Sayfalar

14 Temmuz 2026 Salı

Geri Dönüşü Olmayan Nokta: En Son Üzerini Çizdiğiniz Arkadaşlığınız Neydi?

kakaolu kek tarifleri

Biliyorum, sıklıkla yazamıyorum artık buraya. Birçok neden sıralayabilirim ama asıl neden kendimde o enerjiyi bulamamam aslında... Sınavlarla geçen koskoca bir yaz, tüm psikolojik ağırlığıyla üzerimde. Ama bugün bu yazıyı; geçenlerde X/Threads uygulamasında gezinirken denk geldiğim, notlarım sayfama eklediğim ve beni uzun uzun düşündüren bir soru üzerine inşa etmek istedim:

"En son üzerini çizdiğiniz arkadaşlığınız neydi?"

Bazı ilişkilerin bitişi davulla zurnayla, büyük kavgalarla ya da hiç bitmeyeceğini düşündüğünüz o fırtınalı vedalarla olur. Peki arkadaşlıklar da sizce öyle mi? Bence kimi arkadaşlıkların bitişi çok daha sessiz, daha derinden ve hatta çok daha kırıcıdır. Yaşanılan olaylar birikir, o bardak çoktan dolmuştur ve sadece taşmayı bekliyordur. Bir sabah uyandığınızda o beklenen son damla gelir ve taşarsınız. O insanın artık hayatınızda hiçbir yerinin kalmadığını anlarsınız. Ve o defter, bir daha asla açılmamak üzere kapanır.

Bir Arkadaşlık Neden Biter?

Hayatımda kalıcı bağlar kurmak daima çok önemli bir yer tuttu. Uzun süreli her ilişki; benim için bağ kurduğum en ufak bir defter, o defterde aldığım notlar ve o notlarda yer alan güzel anılar kadar değerlidir. Değerliydi de...

Kimse durup dururken yirmi senesini geçirdiği, paylaştığı yıllarını, kahkahalarını ve en mahrem sırlarını bir anda çöpe atmaz. Ama büyümenin getirdiği o olgunlukla, nihayet "Yeter" dediğim bir süreci yaşadım.

Geçen sene burada "toksik arkadaşlık" üzerine bir yazı paylaşmıştım. Hatırlayanlar olacaktır; defalarca sormama rağmen hissetmiş, hatta rüyamda bile görmüştüm; o insan evlilik sürecinde olduğunu benden saklamış, hatta açıkça inkar etmişti. Tam da o dönemde, yüksek lisans mezuniyetim sonrası oluşan ciddi sağlık problemleriyle boğuşurken ufacık da olsa bir "İyi misin?" mesajı beklemiştim ondan.

Neredeyse iki ay boyunca yerimden kalkmadan tez yazdığım için bacağımda varis oluşmuş, pıhtı riskine karşı kan sulandırıcı kullanmaya başlamıştım. Üstelik bende kansızlık da vardı; olan kanım da bu süreçte gidince, ücretli öğretmenlik yaptığım okulda sınıfta baygınlık geçirdim. Bayıldıktan sonra kendime gelirken hissettiğim o kas uyuşması, sıfırlanan tansiyon ve kulak çınlamasıyla "Bir daha yaşanmasın" diye dua ederken, insan çevresinden sadece güzel dilekler ve bir destek bekliyor. Yalnız olduğumu iliklerime kadar hissettiğim o altı ay, meğer bardağın dolma evresiymiş.

Öğretmenlik için (maalesef atama sisteminde pek bir anlamı olmayan) 82.304 gibi güzel bir puan aldığımda sonucumu onunla da paylaşmıştım. Aradan zaman geçip taşlar yerine oturunca daha net anladım ki, içten içe bariz bir kıskançlık varmış ortada. Kendisi iç mimarlık mezunuyken benimle birlikte ikinci üniversite kapsamında çocuk gelişimi okumuştu. Senelerce bana, "Çalışmayan bir insan olduğun için puan alamıyorsun, ben istesem rahatlıkla 90 ve üzeri alırım" deyip dururdu. Meğer içten içe beni bir rakip olarak görüyormuş. İnsan, kendi alanıyla alakası olmayan bir yere geçip "öğretmen" kelimesini sizden daha çok sahiplenince anlıyor bazı şeyleri. Atanamadığım için sanki bu sıfatı kullanmaya hiç hakkım yokmuş gibi hissettirmişti bana.

Sonrasında yine o meşhur rüyalarım devreye girdi; kendisini öğretmenlik yaparken görüyordum rüyamda. Sorduğumda yine inkar, ama öyle bir inkar ki neredeyse sorduğuma pişman olup "Ya kusura bakma, yanlış anlamışım" dedirtecek cinsten... Sonunda haklı çıktım mı? Evet. Kasım ayında, Öğretmenler Günü'nde Instagram'a hikaye ekleyip onu neden kutlamadığımı, güya onu nasıl kıskandığımı ima eden tavırlara girdi. Ondan sonra olaylar zaten koptu. Narsist insanlar her zaman kendilerini haklı görürken, çevrelerinde sırf kendi çıkarları uğruna onlara yaranmaya çalışan insanları toplarlar; haklılıklarını ispat etmek için bir vitrin kurarlar.

Asıl bu sene arkadaşlığımı tamamen bitirdiğim kişi ise, işte o geçmiş olaylarda ona yaranmaya çalışan, o vitrinin bir parçası olan diğer insandı.

Benim Hikayem: Vitrinlerin ve Riyakarlığın Sonu

Bahsettiğim bu son kişi son derece ısrarcı biridir. Hayatta her istediği kendisine altın tepside sunulduğu için başkalarının durumunu, acısını anlayamaz. İşine gelmeyen her şeyi "Aa, bende unutkanlık var" diyerek kendi lehine çevirir. Lise döneminde de böyleydi ama benimki de işte temiz kalplilik, saflık... Onun için "günlük, haftalık, aylık arkadaşlıkları var" derdim, keza haklıymışım da.

Dönem dönem işine nasıl gelirse öyle davranır; her ciddi ve önemli konusunda mutlaka beni ararken, kahve içmeye o az önce bahsettiğim "inkarcı" arkadaşla giderdi. Ne yazık ki dörtlü bir arkadaş grubu gibi olduğumuz için "Aman bunca senenin hatrı var, çevre etkilenmesin, düzen bozulmasın" diyerek sustum. Şimdi o emeklerime, o sabrıma çok üzülüyorum.

Her şeyin altın tepside sunulduğu bu insan, kendisini daima o kadar haklı ve masum zannediyordu ki, beni o diğer arkadaşın düğününe götürebilmek için çok uğraştı. Güya "sorun olmasın, bunca senenin hatırı var" kafasındaydı. Ama benim o tavırdan anladığım tek şey şuydu: "Senin ne yaşadığının, ne hissettiğinin hiçbir önemi yok. O düğüne katılman gerekiyor ki fotoğraflar çekilelim, dışarıya karşı o 'iyi, kusursuz vitrinimiz' devam etsin."

Diyorum ya; işi düşmedikçe bir fotoğrafı bile beğenmeyen bu insanı, geçenlerde o evlenen arkadaşın evinde, liseden diğer kişilerle birlikte gördüm. Arkasından yine dışarıda başka bir etkinlik... İşte o zaman çok net anlıyorsunuz: Birini en yakın arkadaşınız gibi hissedersiniz ama o hissettiğiniz kişinin yakın arkadaşı aslında siz değilsinizdir.

Eğer bu durum açık yüreklilikle ve dürüstçe yaşansaydı inan fazlasıyla saygı duyardım. Ancak birbirinin arkasından bu kadar konuşup, sonra hiçbir şey olmamış gibi bir araya gelmek bana çok büyük bir riyakarlık gibi geliyor. Bitmek bilmeyen bir vitrin oluşturma çabası...

Gördüklerimin ve nihayet anlayabildiklerimin ağırlığı, yaşadığım pişmanlık ne yazık ki bir süre daha benimle kalacak. O "her şey altın tepside sunulan" insanın nişanına, düğününe insanları toplayıp kendi arabamızla götüren bendim. O "yancı" diye bahsettiğim diğer insan ise sessizce ve sinsice hep bir yerlere götürülmeyi beklerdi. Doğumuna koştur koştur yine ben gittim. Mevlüdüne, daha sayamayacağım pek çok anına... Hele grupta bir başkası daha var ki, sırf nazar değmesin diye her şeyini saklayan, yurtdışına gittiğini ancak bizi oradan aradığında öğrendiğimiz biri...

Düşünüyorum da; açık, dürüst ve samimi olmak benim hatamdı belki de. Sinsice ve gizlice işlerini yürütenler bu dünyada hep kazanıyor gibi görünüyor. Ama yine de heybemde kalanlarla, arkadaşlık ilişkilerinde dikkat etmemiz gereken bazı kırmızı bayrakları (red flags) buraya bırakmak istiyorum:

  • Tek taraflı çaba: Sürekli sizin aradığınız, karşınızdakinin ise sadece kendi ciddi sorunları olduğunda sizi hatırladığı ve saatlerinizi feda ettiğiniz o denge bozukluğu varsa,

  • Gizli haset: Başarınıza içtenlikle sevinemeyen, her güzel haberinizde yüzü düşen, sizi aşağı çekmeye çalışan o "arkadaş" maskeli insanlar çevrenizdeyse, bu ilişkileri bir değil, bin kez düşünün.

Son olarak: Kendimize Verdiğimiz Değer

Bir arkadaşlığın bitmesi, sizin kendinize duyduğunuz saygıyı azaltmaz. Aksine bu; benliğimizin, değerimizin o toksik insanlar tarafından yok edilmemesi için verdiğimiz asil bir mücadeledir.

Size her şeyden şikayet eden o insanlardan uzak durun diyecekler belki de. Sizi suçlu hissettirmeye çalışacak, sanki asıl sorunlu olan sizmişsiniz gibi lanse ederek kendi kusursuzluklarını ispatlamaya çalışacaklar. Buna asla boyun eğmeyin. Yaratıcı sizi binlerce ihtimal arasından bu dünyaya başkalarının riyakarlıklarına katlanın diye göndermedi.

Hayat; enerjimizi sömüren, bizi değersiz ve yetersiz hissettiren insanlara harcanmayacak kadar kısa ve değerli.

Şimdi sözü size bırakıyorum. Bu soruyu buraya taşıyorum:

Sizin en son üzerini çizdiğiniz arkadaşlığınız neydi? Bardak hangi olayla taştı ve o kalın duvarı tam olarak ne zaman çektiniz?

Gelin, yorumlarda buluşalım, biraz dertleşelim...

7 Temmuz 2026 Salı

Isana Professional Hyaluron Asit İçerikli Saç Bakım Kremi

Isana Professional Hyaluron

Yaz tatil planlarınız için bavullarınızı hazırlıyorsunuz ya da küçük bir "ben" alışverişi zamanıdır. Ertelenen bakımlar; ürünler ya da indirime girmesi beklenenler. Şu zaman diliminde ne yazık ki herşey çok pahalı ve çok pahalı bir hayatı ne yazık ki kalitesiz yaşıyoruz. Yüksek fiyata sahip birçok ürün kullanıcı memnuniyeti anlamında sınıfta kalabiliyor.  Böyle olunca denediğim ürünler arasında memnun kaldıklarımı mutlaka sizlerle paylaşıyorum. Bu yazımda da Isana Professional Hyaluron Asit İçerikli Saç Bakım Kremi Leave In 100 ml hakkında biraz konuşmak istedim.

Isana Professional Hyaluron 

Ürün Açıklaması:

"Cansız ve yıpranmış saçlara özel olarak geliştirilen özel formülü sayesinde Isana Professional saç kremi, nemlendirici içeriği ile saçı yumuşatır ve esneklik kazandırır. Hyaluronik asit, provitamin B5 ve betain içeren yüksek kaliteli formülü sayesinde saçı değerli bileşenlerle besler, bakım yapar ve saçın sağlıklı bir görünüm kazanmasını sağlar. Saçınızda ağırlık hissi oluşturmadan yumuşaklık verir ve daha sağlıklı bir görünüm oluşturur. Aynı zamanda taramayı kolaylaştırır ve parlaklık sağlar. Isana Hair Professional Hyaluon&Care, hoş koku aroması ile gün boyu kalıcılık sağlar ve etkisini uzun süre gösterir. 

*Tüm saç tiplerine uygun formülü ile kökten uca etki eder. %100 mikroplastik içermeyen ve silikonsuz içeriği sayesinde güvenle uygulayabilirsiniz.

* Sprey başlığını koruyan özel kapağa da sahiptir. Isana Hair Professional Hyaluon&Care havluyla kurutulmuş nemli saçınıza uygulamalısınız. Uyguladıktan sonra durulamamanız gerekir."

Ürün Hakkında Yorumlarım;

Bu ürünü yakın çevreme tavsiye ettiğim özelliklerini sizlere de aktarmak istiyorum. Güncel fiyatı 159 lira indirimli şekilde fiyat performans anlamında oldukça yüksek bir puan verebilirim. Hyaluron saç tellerine ve saç derisine yoğun nem kazandırır, bilindiği üzere. Ayrıca kuru, nemsiz ve mat saç tellerini neme doyururken kabarmayı ve elektriklenmeyi önler. Saç tellerini yumuşatır. Bu ürünü de nemli saça uygulandığında oluşturduğu pozitif anlamda etki başımı döndürdü. Saçlarımın ipeksi yumuşaklığı gerçekten çok mutlu etti. Kokusu ayrı bir güzel saçlarınız ile uyumu ise çok başarılı. Ama işte küçük de olsa bir ama var. Saçlarınızı çok çabuk yağlandırıyor. Acaba saç derisine nem kazandırdığı için deri nefes alırken o formu koruma adına mı dedim ama kış ve bahar aylarında saçlarınızı her gün yıkamayıp hatta biraz kendi nemini kazanmasına izin vermek anlamında bekletebiliriz yıkamayı. Sorun yok kesinlikle, yaz mevsiminde saçlar çevresel faktörler, sıcak derken nem dengesi ister istemez etkilendiği için bu ürünü kullanırken bir gün durup diğer gün saçlarınızı yıkamanızı öneririm. 

Sizler bu ürünü kullandınız mı? Yorumlarınızı bekliyorum...

1 Temmuz 2026 Çarşamba

Temmuz Esintisi ve Kırmızı Elma Aşkı: Kayali Muadili Edenland Apple Kiss İncelemesi


Temmuz ayı; benim doğum günümün olduğu ay. Bu ayı çok seviyorum. Yalnızca doğum günüm için değil, kendine has karakterli bir ay olduğunu düşünüyorum. Yaz mevsimi buram buram... Öyle bahardan kalma bir yanıltmacaya yer bırakmadan "sıcağım ben" diyor. Nasılsam, öyleyim yani...

Bu ayın karakteristik özellikleri bir kenarda dursun; son üç yılın zorlayıcılığını şöyle bir arkamızda bırakalım. Umarım artık umudum da değil, dileğim bu ay tüm güzellikleri sadece benim için değil, hepimiz için getirsin.

Ben de bu güzel başlangıcı, son bir aydır kullandığım hatta yazmak için heyecanlandığım bir yaz parfümü tavsiye yazım ile yapmak istedim. Parfüm gurmeleri toplanın, bu yazımda tam bir fiyat/performans ürünü var!

Sosyal medyada, özellikle TikTok ve Instagram'da Sephora’nın en popüler ve neşeli serilerinden biri olan o meşhur kırmızı şişeyi sık sık görüyordum: Kayali - Eden Juicy Apple 01. Çıtır, sulu ve o yaz elması kokusuyla hepimizi büyüleyen ama fiyatıyla da bir değil, çok kez düşündüren o ikonik kokuya şahane bir alternatif bulundu: Edenland Apple Kiss.

Benim gibi eğer siz de o lüks, tatlı ve hafif şekerli esintiyi çok daha erişilebilir bir fiyatla yaz koleksiyonunuza katmak istiyorsanız, bu muadil parfüm tavsiyesi yazımı dikkatle okuyun derim. Gelin detaylara geçelim ve yorumlarda sohbet edelim.

Peki İlk Sıkışta Ne Hissediyoruz? (Koku Notaları)

Edenland Apple Kiss, neşeli, kıpır kıpır tam bir yaz kokusu... Sıktığınız anda etrafa yayılan kokusu ile güne imzanızı attığınızı hissediyorsunuz. Eğer hafif ama dikkat çekici bir parfüm tavsiyesi arıyorsanız, bu koku tam sizlik olabilir.

Bu arada Kayali'nin serisini Sephora'da bizzat denedim. Yorumumu ve aradaki farkı da sizlerle elbette paylaşmak istiyorum. Evet, Rossmann'da satılan Edenland Apple Kiss serisi, Kayali’nin o çok sevilen açılışını neredeyse birebir yaşatıyor. Edenland Apple Kiss;

  • Üst Notalar: Sulu kırmızı elma, egzotik liçi, siyah frenk üzümü ve pembe greyfurt. (Tam bir meyve sepeti ferahlığı!)

  • Orta Notalar: Yabani dağ meyveleri, ahududu çiçeği, yasemin ve mayıs gülü.

  • Alt Notalar: Şekerli akortlar, kremsi misk, vanilya çiçeği, amber ve yosun.

Koku tende durdukça o kremsi vanilya, misk ve şekerli dokunuş kalıyor. Kıyafetlerdeki kalıcılığı gerçekten yüksek. Ancak tendeki kalıcılığı için —eğer benim gibi güneşin başkentinde yaşamıyorsanız— 3-4 saat olduğunu düşünüyorum. Ben bu yoğun sıcaklarda 2 saatte bir yenileme ihtiyacı hissettim.

Neden Kayali Eden Juicy Apple Muadili?

Dürüst olmak gerekirse, bu parfümü kış mevsiminde Rossmann'da ilk denediğimde kullanım hissini tam alamamıştım. Ama Mayıs ayında çok güzel bir set kampanyası yaptığını görünce şans vermek istedim ve satın aldım. Kırmızı, şık deri bir çanta içerisinde parfüm ve bir lip balm ile birlikte geliyordu. Lip balmı da çok sevdim ama o başka bir yazının konusu; biliyorsunuz beğendiğim ürünleri paylaşırken kullanım sürecine ve deneyimime çok dikkat ediyorum.

Edenland Apple Kiss'i sadece sıradan bir elma kokusu olmaktan çıkaran şey, Kayali’nin o meşhur DNA’sını yakalamış olması. Piyasada çok fazla elma kokulu ürün var; örneğin en son Zara'nın yeşil elmalı bir parfümünü kullanmıştım ama uzun süreli kullanımda fark ettim ki kalıcılığı çok azdı. Edenland ise liçi, ahududu çiçeği ve dipteki o kremsi vanilya-misk dengesiyle, Kayali'nin o lüks ve katmanlı yapısını içine almayı başarmış. Tam da bu yüzden bütçe dostu bir kalıcı parfüm tavsiyesi arayanlar için harika bir seçenek.

Kalıcılık, Yayılım ve O Büyük Fiyat Farkı

Bir EDP (Eau de Parfum) olan Edenland Apple Kiss’in özellikle kıyafetlerde kalıcılığı çok güzel. Gün içinde modunuzu yükseltecek o neşeli anlar için ideal. Fiyatı Kayali ile kıyaslanamayacak kadar uygun olduğu için, gün içinde tazelemekten hiç çekinmiyorsunuz.

Yine de objektif bir karşılaştırma yapmak isterim: Kayali’nin kalıcılığı ve hammadde kalitesi elbette çok yüksek. Tester ürün denemesiyle bile bileğimde kokusu 4-5 saat kalmıştı ve içerisindeki vanilya hissi daha kaliteli, daha canlıydı. Ama günün sonunda Edenland; muadili diyebileceğimiz bu lüks parfümün hissini çok uygun bir fiyatla bize sunuyor. Piyasadaki diğer muadillerine göre hem güzel bir kalıcılık hem de şık bir his bırakıyor.

Gelelim o meşhur fiyat tablosuna:

  • Sephora'da Kayali Eden Juicy Apple 01 (50 ml) fiyatı tam 5.290 TL.

  • Buna karşılık Rossmann’larda rahatlıkla bulabileceğiniz muadili Edenland Apple Kiss (50 ml) ise sadece 799 TL (üstelik Rossmann indirimlerinde sık sık 499 TL'ye kadar düşüyor!).

Yani neredeyse 10 katı bir fiyat farkı var... Bence bu şans vermeye ve alışveriş listelerine eklemeye fazlasıyla değer!

Sizler bu koku hakkında ne düşünüyorsunuz? Edenland'in parfümlerini ya da bu setini denediniz mi? Yeni sezon için sizin parfüm tavsiyeleriniz neler? Yorumlarınızı ve deneyimlerinizi aşağıda bekliyorum, sohbet edelim!

25 Haziran 2026 Perşembe

Aranan O Güneş Kremi ile 1 Ay Sonrası : Phytoil SPF 50+

Aranan O Güneş Kremi

Zamanı durdurmak imkansız... Bunu yazı yazarken daha çok anlıyorum. Tam bir ay önce Mayıs ayının sonunda sizlerle benim için de yeni bir markanın keşif serisinin ilk adımını paylaşmış, eczacı formülüyle öne çıkan Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+ ile ilk yorumlarımı paylaşmıştım. O yazımda (hatırlayanlar veya seriye yeni katılanlar için linki buraya bırakıyorum), nemin ve sıcağın kalbi olan yaşadığım şehirde bu doğal güneş kremini bir ay boyunca düzenli kullanıp yine sizlerle ürün 1 ay sonrası yorumlarımı paylaşmak istedim. 

Haziran ayının o kavurucu, dışarıda olmasan dahi sıcaklarıyla bunaltan havasını geride bırakırken ürün tavsiye konusunda biraz daha kullanım yorumlarımı detaylandıracağım. Tam bir aydır çantamdan ayırmadığım, her gün cildime emanet ettiğim Phytoil güneş kremi ile geçirdiğim 30 günün sonunda detaylı kullanım güncellemesi...

Kavurucu Akdeniz Güneşine ve Neme Karşı Performansı Nasıl?

Adana; Haziran ayında yaza merhabası ile diğer aylar çok daha sıcak olacak dercesine bir hava durumunu bizlere yaşattı. Nem ve sıcaklık bir araya geldiğinde ciltteki o ağır, maske gibi duran hatta yapış yapış bir his bırakan ürüne tahammül etmek neredeyse imkansız. Ürün ilk kullanımda yapısının yoğun göründüğünden ama hızlı emildiğinden bahsetmiştim.

Bir aylık yoğun kullanım sonrasında ise şunu söyleyebilirim ki: Phytoil SPF 50+, bu sıcak günlerde yüzümde asla ağırlık yapmadı. Güneşe çıkmadan yarım saat önce uygulayıp 3-4 saat sonra tazelediğimde, cildimi güneşin o yakıcı, kavurucu etkisinden çok iyi korudu. Buğday tenliyim; ve ne yazık ki güneş cildimde ton eşitsizlikleriyle yakıyor diyebilirim yani yanaklarım daha beyaz iken alnım daha çok güneşte yanmışçasına bir renkte olabiliyor. Bu kullanım sürecinde cildimde kontrolsüz bir yaz geldi cilt tonum hemen değişti gibi bir durumdan ziyade korunduğunu hissettim cildimi. Cilt rengim şu anda kış mevsiminkine çok yakın.

Merak Edilen Sorular: Beyazlık Bırakıyor mu, Kusma Yapıyor mu?

Sıklıkla rastladığım sorulardan biri mineral filtreli ve doğal içerikli güneş kremlerinin ciltteki uyumun "kireç gibi beyaz" maske görüntüsü olup olmadığına ilişkindi. 

*Ten ile Uyumu: İlk sürüldüğü andaki o hafif beyazlık, çok kolay emilim sağlıyor ve tamamen kaybolarak cilt  kendi tonuyla bütünleşiyor. Ten eşitlemesi ile yapay durmayan doğal bir ışıltı veriyor. 

*Kusma ve Gözenek Durumu: Ah bu gözenek durumu ne yazık ki bazı kullandığım ürünler kapalı komedon oluşumunu desteklediği için gözenek tıkamaması; kullandığım üründe dikkat ettiğim bir nokta. Bu anlamda hem kusma yapmadı hem de gözenekleri tıkamadı. Aromaterapinin o bitkisel esansları ve hafif zerdeçal kokusu buna bir parantez açmak istiyorum belki bu kokudan rahatsızlık duyanlar olabilir ama koku cildinizde kayboluyor, ilk sürdüğünüz anda hafif bir kokuyu hissedebiliyorsunuz.

1 Ayın Sonunda Kolajen Desteği ve Leke Karşıtı Etki

Leke sorunum olmasa da ürün formülündeki kolajen onarımı ve hücre boyutu koruma vaatleri için heyecanlıydım. 30 günün sonundaki gözlemim şu ki ;Cildim evet nemli bir şehirde yaşadığım için kuru değil; t bölgesi yağlanması yaşıyorum ama mevsim değişikliği mi yoksa yaş faktörü etkisi mi bilmiyorum ama yanak kenarlarında kuruma yaşarken yaz mevsimine geçtim. Bu ürün kullanımı ile de fak ettiğim cildim nemli, yumuşak hissediyor. Klasik güneş kremlerinin yapısının aksine, içeriğindeki avokado, nar çekirdeği, tamanu ve karite yağı gibi değerli bileşenler sayesinde tekrar bir nemlendirici kullanmalıyım hissi olmadan cilt bariyerini koruduğunu fark ettim. Cildimdeki o yorgun hava yerini canlı bir cilt görünümüne bıraktı.

Peki son olarak Tavsiye Listemin Kaçıncı Sırasında?

Bu ürünü yedeklemek kesinlikle istiyorum. Bu yaz ilerlerken Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+, benim favori ve güvenilir güneş koruyucum oldu. Temiz içerikli, cildi besleyen ve aynı zamanda yüksek koruma sağlayan bir ürün arıyorsanız bu güneş kremine bir şans verebilirsiniz.

Serinin ilk yazısının bloğumdaki en popüler yayınlar listesinde olduğunu görüyorum ve bunun için çok teşekkür ederim. Siz de bu ürünü denediyseniz veya yaz rutininize eklemeyi düşünüyorsanız deneyimlerinizi ve sorularınızı aşağıya yorum olarak bırakmayı unutmayın! Ürünü detaylı incelemek isterseniz resmi sayfasına buradan (Phytoil) ulaşabilirsiniz.

19 Haziran 2026 Cuma

Coding with ScratchJr for Kids: Design Your Own Game in 7 Days!


Scratchjr coding buddy

After a long academic year filled with weekends and after-school routines, schools are finally breaking for summer vacation... As a parent, I understand your concern about what your children will do this summer. You might be asking yourself, "What should we do with the kids today?" It is possible—even if only for a while—to break the digital world's hold on our children... Yet, getting them away from screens and finding activities that are both fun and educational isn't always easy.

If you find yourself wondering—or even feeling exhausted by—how to come up with a new activity every day, get ready for coding... I have great news! As an information technology and child development teacher, I am sharing a book with you that will help you turn the time spent with your children into quality moments. It lays a solid foundation while encouraging them to create their own stories, cartoons, and even their own toys. "7 Days 7 Activities: Are You Ready to Code with ScratchJr?: A Fun and Step-by-Step Interactive Coding Guide for Kids Ages 7-8" is now available on Amazon!

Why ScratchJr and Why This Book?

ScratchJr is a great visual programming language to suit their level, allowing children to create their own interactive stories and games.  It is very important to lay the foundations of technology production. But children need to take the right first steps to move forward step by step, without getting lost in this world. 

This book I am sharing with you will give you a good start.  


7 Different Projects in 7 days: 7 unique activities that are special for each day, do not allow them to be bored, instill a sense of accomplishment in them when completed.

Step-by-Step Guide: No complicated coding terms!  With visual blocks, children will experience the happiness of being able to create a different world. With step-by-step guidance, a very easy narrative to follow.

Problem Solving and Algorithm Thinking: This is the most important requirement of our time. By understanding the thinking of simple algorithms, children will learn to think analytically, establish cause-and-effect relationships and design without even realizing it.

Perfectly Suited for the 7–8 Age Group: A good step for this age group, where curiosity and the excitement of starting a new story are the highest.

A Savior for Parents and Teachers

This e-book is a great digital guide for parents who want to spend quality and educational time at home with their children, as well as a supportive resource for preschool and elementary school teachers who want to teach ScratchJr in their classrooms or clubs.

How to Buy from Amazon? (Significant Note!)

My book is published globally on Amazon.com. But because it is a Kindle ebook, you can get stuck with some of Amazon's device and region rules. With attention to this;

👉 Check out the "7 Days 7 Activities: ScratchJr" e-book on Amazon.

16 Haziran 2026 Salı

Highlights in 2026 Wedding Dress Fashion


In my previous post I mentioned prom day and prom dresses. Of course, the excitement that life brings is not limited to graduation. And I know there are those among us who are preparing to take one of the biggest, most magical steps of their lives and who dream of dazzling in white! We are going on a dream journey in this article for our bride candidates who multiply 😉.
Heart with great excitement. Are you ready? If the countdown to that most special day has begun, the most important question in your mind is; will my mesmerising wedding dress per day be ready?

Instead of getting lost in the ever-changing fashion trends each year, choosing a design that reflects your style and will be talked about for years to come, adorned with modern touches, isn't as difficult as you might think. In this article, I have put together small suggestions with the most striking wedding dresses in the world of ohprom.com, the first address of a 2026 bride.
 


Highlights in 2026 Wedding Dress Fashion:
Feminine and Timeless Designs
 
Timeless designs combine traditional touches with a modern understanding. On your wedding day, you are not wearing an ordinary white dress, but a design that reflects your personality and dreams. Here is a closer look at the most popular wedding dress designs of this season, which I have selected for you from the ohprom.com collections.

1. Minimalist and Tulle Stylish
The extravagant and noble stance is the favorite of this year. I think it is ideal for brides who have shoulders open, where the upper form of mobility continues towards the skirt section and who are looking for effortless elegance while making you feel like a fairy girl. 

modern-wedding-fashion dress

2. Stylish Flower Appliques
You have the right to feel like a delicate flower. This wedding dress design is also inspired by nature, it is a candidate to steal the heart of romantic brides. The flower motifs embroidered on the tulle create the feeling that you are in a fairytale land with the detail that reveals the lines that fit exactly on the upper form.

modern wedding dress

3. Customizable Designs
Shimmering princess design with a wedding dress you can feel that splendor. These designs make me feel like I have come from a snow white fairy tale. But you can customize the straps that fall on the shoulders. 

ohprom-wedding-dress-design

Finally, Hellenistic Cuts;
 While you feel like a roman princess with these designs from under the chest; you can look great with simple and minimal details.
Every woman's dream is unique and you can reach that perfect wedding dress design with ohprom.com. It offers a wide variety that caters to every budget and every style. Visit ohprom.com now to discover your dream designs and browse the fascinating collections.



15 Haziran 2026 Pazartesi

How about finding the fancy dress with Ohprom?

Fancy dress from Ohprom

Graduation day comes step by step. When you say final exams and averages, you may have little time left to prepare for one of the most special and unforgettable nights of your life: Prom day! Even though you made the decision to wear that dress that night in your heart months ago, there's only one question at the center of that sweet fuss: "I may have made a decision, but there's something that doesn't sneak in me, so how do I find the perfect dress?"
It is not as difficult as you think to choose a prom dress that will reflect your style and make you star with the fancy dress of the night, without getting lost among the changing fashion trends.In 2026, it is in the plan of timeless light encounters with modern touches If you are looking for a charming look that will feel like a star, away from ordinary, you can find the dress you are looking for in ohprom collections.

Black Prom dress

Prom Dress Trends of the 2026 Season
In Prom dress fashion this year, the heart of timeless elegance strikes a perfect balance of simplicity and grandeur. Here are the dynamics that will inspire you to find the perfect prom dress on that special day: the world of fashion.

Satin and Fluent Fabrics: Satin prom dress models are at their peak this year for those who want to bring elegance in a minimalist line. 
Tulle and lining details; these dress designs create a flawless look in the dresses that feel special like the star of the red carpet, adding a stylish and perfect posture
Asymmetric Cuts and Deep Split: The first choice for those who want to take a assertive and modern stand.
The Power of Pastel Tones: Mint green, sky blue, powdered pink and lavender shades reflect that energetic and pleasant spirit of prom night.


Pink Satin Prom Dress

Why Ohprom?
Finding the perfect dress can be a little confusing, but on that special day you want to feel confident not only because of its design, but also because of its cut and the way it makes you look amazing With its wide range of products that appeal to every body type and style, Ohprom is turning prom shopping from a stress like a fashion show into a delightful experience. With its vision that closely follows trends, it brings the fashion world's favorite pieces to the graduation runway.

Mint green prom dress

Every moment we live is precious. You can make beautiful memories from each other on this journey unforgettable on such pleasant nights. The designs I have chosen for you can help you get ideas for this special night.  But I still want to add a little detail. These days, when we do not yet feel the warm and tanning effect of the summer sun, it is necessary not to skip a small but magical detail in the choice of clothes: Skin tone harmony. With the right color selection, it can turn even the classic, simplest prom dress model into a star at once. The fact that your dress makes you look brighter, more dynamic and alive by creating a perfect contrast with your skin will double your happiness when you look in the mirror. 

Sky Blue Prom Dress

But keep in mind that all the details and perhaps advices are aside, you are the star of this night. That dress in which you feel like a fairy girl, a princess or a movie star is the right one for you. Let your heart be your guide as you leave the excitement of graduation behind and turn a new page of life. 

12 Haziran 2026 Cuma

YAZ EVİ FİLM İNCELEMESİ

(Görsel; Google Görsellerden alınmıştır) 

Yaz geldi. Bu mevsimi seviyordum...Hala seviyorum mu emin değilim çünkü bu mevsimde tatil yapmak yerine sınavlara giriyorum. Anlamsız geliyor artık. Yaz mevsiminin o eğlenceli cıvıl cıvıl enerjisini için kış mevsiminin hüznünü taşıyanlar anlar derler ya; benim bir yaz çocuğu olarak dileğim güzel anılarla bu mevsimin geçmesi. Neyse; bu yazımda uzun zaman sonra bir film hakkında yorum  yapmak için başladım yazmaya. 

Bu arada sırada bir dizi hakkında da yazacağım ama önceliği "Yaz Evi/Summer House" filmine vereyim dedim. Mina Demirtaş'ın başrolünde olduğu bu film de son zamanların çok başarılı oyuncuları da yer almakta. Özellikle Derya Pınar Ak; Prens'in son sezonundaki son sahnesinde çok etkilenmiştim ama onu ilk kez Farah dizisinde izlemiştim. Geçmişe dönmeli bir konu görünce de heyecanlanarak izledim.

Yaz Evi Film Konusu

Filmi Amazon Prime Video'da izleyebilirsiniz. Bu Filmin;  dram, Aile, Romantik ve Fantastik türleri içerisinde barındırdığını söylemeliyim.  "Filmde Selin(Mina Demirtaş), anneannesinin yaz evinin satıldığını duyunca çocukluğunun geçtiği o yaz evine doğru yola çıkıyor. Yaz evinde ise gizemli bir şekilde geçmişe; 90'lara annesinin gençliğine dönüyor. Annesinin gençlik yıllarında Selin; ailesinin kaderini değiştirirken kendi hayatını da anlamlandırır. "

Filmin atmosferini sevdiğimi söylemeliyim. 90'larda doğmuş birisi olarak 2000'ler çocukluğu olarak geçiyor çocukluğumuz ama 90'ların özel olduğunu düşünüyorum. 90'lar poptan hepimizin tavsiye edeceği şarkılar vardır öyle değil mi? Daha mı kolay ezberliyorduk yoksa şarkılar bize mi özeldi bilmiyorum ama Hakan Peker; Karam, Mustafa Sandal Onun Arabası var, Tarkan her şarkısı diyorum, Ali Güven Ardına Bakma Yolcu saymakla bitmez... Temizlik yaparken 90'lar pop motive ediyor diyorlar ya beni ders çalışırken daha çok motive ediyor. Yani o dönemin ruhunu çok seviyorum. Bu filmde de o samimi ortamı hissettim. Şunu özellikle belirtmek isterim ki Twinkling Watermelon gibi Kdramalarda geçmişe gidip anne ve babayla arkadaşlık izlemeyi sevdiğim için bu filmi de çok beğeneceğimi düşünmüştüm ama... Benim için ortalama bir puanlı filmdi. Konu çok güzel işlenebilecekken diyalog eksikliği mi desem konu akmadı bir türlü. Selin karakteri, geçmişe gittiği için o endişeli ve anlamlandırmaya çalıştığı olaylara şaşkınlığı biraz hissiz geldi ama sonra hemen adapte olup annesini anlaması ve destekleyici olması. Hatta küçük de bir spoiler mi bundan emin değilim ama babasını ararken annesinin yanında olan başka bir erkek karakter görünce Twinkling Watermelon dizisinde Ryeoun gibi olacağını düşünmüştüm. Karakter o kadar sevimliydi ki gençlikteki babası ; "Tamam bir sonraki hayatımda senin baban olacağım demişti" çünkü annesini tanıması için çok mücadele etmişti. Ama annesinin yurtdışındaki mektup arkadaşı Selin olarak o yaz evinde kalırken; şunu anlamadım annesinin hayatına güzel bir motivasyon desteği oluyor ama annesi hani bak o kadar sevmiş ki kızına o arkadaşının adını vermiş hissi oluşmadı. Annesi ve babası uyumu çok güzeldi kesinlikle. Filmde bu arada Manifest şarkılarına da yer verilmiş.  

Güncel popüler kültürden uzak kalınmamış ama o anlaşılmadığı için bir zincire hapsolan anne-kız dinamiği ne yazık ki akmayan hikaye de kaybolmuş. 

Sonuç olarak; bir puan verecek olursam 5/10 puan olurdu. Sizler izlediniz mi? Yorumlarınızı bekliyorum.

8 Haziran 2026 Pazartesi

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15 ile Sağlıklı Bronzluk


Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15
 
Tatil planları yapıldı mı? Okulların bitmesine iki hafta kaldı. Alışverişler yapılmadan önce ihtiyaç listesi; deniz kenarı tatil bavulları hazır mı? Evet yaz mevsimi geldiğinde hepimizin hayali; deniz, kum, ve güneşten yeni dönmüş, ışıl ışıl parlayan o kusursuz bronzluğa kavuşmak. Ancak piyasa da yer alan güneş yağlarının bıraktığı o hoş olmayan yapış yapış his, kıyafetlere bulaşan lekeler ve güneşin o zararlı etkilerini önleyici olmaması ile bu hayal biraz gölgede kalabilir. Sizlere bu noktada hem cildi besleyen hem de güneş koruması sunan yeni bir ürün bu yazımda anlatacağım. Tatil listenize bu ürünü eklemenizi tavsiye ederken daha detaylı şekilde de inceleyebileceğiniz bir link de ekleyeceğim.

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15
(Tanıtım yazısından)

Bu ürün sadece bronzlaştırıcı yağ olarak kullanılmaktadır.

"İçeriğinde bulunan kakao, üzüm çekirdeği, havuç tohumu, ahududu ve tamanu yağları sayesinde cildinizin bronzlaşmasına ve nemlendirilmesine yardımcı olurken fesleğen ve zerdeçal uçucu yağları ile kısmen koruma faktörlü bir güneş koruyucu özelliği sağlar. İçeriğinde bulunan ölmez çiçek yağı ile cildinize antiaging ve leke bakım sağlar. Tocopheryl Acetate, Beta-Carotene, Quercetin, Zein gibi bitkisel ekstraktlar ile cildin DNA hasarını engellemeye yardımcı olur.

*Güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce tüm vücudunuza yeterli miktarda uygulayınız.

*Terledikten, yüzdükten veya havluyla kurulandıktan sonra uygulama işlemini tekrarlayınız.

*Açık/beyaz tenliler için direkt kullanılmaması tavsiye edilir. 

*Ürünü güneş koruyucu kullanıp cilt güneşe alıştıktan sonra kullanılması tavsiye edilmektedir."

Phytoil Sunkissed Bronzing

Kuru Yağın;Klasik Yağlardan Farkı

"Yağ" kelimesini duyduğumuz anda aklıma genelde ; ciltte ağırlık yapan, gözenekleri tıkayan ve emilmesi saatler süren ürünler gelmektedir. Fakat kuru yağ teknolojisi bu algıyı tamamen yıkmaktadır. Kuru yağlar, daha kolay emilim sağlayan ve cilt yüzeyinde yağlı/yapışkan bir tabaka bırakmayan özel bitkisel yağ moleküllerinden üretilmektedir. Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil, cildinize sürdüğünüz anda çok kısa bir süre içinde emilir. Cildinizde kadifemsi bir yumuşaklık ve muhteşem bir "Sunkissed" ışıltısı kalırken kıyafetlerinize veya plaj havlunuza bulaşma riskini de en aza indirir.

Neden Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil?

Phytoil’in zengin içeriğinin sizlere sunduğu avantajlara şöyle bir göz atabilirsiniz:

1. Zengin Doğal Yağ Kompleksi ile Derinlemesine Besleme

İçeriğindeki kakao yağı, havuç tohumu yağı, üzüm çekirdeği, ahududu ve tamanu yağları cildin nem kaybını engelleyerek nem dengesini korurken hücresel düzeyde besleme sağlıyor. Havuç ve kakao yağlarının birleşimi, cildin doğal melanin üretimini destekleyerek o istediğiniz bronzluğu hızla yakalamanıza yardımcı oluyor.

2. Yaşlanma ve Leke Karşıtı Koruma

Güneş yaşam kaynağımız. Ama güneşin zararlı etkilerini göz ardı etmemeliyiz. UV ışınları cilt lekelerinin ve ince çizgilerin oluşuma ne yazık ki neden olur. Phytoil Sunkissed, içeriğindeki ölmez çiçek (Helichrysum) yağı sayesinde cilde bakım yapar ve leke oluşumunu engellemeye yardımcı olur. 

3. SPF 15 ile Sağlıklı Bronzluk

E yaz mevsimindeyiz; bronzlaşmak hakkım değil mi? Kesinlikle hem bronzlaşayım hem de cildim tamamen korumasız olmasın diyenler için ideal bir denge sunan bu ürün içeriğindeki SPF 15 koruma faktörü, cildinizi güneşin zararlı ışınlarına karşı kısmen korur.

Şunu da belirtmek isterim ki, Ürün bir güneş kremi değil, koruma faktörlü bir bronzlaştırıcıdır

Maksimum Etki İçin Nasıl Kullanılmalı?

Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15’ten en iyi şekilde kullanmak için

*Kullanmadan Önce Çalkalayın

*Güneşe Çıkmadan Önce Uygulayın

*Yenilemeyi Unutmayın

*Yüz Bölgesine Dikkat: İçeriğinde yoğun bitkisel yağlar bulunduğundan, yüz bölgesine kullanımda dikkat etmelisiniz. Bu ürünü vücudunuza kullanırken yüzünüz için özel üretilmiş güneş kremlerini tercih edebilirsiniz.

Bronzing Dry Oil SPF

Bu Yaz Sizin Yazınız Olsun!

Kadim doğal aromaterapi yağlarının şifasını, modern güneş teknolojisi ve göz alıcı bir ışıltıyla birleştiren Phytoil Sunkissed Bronzing Dry Oil SPF 15, cildinizi kurutmadan, leke bırakmadan ve yaşlanma etkilerine karşı koruyarak bronzlaştıran bu ürünü detaylı şekilde incelemek isterseniz sizler için link bırakıyorum. 

Şimdilik yorumlarım bu kadar; yaz mevsimine hazır mısınız?

1 Haziran 2026 Pazartesi

Aradığın Ferahlık? Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey İlk İzlenimim



Favori çiçekleriniz ve hikayeleri... Bir kitaba sığmayacak uzun bir yolculuk gibi. Ama bu yazımda bugün hikayelerin de ötesinde çiçek dilinde kelimelere ihtiyaç duymadan yapılan bir sevgi itirafı ya da güçlü bir bağlılık anlamına gelen lavantanın başrolde olduğu bir üründen bahsedeceğim. Lavanta çiçeği ayrıca negatif enerjilerden arınmayı da sembolize eder. Phytoil deneyim serimizin ikinci yazısıyla; yaz mevsiminin başladığını haber veren o sıcakların kendini hissettirdiği şu günlerde büyük kolaylık sağlayacak bir ürünle karşınızdayım. İlk yazımızda Phytoil Güneş Kreminden bahsetmiştim. Bugün de tenimize uyum sağlayacak gerekli başka bir rutin üye var: Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey.

Son yıllarda sağlığıma daha çok değer verdiğimi hissediyorum. O ağır kimyasallar, gözenekleri tıkayan, alüminyum ve paraben içeren deodorantlardan kaçma isteğim beni doğal arayışlara yönlendiriyor. Phytoil'in Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey ise tam olarak; "Kimyasallar olmadan, doğanın gücüyle" mesajını bizlere veriyor. Klasik deodorantlardan sonra doğal sprey deodorant ilk kullanım gözlemlerim bakalım neler! Doğal ve sağlığa önem veren ürünleri sizlerle paylaşıp tavsiye edebilmeyi sevdiğimi belirtmeliyim.

Ürün tanıtım yazısından;

LAVANTA-ALOE VERA GEL DEO-SPREY

"İçeriğinde bulunan %100 doğal bitki suları, himalaya tuzu, bentonit kil, kaolin kil, akasya senegal zamk, meyan kökü tozu, nişasta gibi bitki özleri ile terlemeyi dengeler. Kötü koku oluşumuna sebep olabilecek organizmaları durdurucu uçucu yağ özleri ile muhteşem bir ferahlık sağlar. İçeriğinde bulunana aloe vera jel ile özellikle epilasyon sonrası sakinleştirici etkisiyle alkol içermeyen hipoalerjenik deodorant sprey. Alüminyum içermemektedir."

Doğal İçeriğin Gücü: Alüminyumsuz Koruma

Çok geniş bir yelpazeye sahip olan birçok deodorant, terlemeyi önlemek için koltuk altındaki gözeneklerin alüminyum tuzlarıyla nefes almasını engeller. Terlemek doğal bir fizyolojik döngüdür, terlemek kesinlikle sorun değil, sorun oluşan ter kokusudur.

Phytoil markasının ilk yazımda aromasötik uzmanlığını konuşturduğundan bahsetmiştim.Bu ürün içeriğindeki Lavanta uçucu yağı, sadece o bildiğimiz huzur veren kokuyu sunmakla kalmaz; doğal yapısıyla ter kokusunun oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Aloe Vera ise bir nemlendirme uzmanıdır. Hassas ve kuruyan koltuk altını yatıştırır ve yumuşak bir his bırakır. İçeriğindeki en önemli detay ise; formülünde alüminyum, paraben ve yapay esanslar olmamasıdır.

İlk Kullanım Sonrası

Cildimin hassas olduğunu birçok yazımda belirtmişimdir. Dürüstçe gözlemlerimi de sizlerle paylaşmayı seviyorum. Her cilt tipi farklı ve tepkiler de farklı olabilir. Bu yazımda paylaştığım benim kullanım sonrası görüşlerimdir. Bu ürünü ilk denediğimde beni şaşırtan hoşuma giden birkaç detay oldu.

*Jel-Sprey Formunun Rahatlığı: Klasik, sıradan bildiğimiz sprey deodorantlar gibi puf diye yayılan gazlı bir yapısı yok. Kullanım için sıktığınızda hafif jelimsi, berrak hafif bir doku yayılıyor. Çok kolay emilim sağlıyor ve yapış yapış his yok. 

*Kokusu: Sıktığınızda keskin yapay bir koku etrafınızı sarmıyor. Yine de belirtmek isterim lavanta kokusunu baskın bulanlar olabilir ama ben seviyorum, bu ürünü sıktığım anda lavantanın o temiz kokusu çok hoşuma gitti. Kokusu bir süre sonra cildinizle daha iyi uyum sağlayarak gün içinde parfümünüze karşı bir baskınlık oluşturmuyor.

*Kıyafetlerde Leke Yapmama Performansı: Beyaz gömlekleriniz, siyah t-shirtlerinizde oluşabilecek o lekeler hiç hoş değil biliyorum. Sararma, beyaz leke görüntüsünden uzak su bazlı yapısı ile bu ürün iz bırakmadı.

 1 Ay Sonra Neler Olacak?

İlk kullanım izlenimim; duş sonrası temiz cilde uygulandığında gün boyu o temiz ve hafif hissediyorsunuz. Ağır kimyasallar olmadan gözeneklerin nefes aldığını hissedebiliyorsunuz.

Ama yaz mevsiminin çok sıcak geçtiği bir şehirde yaşadığım için yoğun tempolu günlerdeki ter kokusunu önleme performansını daha uzun süre kullanım sonrasında; cildin bu doğal içeriğe nasıl tepki verdiğini gözlemlemek gerekiyor. Bu yüzden, güneş kremi yazımda belirttiğim gibi kullanım sonrası güncelleme yazısı gelecek.

Eğer siz de koltuk altı bakımınızda doğal ürünler araştırıyorsanız, kimyasallara küçük bir ara vermek isterseniz ürünü detaylı incelemek için bıraktığım linke göz atabilirsiniz: 👉 Phytoil Lavanta & Aloe Vera Gel Deo-Sprey 

Doğal ürünlerin kalıcılığı hakkındaki düşünceleriniz neler? Yorumlarınızı bekliyorum. Ayrıca sırada serinin üçüncü ve son ürününde görüşmek üzere!

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Aranan O Güneş Kremi Bulundu mu? Phytoil SPF 50+ ile Akdeniz Güneşine Karşı Doğal Koruma


Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+ kullanıcı yorumları, Phytoil güneş kremi kullananlar

Sizlerle yeni kelimesine ait güzellikleri paylaşmayı çok sevdiğimi söylemiş miydim? Beni uzun zamandır takip edenler bilir blogum benim için kelimelerin yüklemlerine kavuştuğu paragraflar bütünü değil; hayata dair aldığım küçük notların sığınağı... Bu yazımda da sizlerle benim için yeni ancak 25 yılı aşkın bir tecrübeye sahip bir eczacı tarafından kurulan bir marka olan Phytoil bahsedeceğim. Doğadaki saf bitki ekstreleri ve yağlarını tıbbi bilgiyle harmanlanarak oluşturulan %100 doğal içerikli ürünler mi? İşte bu ürünler kendime değer veriyorum ürünleridir. Phytoil markasından tam üç ürün sizlere aktaracağım. 

Bunu bir seri gibi düşünebilirsiniz. Phytoil Photoprofection Cream SPF 50+ içerik ve henüz ilk kullanımdaki etkileri ile serinin devamında ise tavsiye listemin kaçıncı sırasında yer alıp bir ay sonrası kullanım hakkında olacak. Şimdiden belirteyim.

Ürün Tanıtımından;

PHYTOIL PHOTOPROTECTION CREAM SPF 50+

"Yüksek koruma ihtiyacı olan yetişkin kişiler için geliştirilmiş; bitkisel yağ ve ekstraktlarla zenginleştirilmiş, geniş spektrumlu UVA/UVB mineral ve organik filtre sistemi içeren, suya dayanıklı etkin SPF 50+ koruma sağlayan güneş kremi.

İçeriğinde bulunan avokado, nar çekirdeği, üzüm çekirdeği, ahududu, tamanu, karite yağı ve ölmez çiçek, fesleğen ve zerdeçal gibi yüksek güneş koruma sağlayan yağlar, meyan kökü, kırkına ekstresi, kersetin, zein, ubikinon gibi bitki ekstratlar ve E vitamin,hyaluronik asit, mineral filtreler ile korumayı artırırken, cildin ihtiyacı olan kolajeni destekler, cildin hassasiyetini giderir. Güneşe çıkmadan yarım saat önce, süreceğiniz yüzey alana göre yeterli miktar iyice yayılarak sürülmelidir. Koruyuculuğun stabil olması için 2 saatte bir tekrar edilmelidir."

"Aromasötik" Güç: Sıradan Güneş Kremlerine Küçük Bir Ara

Dermogüzellik piyasası çok geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olsa aradığımız işte "bu" diyebileceğimiz güneş kremlerini bulmak ne yazık ki zor. Ancak Phytoil'i bu piyasa kulvarında farklı kılan "Aromasötikler" akımının önde gelen ismi olması. Formülünde sadece yapay içerikler değil; fizyolojik olarak cildi hücresel boyutta koruyan, besleyen bitkisel esanslar bulundurmasının yani sıra kolajen desteğinin de olması. 

Yaz aylarında güneş kremi olmadan dışarı çıkmayı düşünemiyorum bile. Güneş o güzel yüzünün tam tersi olan cildimizi yakan lekeleri koyulaştıran ve kolajen yapısını etkileyerek erken yaşlanma belirtilerini tetikleyen olumsuz yönlerini gösteriyor. Bu güneş kremi ise yüksek koruma faktörü ile (50+) UV ışınlarına karşı koruma sağlarken; leke karşıtı ve kolajen onarıcı etkisiyle çoklu bir bakım sunmayı vaat ediyor.

İlk Kullanım, İlk İzlenim: Cildimdeki O His

Buğday tenli bir insanım ve çok çabuk güneş farkını cildimde görebilirsiniz. Yaz mevsiminde hemen cildimin tonu değişebilir. Güneş Kremlerinde de korktuğum bir özellik; kireç görüntüsü bembeyaz, maske gibi yapay duran ve cildimin kabul etmemesi... Hele ki benim gibi güneşin şehrinde yaşıyorsanız o nem ve sıcak ile birlikte ciltteki ağırlık hissi gün boyu rahatsız hissettirebilir.

* Yapısı ve Emilimi: Krem, ilk sıkıldığı anda yoğun gibi görünse de hemen cilt ile uyumla emiliyor. O beyazlık sanki çok güzel bir ten eşitlemesi yapıyor ve nem sağlıyor.

*Kokusu: Aromaterapinin o sakinleştirici esanslarının kokusunu alıyorsunuz. Özellikle içeriğindeki o hafif zerdeçal kokusunu sevdim. Kimyasal bir koku gibi yapay gelmedi. 

*Makyaj Altı Performans: Bahar ayının son günlerindeyiz. Sıcak kendini şimdiden gösteriyor. Bu geçiş süreci ve yaz mevsiminde ağır makyajlar hemen hemen hiç yapmam. Ancak kullanım sonrası hafif bir bb krem ve allık gibi günlük makyaj deneyimime göre çabuk emilim sağladı. Sanki o doğal görünümü destekledi. 

Kullanım Yolculuğunun İlk Adımı 

İlk üç günlük deneyimimin özeti: Cildimi güneşin o yakıcı etkisine karşı korurken cildimin ihtiyaç duyduğu nemi de sağladı. Uyum kolay sağladı, kusma yapmadı.

Leke sorunum çok şükür yok ama kolajen onarımı konusunda pozitif anlamda güzel beklentilerim var. Bu etkiyi tam gözlemek için bir ay düzenli kullanmak istiyorum. Hassas ciltler yine de küçük bir alana deneyip o şekilde cildin tamamına uygulayabilirler. Her cilt yapısı birbirinden farklı çünkü. Sonucu da sizlerle paylaşmak için şimdiden heyecanlıyım.

Sizde yaz o yakıcı sıcağını henüz tam anlamıyla göstermemişken alışveriş listenize bu ürünü eklemek isteyebilirsiniz. Ürünü incelemek için bıraktığım linke göz atabilirsiniz. Phytoil Photoprotection Cream SPF 50+ Yorumlarınız benim için çok değerli; bir sonraki yazımda görüşmek üzere.