Çocuk gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2026 Pazartesi

KOVA ÇAĞINDA İNSAN İLİŞKİLERİ


Kova Çağında İnsan İlişkilerinin Bencilliği artık sınırları aşmakta; zorlayıcı etkileri ise insan yaşamı üzerinde kalıcı etkiler bırakmaktadır

Zaman bir kum tanecikleri gibi elimize aldığımız anda avuçlarımızdan kayıp gidiyor. Zamanı yakalamak, ona tutunmak hayli zor. Zorluk da önemli değil; hayatın karmaşasında kaybolmamak için harcanan bir çaba; çoğu zaman karşılıksız kalsa da. Bu ara iç dökmeli bir yazı yazamadım farkındayım. Düşüncelerimi toplamak onların bir cümle olmasını istemek başka bir çabanın sonucu. Önce insan kendini ve duygularını anlayacak sonra ise cümle olmasını izleyecek. 

Onu bunu bilmem de aslan burcu olarak 2025 yılından 2026'ya ne çok zorlandım, bilmiyorum. Yaz döneminde o meşhur tavuk zehirlenmesi, damar dolaşım problemleri insan ihanetleri derken bugünümüze şükür. Kendi içimde sorguladığım da bir dönemdeyim; hanemize eklenen yaş; sayısal bir veriden çok zamanı da özetlediği için çocukluğumda daha mı kolaydı hayat? İnsanlar bu kadar acımasız, gönül bağından uzak, egoist değildi bence. Sokakta sabahtan hava kararıncaya kadar oynayan belki de son jenerasyonduk; şimdilerde Kova Çağı, insanlar daha bireysel olacak daha çok kendini düşünecek diyorlar ama, ama işte...

Geriye döndüğümde hayata dair notlarım biraz fazla. Detaylara dikkat eden, empati duygusunu yaşayan ve hayatı ve karakterleri kitaplardan daha net gören; yaşadığı hayatta da gördükleri karşısında üzülen birisi olarak bazen tabi yorucu geliyor. Önceki yazılarımda bahsetmiştim; toksik arkadaşlık, toksik insan durumunu... Bu toksik havadan kurtulduğum için mutlu ve huzurluyum ancak geçenlerde bahsettiğim kişi mesaj attı. 

"Şu an davet için çok saçma fakat tereddütte kaldım açıkcası bende..." diyerek herşeye rağmen düğününe gelmek istersem gelebileceğimi söyledi. Üslubun üsten bakar hali, sanki hani böyle şeyler oldu ama alicenaplık bende kalsın ben seni düğünüme çağırıyorum. Hayret ettim bu hadde... Diğer arkadaş ile ki artık ki onun da samimiyetine inanmıyorum konuşmuşlar, adım atılmış. Benim de gitmem gerektiğini söyledi arkadaş!!!! Yaptıklarının farkında olmayan insanlar için bir gece önceden haber vermeye tenezzül edilen düğüne gitmeliymişim ne ilginç değil mi! Sorun çözümüne ilişkin genelleme yapmak istemem ama gördüğüm kadarıyla sorunları görmemek; "sorunları görmezsen sorun olmaktan çıkar" anlayışı ile sorumluluktan kaçma ile umarsız olmak. 

Benim de hatalarım var. Çevremdeki insanlar 20,22 senedir tanıdığım insanlardır; herkes ile arkadaş olabilirsin ama dostluk için çok uzun bir yaşanmışlık anlayışında olduğum için şimdi görüyorum ki yalnız bırakılmışım. Grup buluşmalarını ayarlayan, iletişimi sağlayan bahsettiğim egoist arkadaşın tüm arka planda insanlar hakkındaki görüşlerini dinleyip öyle demek istememiştir sen yanlış anlamışsındır ama sen üzülüyorsan strese girme daha yakın yerde görüşürüz ki her zaman kendisinin evine en yakın yerde buluşma gerçekleşirdi. Bunları absorbe ederken iyiyken artık kusura bakma her zaman verici taraf benim artık ama daha sağlıklı bir ilişki için senden de bu adımları bekliyorum dediğim anda; Aaa sorun çıkaran olmuşum. Konuşmayı sürdüren iken kestiğim anda aslında bir sohbetin olmadığını fark ettim. Tüm bu egoist hareketleri yapan insan iyi bir insan oldu ve hala benden adım atmam bekleniyor. Bugün başka bir arkadaşımla konuştuğumda kimse artık Geçmişin yüklerini yanında taşımak istemiyor dedi. Düşündüm ve gerçekten üzüldüm menfaate dayalı ilişkiler menfaat bitince yük haline geliyorsa; arkadaşlıklar, dostluklar, bağlar demek ki yokmuş. İşin yoksa hele kimse seninle muhatap olmak istemiyor da denildi; bahsettiğim toksik arkadaş kendi mesleği olan iç mimarlığı yapmayıp benimle çocuk gelişimi bölümünü okudu. Öğretmen olarak atanmak daha kolay anlayışı ile ki bunun temelinde de başka şeyler var. Arkamdan gizli saklı işler çevirip ücretli öğretmenlik yaparken haberim olmayan öğretmenliği için "öğretmenler günü"nü kutlamadım diye çok çirkin bir üslupla beklentisini ifade eden bir insan ve yine adımı atan kişi olmalıyım! Neden?

Şunu anladım ki iyi niyetinizi suistimal eden insanlar daima bunu yapacaklar. Hatta buldukları yüz ile daha pişkin şekilde yapacaklar. Suçlu da sizi çıkaracaklar. Kova Çağında İnsan İlişkileri bireysellik üzerine ise eğer; toksiklikten, manipülasyondan da uzak durulmalı. İyi insanlarında bir sabrı ve sınırı var; en başından gördüğünüz hataları ve o hissinize de güvenin. Hoşgördüğünüz, öyle yapmak istememiştir dediğiniz ne varsa yapıyorlar çünkü. Yapılıyor da... İnsanın değişimi dış faktörlerle değil içten gelen o motivasyon kararlılıkla gerçekleşiyor. Kendini dev aynasında görenler de değişmek asla istemiyor.


9 Ocak 2026 Cuma

2025 AGS BRANS BAZLI KONTENJAN

2025 AGS BRANS BAZLI KONTENJAN 

9 Ocak 2026 tarihinde 2025 AGS sonrası layık görülen 10 bin atamanın branş dağılım kontenjanları açıklandı. En fazla atama yapılacak ilk 5 branş sırasıyla 2 bin 816 kontenjanla sınıf öğretmenliği, 1789 ile özel eğitim öğretmenliği, 801 İngilizce öğretmenliği, 762 din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği ile 653 ile de okul öncesi öğretmenliği oldu. Bu arada okulöncesi öğretmenliği sınava giren sayısı 56.921 ve bu kadar giren alım 653 neyse artık. Adayların başvuruları, seçtikleri il veya ilçe milli eğitim müdürlüğü tarafından incelenecek. Uygun bulunan başvurular onaylanacak ve uygun olmayanlar gerekçesi belirtilerek reddedilecekmiş. Sonrası ise akademi; atanmıyorsun aslında eğitime alınıyorsun yine. Eğitim fakültesinde aldığın eğitim yetersiz görülüyor ve bekleme alanına geçiş izni almışçasına sürecin içinde kayboluyorsun.

Gelelim bana; Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği bölümü mezunu olarak puanım 82.304 alanda yüksek lisansı da daha önceki yazılarımda anlattığım gibi bitirdim ek olarak bende Çocuk Gelişimi mezunuyum. Yani Okulöncesi öğretmenliği, Çocuk gelişimi öğretmenliği ve ana branşım olan Bilgisayar ve Öğretim teknolojileri öğretmeniyim. Yüksek lisans tezimi de okulöncesi ve kodlamayı birleştirerek gerçekleştirmiştim. Gelinen noktada verilen kontenjan 15 evet hepitopu 15...Çocuk Gelişimi 2! Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar pişmanlık yaşadığım süreç olmamıştı. Bu sene lise ve ortaokul ayrıldı; Bilişim teknolojileri öğretmeni olarak atama yapılan bölümde ortaokul öğretmenliği yani; Meslek lisesi öğretmenleri ile toplam 27 bölüm tercih ediliyordu; bilgisayar mühendisliği bölümünden tutun elektrik elektroniğe kadar... Bu sene bakın ama bir hoşluk yapıldı. Alan 2'ye bölündü. Artık meslek lisesi öğretmenleri lise yalnızca oldu bizde birkaç bölüm ile birlikte ortaokul. Bilişim teknolojileri (lise için) 100 kontenjan verildi bu atamada. Diyeceğim bu kadar. Ortaokul için ise 15; yapay zeka çağı, muhteşem yüzyıl teknoloji söylemleri bu kadarmış. İmamhatip ortaokullarda ise bilgisayar ders zorunluluğu kaldırıldı. Daha önce de norm fazlası sınıf öğretmenleri olmak üzere birçok bölüm birkaç yüz saatlik eğitimle benim öğretmenlik alanımda görev almışlardı. Bu sene bir tane ücretli için aranmadım. Kimsenin pek umrunda değil ama halk eğitim merkezlerinde ortaokul, lise ama kadrolu gibi çalıştırılan insanlar tarafından aşağılanmıştım. Düşünüyorum da İngiltere'de 4 yaşından itibaren kodlama eğitimi, diğer Avrupa ülkelerinde ise 8 yaşından itibaren verilen önemi biz ne zaman kavrayacağız. Atölyeler pek popüler zamanımızda; ama saati 2 bin liradan başlayan haftalık kursları maddi anlamda dezavantajlı çocuklar alabilecek mi? Okullarda bilgisayar lab yok zaten; ücretli de en son yaptığım okulda girmeme izin verilmemişti, dersleri işlemek için ona şaşırmadım bir atölyenin olmasına daha çok şaşırmıştım. Zamanda geride kalmış masaüstülere bile ulaşamayan çocuklar alanında uzman olmayan başka branş öğretmenlerle ya da bu dersleri hiç görmemesi ile zamanda kaybolacak mı?

Tez başlığım; Okulöncesi dönemdeki çocukların algoritmik düşünme becerisinin geliştirilmesinde kodlama eğitiminin geliştirilmesi idi. 5-6 yaş aralığındaki çocuklarla gerçekleştirdiğimiz çalışma notlarım ile tez yorumumdan ayrı olarak söyleyebilirim ki düşünmeyi bilmiyoruz. Düşünmek; anında aklımızdan geçenleri gerçekleştirdiğimiz eylemler değildir. Düşünmek sistematik şekilde amaçladığımız hedefler için yol oluşturabilme ve gerekirse başarısız olunan yolların nedenlerini sorgulayarak başka yolları mantıksal çerçeveye oturtmaktır. Uygulama yaptığım okulda alan öğretmeni; çocuk burnu akıyor ama bekliyor önünde mendil olduğu halde. Bekliyor ve benim burnunu silmememi; kendisi uzanıp mendili alıp burnunu silmiyor demişti. Bende uygulamada kullanılan programda belirli bir zaman diliminde serbest bırakıp hayal gücünüzü kullanın oluşturduğunuz karakterlerin mavi saçları, kırmızı gözleri olsun; bir tek boynuzlu at, küçük sevimli bir kedi hangisi olmak isterseniz seçin dediğimde yapmadılar.Yapamadılar. Ama sonra uygulamamızın son dersinde ise hepsi muhteşem projeler çıkardılar. Bilgisayar boş ders, açıp oyun oynayın dersi zaten değil. Düşünme, hayal kurma, üretme ve teknolojiyi tüketen değil yönlendirebilen bir süreci içeren bunu öğreten bir ders. Nerde yanlış anlaşıldı bilmiyorum ama zamanı yakalayamamak saatlerce video kaydıran, çözüm üretemeyen bekleyen nesiller için şikayet etmeye hakkımız olmuyor böylelikle. Öğretmenlikten de bu yüzden soğudum; herkes kendi kontenjanı iyiyse alanın sorunu en azından çözülmüşse diğerleri kim... Emekliye ayrılmayan teknolojiyi kullanamayan ki e devlet şifresini sınıflarda kendileri dahil olmak üzere Adana'da çok merkezde bir okulda öğretmenler vardı. Akıllı tahtadan belli programları işleyip geçen... Bendense öğretmenlik dışında müdürün bilgisayarının tamiri istenen, akıllı tahta problemleri halledilmesini beklenmişti okulda da bunun için sorumlu memur olmasına rağmen ki öğretmen teknisyen değildir.

Uzun lafın kısası doktora eğitimine başlamak hatta yapay zeka alanında doktora yapmak istiyordum. Ama herşeyin sonucu para... Bu kadar yol yürümüşüm; hastalanmışım bedensel zorlama gerektirecek işleri yapmaya sağlığım zaten müsaade etmezken ben ne yapacağım? Bu soru zihnimde duruyor; sınav ücretleri, yaşam maliyetleri artık aile evinde dahi artan beklentiler ile ne yapılabilir? Bölümümü tam burslu puan olarak ÖSYM bölüm birinci kazanmıştım; 3.41 not ortalaması ile bitirdim. 3.88 ortalama ile alanımda yüksek lisans bitti; 82 küsür puanla niteliksiz olmak... Liyakatın olmadığı alanlarda da yeterince aşağılanmış olmak... 

Hakkımı helal etmeyeceğim kesinlikle.

2 Haziran 2025 Pazartesi

SAÇ DÖKÜLMESİ YAŞAYANLAR

 

Yaz artık geldi. Eskisi gibi yaz gelsin enerji bizimle olsun modunda değilim sanırım. Yaz mevsimi aşırı düşünme (overthinking) mevsimi artık benim için. Bir arkadaşım hiç böyle olacağımı düşünmemiştim demişti, haklı da. İkimizin de uzun zamandır bir işi yok. Mimar o da... Asgari ücretin çok daha altında işlerde çalışması teklif edilirken bende özel kolejlere başvuru yaptım. Haftanın 6 günü çalışma ve  ay deneme ilk ay ücret yok diğer iki ayda asgari ücretin yarısı teklif ediliyor. Son zamanlarda düşünüyorum yanlış nerde acaba diye? Okumuş, kendini geliştirmiş olmak yerine acaba hiç bir üniversite bitirmesem hayatım daha mı kolay olurdu. 

Geçenlerde Sağlık Bakanlığı'nın Çocuk Gelişimcisi ilanı ile temizlik görevlisi ilanına başvurmuştum. Olmadı... İş seçen gençler ondan evde söylemi de sanırım pek doğru değil. Bu süreçte notlarım oldukça birikti. Ocak ayından itibaren neredeyse beş aydır saç dökülmesi yoğun yaşadım. Stresten, şampuandan derken Cildiyeye randevu bulabildim sonunda. 

Randevu bulmak için en az  21 gün bekledim bu arada. Kontrol için de iki hafta neyse bu sefer daha dikkatli şekilde randevu saatlerini bulmaya çalıştım. Bulduğum randevu de ek randevu gibi 16.00 randevusuydu. Doktor çinko, b6, serum ve şampuan yazdı. Çinko eksikliğim olduğunu kullanınca anladım. Çinko kullanımı sonrası gün içerisinde daha canlıydım. Uyku problemleri hala yaşıyorum ama uykuya dalmakta daha az zorlandım. Bu minik şampuan ise dökülmeyi oldukça azalttı. Sürekli kullanmıyorsunuz, bir kullanım sonrası diğer kullandığınız şampuanlarınızı kullanabilirsiniz. Bunlar benim deneyimlerim daha önce sizlerde kullanmışsanız yorumlarda belirtebilirsiniz. Mevsimsel saç dökülmesi yaşadığınızı düşünüyorsanız bile saçlarınızı dikkatli takip etmenizi öneririm. Bizden daha çok canlılar ve stresinizi, vücudunuzdaki eksiklikleri hemen hissediyorlar. Bayrama çok az kaldı. Güzel dileklerimi gönderiyorum herkese...