sağlıyor.

*Kokusu: Aromaterapinin o sakinleştirici esanslarının kokusunu alıyorsunuz. Özellikle içeriğindeki o hafif zerdeçal kokusunu sevdim. Kimyasal bir koku gibi yapay gelmedi. 

*Makyaj Altı Performans: Bahar ayının son günlerindeyiz. Sıcak kendini şimdiden gösteriyor. Bu geçiş süreci ve yaz mevsiminde ağır makyajlar hemen hemen hiç yapmam. Ancak kullanım sonrası hafif bir bb krem ve allık gibi günlük makyaj deneyimime göre çabuk emilim sağladı. Sanki o doğal görünümü destekledi. 

Kullanım Yolculuğunun İlk Adımı 

İlk üç günlük deneyimimin özeti: Cildimi güneşin o yakıcı etkisine karşı korurken cildimin ihtiyaç duyduğu nemi de sağladı. Uyum kolay sağladı, kusma yapmadı.

Leke sorunum çok şükür yok ama kolajen onarımı konusunda pozitif anlamda güzel beklentilerim var. Bu etkiyi tam gözlemek için bir ay düzenli kullanmak istiyorum. Hassas ciltler yine de küçük bir alana deneyip o şekilde cildin tamamına uygulayabilirler. Her cilt yapısı birbirinden farklı çünkü. Sonucu da sizlerle paylaşmak için şimdiden heyecanlıyım.

Sizde yaz o yakıcı sıcağını henüz tam anlamıyla göstermemişken alışveriş listenize bu ürünü eklemek isteyebilirsiniz. Ürünü incelemek için bıraktığım linke göz atabilirsiniz. Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+ Yorumlarınız benim için çok değerli; bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

27 Nisan 2026 Pazartesi

STEFAN ZWEIG/YAKICI SIR KİTAP YORUMU

YAKICI SIR KİTAP YORUMU
 

Farkındayım, daha çok kitap yorumu yazmalıyım. Ekranlara bu bakar bağımlı olmak yerine kitap okuduğum günleri özlüyorum. Yaş aldıkça nerde çocukluğumun zamanları demeyeceğim; ama büyük bir kütüphane oluşturduğum o günleri özlediğimi dile getireceğim. Bir sandık çeyiz; bir sandık kitap... Benim de böyle bir sandık kitap... Okumanın insan zihnini, ufkunu geliştirerek genişlettiğini klasik herkes söyleyecektir ama okumak yalnızca bunlarla sınırlı değildir. Başka hayatları, insanları anlamak ve dinlemek ve aslında hissetmektedir. Duyguların kelimeye ihtiyacı olmaz diyenlere inanmayın; edebiyat başlı başına bir duygu deryasıdır. Gelelim Stefan Zweig kitaplarına... Bu yazar tutkulu ve saplantılı insan ilişkilerine yer vermeyi bence seviyor. Daha önce de birçok eserine bloğumda yer vermiştim ama bu kitabını şimdi bitirdim. Başladım sizler için yazmaya;

YAKICI SIR KİTAP ÖZETİ;

"Kısa bir tatil için Avusturya Alplerine giden bir baron; zamanını zararsız bir flörtle renklendirmenin yollarını aramaktadır. Kendine fazlasıyla güvenen ve gönül maceralarına her zaman açık olan bu müzmin kadın avcısı, kısa sürede kendisine bir av bulmakta hiç zorlanmayacaktır. Tanışıp yakınlaşmak istediği kadının on iki yaşındaki oğluyla ahbaplık ederek işe koyulur. Yakıcı sır annesini elde etmek isteyen bu narsist çapkın tarafından kullanılan bir çocuğun hikayesidir aslında. Ne var ki, yetişkin dünyası bazen masum çocuklara göründüğünden çok daha berrak görünmektedir."

Kitap sayfa sayısı:88

Bir oturuşta okuyabileceğiniz bir kitap diyemem ancak oldukça sürükleyici ve olayın karakterlerin tüm heyecanını gerilimini bir okuyucu olarak hissedebiliyorsunuz. Bu anlamda bu hikaye; akışı ile tavsiye listesinde yer alabilir. Baron; iznini herkesle aynı zaman diliminde kullanmak zorunda kaldığından kendini sıkıcı bulduğu bir tatilde bulur. Herkesten önce gelmiştir, tek bir tanıdık yüz hatta onun için birkaç eğlenmek için zararsız flört edilecek bir kadın da yoktur bu tatilde.  Birkaç gün sonra lobide yabancı bir ses kulakları işitir. Bir kadın ve çocuğu Fransızca diyaloglar ilgisini çeker. Bu yabancı kadın ise zararsız flört için uygun adaydır onun içindir. İlk adımını oğlu ile arkadaş olarak temkinli ve dikkatli atar. Küçük çocuk yaşıtlarına göre algısı oldukça yüksek bir çocuktur. Olayların gidişatını tam olarak anlayamasa da annesinin bir hata yapacağını sezer. Sonrası...

"Kendi başına kalma eğilimine asla sahip değildi ve kendisini daha yakından tanıma isteğini de hiç duymadığından bu türlü yalnızlıklardan olabildiğinde kaçınırdı."(sf2.)

"Yalnızca başlangıçtaki vesileye bakmakla yetinirseniz bir sevginin gücünü yanlış değerlendirirsiniz, aslında öncesinde gerilime, ruhun bütün büyük sarsıntılarına zemin hazırlayan, yalnızlığın ve düş kırıklıklarının yarattığı o bomboş karanlığa bakmak gerekir."(sf14)

"Yaşanmamış duygular burada birikerek ağırlaşır aşırı ağırlaşır ve değeceğine inanılan ilk kişiyle karşılaşıldığında alabildiğine boşalır..." (sf14)

"Bazen çocukları bizim gerçek addettiğimiz dünyadan ayıran sadece incecik bir perdedir ve rastlantısal bir rüzgarla açılıverir."(sf.36)

Küçük çocuğun algısı mükemmel bir bakış açısı ile yansıtılmış. Hem hassas hem de dikkatli bir bakış açısı... Annenin ise ömrü boyunca duyacağı pişmanlığın o keskin acısını kitabın son sayfalarında aktarılmış.

Amok Koşucusu eserinden sonra beğendiğim ikinci eser... Zweig sarsmayı çok seviyor. İnsanın içindeki o derin saklantılarını bir anda su yüzüne çıkarmadan yavaş yavaş işleyip bir anda bitiriyor...Şimdilik yorumlarım bu kadar...

Sizler okudunuz mu bu kitabı?

20 Nisan 2026 Pazartesi

PERFECT CROWN DİZİ YORUM


IU'NUN YENİ DİZİSİ

(Görsel Pinterest'ten alınmıştır)

Güncel bir dizi yorumu ile bu güzel güne başlayalım, olmaz mı!  Güncel dizilerin bir eksi yanı bitmeden heyecanla yazmaya başlıyorum ama sonunda o heyecanım kalıyor mu gerçekten emin değilim. Umarım bu dizi de benim heyecanımı azaltmaz.  Hangi diziden mi bahsediyorum? Perfect Crown dizisinden... Dizi başrol oyuncuları IU, Byeon Woo-seok, Noh Sanh-hyun ve Gong Seung-yeon'un başrollerini paylaştığı  10 Nisan tarihinde yayınlanmaya başlayan bir Güney Kore televizyon dizisi... Dizi anaysal monarşinin devam ettiği Kore evreninde geçiyor. Bu şekilde başlangıç Düşlerimin Prensi dizisinde de vardı. Ya monarşi devam etmiş olsaydı nasıl bir kadere sahip olurlardı. 

Dizinin konusu;

Bir chaebol ailenin ikinci çocuğu hatta gayrimeşru olarak adlandırılan kızı olan Seong Hui-ju(IU)'nun veliaht prensin naibi olarak görev yapan ikinci prens ile sözleşmeli bir evliliğe karar vermelerini konu alıyor. Dizi yayınlanma tarihi birçok kez değişse de 10 Nisan 2026'da yayınlanmıştır. Cuma- Cumartesi günleri dizi izlenmektedir. Seong Hui-ju başarılı, zeki bir iş kadını olmasına rağmen sıradan vatandaş olarak görülüyor. Çünkü gayrimeşru bir varis; kral naibi Prens I-an ise yaşamındaki zorluklarla baş edebilmeye çalışıyor. Ama halk tarafından çok seviliyor. Bu çiftimizin beraber mücadele edeceği zamanları merak ediyorum.

IU; harika bir şarkıcı ama iyi bir oyuncu mu emin değilim. Çünkü izlediğim dizilerinde sanki hep aynı karakter gibi. Dream High, Moon Lovers Scarlet Heart Hyo dizilerinden itibaren biraz abartılı ve coşkulu bir oyunculuğu var sanki. Seong Hui-ju rolünde de bana o geçmiş oyunculuklarını anımsattı yeni bir karakter gibi gelmedi. Oysa Seong Hui-ju çok zengin bir kadın; ancak gayrimeşru bir evlat olduğu için onaylanmak için hep en iyisi olmuş. Mücadele etmiş, akranlarından gelen o sık alt sınıf aşağılamalarına rağmen özgüvenli ve stratejist bir iş kadını olmuş. Evlilik yoluyla da aslında ailesinin babasının; onun kaderi hakkında söz sahibi olmasının önüne geçmek istiyor. Bu yüzden Prens I-an'a evlilik teklifi sunuyor.

Byeon Woo-seok ilk kez dizisini izledim. Evet çok populer özellikle Lovely Runner dizisi ile diziyi izlemesem bile aşırı sevildiğini yorumlarda okuyordum. Çok yakışıklı sanırım modelmiş. Dizide ise Prens I-an rolünde ve varlığı ile kral için tehdit oluşturduğunu düşünen Kraliçe Dowager Yoon Yi-rang'ın gözetiminde... Kraliçe onu siyaseten bir evliliğe zorlamak için bakı yapıyor.

Kraliçe Dowager Yoon Yi-rang rolünde Gong Seung-yeon; kendisini Twice grubundan Jeongyeon'un ablası olarak ilk kez tanımıştım. Ekileyici gözleri ve iyi bir oyunculuğu var. Dört bölümde şu hissi izleyici olarak bana hissettirdi; Prens I-an'ı oğlu kral için tehlike olarak hissediyor ve onun geleceğini güvence altına almak için hareket ediyor. Yardımcısı da babası tabi bu tarihi dizilerin klişesi biliyorum ama yine de izlerken rahatsız hissetmedim. Zaten sınıf farkının çok belirgin olduğu bu evrende asil ve siyasi anlamda baskın bir aileden geldiği hissediliyor karakterin.

Dizimizin başbakanı ise Başbakan Min Jeong-woo rolünde Noh Sang-hyun; oda siyasi bir aileden gelen Prens'in ve Seong Hui-Ju'nun okul arkadaşı. Kraliyet akademidenler yani... Geçmişi hem ona nüfuz hem de bir güç sağlıyor. Çok karizmatik.

Tarihi, monarşi dizileri sevenler için ilk dört bölüm için yorumun tavsiye edilir bir dizi; puanı da şimdiden oldukça yüksek. Kaliteli ve masraf edinilmiş; dizinin yan karakterleri şimdiden ilgi çekiyor. İkilin çift kimyası çok güzel. IU şanslı bir oyuncu; bir tane bile uyumsuz partneri oldu mu bilmiyorum. Klişe ve bilindik bir konu işlense de aşkın zorluğu kavuşmak için unvanların getirdiği o sorumluluklar ekseninde Seong Hui-ju karakteri kadın gücü gerekli dizilerde işlenmesi. Korunmaya muhtaç kadın karakterler yerine güçlü, ayakları üzerinde duran ve çevresinin olan biteni farkında eğilmeden mücadelesini veren karakterlerin her zaman yanındayım. İlerleyen bölümler ne getirir bilmiyorum ama Seong Hui-Ju'nun ve Prensin mutlu sonunu izlemeyi istiyorum.

Sizler bu diziyi izlemeye başladınız mı?