Sayfalar

14 Temmuz 2026 Salı

Geri Dönüşü Olmayan Nokta: En Son Üzerini Çizdiğiniz Arkadaşlığınız Neydi?

kakaolu kek tarifleri

Biliyorum, sıklıkla yazamıyorum artık buraya. Birçok neden sıralayabilirim ama asıl neden kendimde o enerjiyi bulamamam aslında... Sınavlarla geçen koskoca bir yaz, tüm psikolojik ağırlığıyla üzerimde. Ama bugün bu yazıyı; geçenlerde X/Threads uygulamasında gezinirken denk geldiğim, notlarım sayfama eklediğim ve beni uzun uzun düşündüren bir soru üzerine inşa etmek istedim:

"En son üzerini çizdiğiniz arkadaşlığınız neydi?"

Bazı ilişkilerin bitişi davulla zurnayla, büyük kavgalarla ya da hiç bitmeyeceğini düşündüğünüz o fırtınalı vedalarla olur. Peki arkadaşlıklar da sizce öyle mi? Bence kimi arkadaşlıkların bitişi çok daha sessiz, daha derinden ve hatta çok daha kırıcıdır. Yaşanılan olaylar birikir, o bardak çoktan dolmuştur ve sadece taşmayı bekliyordur. Bir sabah uyandığınızda o beklenen son damla gelir ve taşarsınız. O insanın artık hayatınızda hiçbir yerinin kalmadığını anlarsınız. Ve o defter, bir daha asla açılmamak üzere kapanır.

Bir Arkadaşlık Neden Biter?

Hayatımda kalıcı bağlar kurmak daima çok önemli bir yer tuttu. Uzun süreli her ilişki; benim için bağ kurduğum en ufak bir defter, o defterde aldığım notlar ve o notlarda yer alan güzel anılar kadar değerlidir. Değerliydi de...

Kimse durup dururken yirmi senesini geçirdiği, paylaştığı yıllarını, kahkahalarını ve en mahrem sırlarını bir anda çöpe atmaz. Ama büyümenin getirdiği o olgunlukla, nihayet "Yeter" dediğim bir süreci yaşadım.

Geçen sene burada "toksik arkadaşlık" üzerine bir yazı paylaşmıştım. Hatırlayanlar olacaktır; defalarca sormama rağmen hissetmiş, hatta rüyamda bile görmüştüm; o insan evlilik sürecinde olduğunu benden saklamış, hatta açıkça inkar etmişti. Tam da o dönemde, yüksek lisans mezuniyetim sonrası oluşan ciddi sağlık problemleriyle boğuşurken ufacık da olsa bir "İyi misin?" mesajı beklemiştim ondan.

Neredeyse iki ay boyunca yerimden kalkmadan tez yazdığım için bacağımda varis oluşmuş, pıhtı riskine karşı kan sulandırıcı kullanmaya başlamıştım. Üstelik bende kansızlık da vardı; olan kanım da bu süreçte gidince, ücretli öğretmenlik yaptığım okulda sınıfta baygınlık geçirdim. Bayıldıktan sonra kendime gelirken hissettiğim o kas uyuşması, sıfırlanan tansiyon ve kulak çınlamasıyla "Bir daha yaşanmasın" diye dua ederken, insan çevresinden sadece güzel dilekler ve bir destek bekliyor. Yalnız olduğumu iliklerime kadar hissettiğim o altı ay, meğer bardağın dolma evresiymiş.

Öğretmenlik için (maalesef atama sisteminde pek bir anlamı olmayan) 82.304 gibi güzel bir puan aldığımda sonucumu onunla da paylaşmıştım. Aradan zaman geçip taşlar yerine oturunca daha net anladım ki, içten içe bariz bir kıskançlık varmış ortada. Kendisi iç mimarlık mezunuyken benimle birlikte ikinci üniversite kapsamında çocuk gelişimi okumuştu. Senelerce bana, "Çalışmayan bir insan olduğun için puan alamıyorsun, ben istesem rahatlıkla 90 ve üzeri alırım" deyip dururdu. Meğer içten içe beni bir rakip olarak görüyormuş. İnsan, kendi alanıyla alakası olmayan bir yere geçip "öğretmen" kelimesini sizden daha çok sahiplenince anlıyor bazı şeyleri. Atanamadığım için sanki bu sıfatı kullanmaya hiç hakkım yokmuş gibi hissettirmişti bana.

Sonrasında yine o meşhur rüyalarım devreye girdi; kendisini öğretmenlik yaparken görüyordum rüyamda. Sorduğumda yine inkar, ama öyle bir inkar ki neredeyse sorduğuma pişman olup "Ya kusura bakma, yanlış anlamışım" dedirtecek cinsten... Sonunda haklı çıktım mı? Evet. Kasım ayında, Öğretmenler Günü'nde Instagram'a hikaye ekleyip onu neden kutlamadığımı, güya onu nasıl kıskandığımı ima eden tavırlara girdi. Ondan sonra olaylar zaten koptu. Narsist insanlar her zaman kendilerini haklı görürken, çevrelerinde sırf kendi çıkarları uğruna onlara yaranmaya çalışan insanları toplarlar; haklılıklarını ispat etmek için bir vitrin kurarlar.

Asıl bu sene arkadaşlığımı tamamen bitirdiğim kişi ise, işte o geçmiş olaylarda ona yaranmaya çalışan, o vitrinin bir parçası olan diğer insandı.

Benim Hikayem: Vitrinlerin ve Riyakarlığın Sonu

Bahsettiğim bu son kişi son derece ısrarcı biridir. Hayatta her istediği kendisine altın tepside sunulduğu için başkalarının durumunu, acısını anlayamaz. İşine gelmeyen her şeyi "Aa, bende unutkanlık var" diyerek kendi lehine çevirir. Lise döneminde de böyleydi ama benimki de işte temiz kalplilik, saflık... Onun için "günlük, haftalık, aylık arkadaşlıkları var" derdim, keza haklıymışım da.

Dönem dönem işine nasıl gelirse öyle davranır; her ciddi ve önemli konusunda mutlaka beni ararken, kahve içmeye o az önce bahsettiğim "inkarcı" arkadaşla giderdi. Ne yazık ki dörtlü bir arkadaş grubu gibi olduğumuz için "Aman bunca senenin hatrı var, çevre etkilenmesin, düzen bozulmasın" diyerek sustum. Şimdi o emeklerime, o sabrıma çok üzülüyorum.

Her şeyin altın tepside sunulduğu bu insan, kendisini daima o kadar haklı ve masum zannediyordu ki, beni o diğer arkadaşın düğününe götürebilmek için çok uğraştı. Güya "sorun olmasın, bunca senenin hatırı var" kafasındaydı. Ama benim o tavırdan anladığım tek şey şuydu: "Senin ne yaşadığının, ne hissettiğinin hiçbir önemi yok. O düğüne katılman gerekiyor ki fotoğraflar çekilelim, dışarıya karşı o 'iyi, kusursuz vitrinimiz' devam etsin."

Diyorum ya; işi düşmedikçe bir fotoğrafı bile beğenmeyen bu insanı, geçenlerde o evlenen arkadaşın evinde, liseden diğer kişilerle birlikte gördüm. Arkasından yine dışarıda başka bir etkinlik... İşte o zaman çok net anlıyorsunuz: Birini en yakın arkadaşınız gibi hissedersiniz ama o hissettiğiniz kişinin yakın arkadaşı aslında siz değilsinizdir.

Eğer bu durum açık yüreklilikle ve dürüstçe yaşansaydı inan fazlasıyla saygı duyardım. Ancak birbirinin arkasından bu kadar konuşup, sonra hiçbir şey olmamış gibi bir araya gelmek bana çok büyük bir riyakarlık gibi geliyor. Bitmek bilmeyen bir vitrin oluşturma çabası...

Gördüklerimin ve nihayet anlayabildiklerimin ağırlığı, yaşadığım pişmanlık ne yazık ki bir süre daha benimle kalacak. O "her şey altın tepside sunulan" insanın nişanına, düğününe insanları toplayıp kendi arabamızla götüren bendim. O "yancı" diye bahsettiğim diğer insan ise sessizce ve sinsice hep bir yerlere götürülmeyi beklerdi. Doğumuna koştur koştur yine ben gittim. Mevlüdüne, daha sayamayacağım pek çok anına... Hele grupta bir başkası daha var ki, sırf nazar değmesin diye her şeyini saklayan, yurtdışına gittiğini ancak bizi oradan aradığında öğrendiğimiz biri...

Düşünüyorum da; açık, dürüst ve samimi olmak benim hatamdı belki de. Sinsice ve gizlice işlerini yürütenler bu dünyada hep kazanıyor gibi görünüyor. Ama yine de heybemde kalanlarla, arkadaşlık ilişkilerinde dikkat etmemiz gereken bazı kırmızı bayrakları (red flags) buraya bırakmak istiyorum:

  • Tek taraflı çaba: Sürekli sizin aradığınız, karşınızdakinin ise sadece kendi ciddi sorunları olduğunda sizi hatırladığı ve saatlerinizi feda ettiğiniz o denge bozukluğu varsa,

  • Gizli haset: Başarınıza içtenlikle sevinemeyen, her güzel haberinizde yüzü düşen, sizi aşağı çekmeye çalışan o "arkadaş" maskeli insanlar çevrenizdeyse, bu ilişkileri bir değil, bin kez düşünün.

Son olarak: Kendimize Verdiğimiz Değer

Bir arkadaşlığın bitmesi, sizin kendinize duyduğunuz saygıyı azaltmaz. Aksine bu; benliğimizin, değerimizin o toksik insanlar tarafından yok edilmemesi için verdiğimiz asil bir mücadeledir.

Size her şeyden şikayet eden o insanlardan uzak durun diyecekler belki de. Sizi suçlu hissettirmeye çalışacak, sanki asıl sorunlu olan sizmişsiniz gibi lanse ederek kendi kusursuzluklarını ispatlamaya çalışacaklar. Buna asla boyun eğmeyin. Yaratıcı sizi binlerce ihtimal arasından bu dünyaya başkalarının riyakarlıklarına katlanın diye göndermedi.

Hayat; enerjimizi sömüren, bizi değersiz ve yetersiz hissettiren insanlara harcanmayacak kadar kısa ve değerli.

Şimdi sözü size bırakıyorum. Bu soruyu buraya taşıyorum:

Sizin en son üzerini çizdiğiniz arkadaşlığınız neydi? Bardak hangi olayla taştı ve o kalın duvarı tam olarak ne zaman çektiniz?

Gelin, yorumlarda buluşalım, biraz dertleşelim...

16 yorum:

  1. Oi querida, sinto muito o que aconteceu com você em sala de aula, tome muito cuidado com sua saúde, é o nosso bem mais precioso e não deixe ninguém interferir nisso. Sabe, para evitar essas invejas externas de pessoas que se dizem amigas eu optei por levar uma vida bem discreta, sem partilhar praticamente nada nas redes sociais. Infelizmente nem todos querem o nosso bem e nos invejam à distância e não compartilham das nossas vitórias. Então eu aprendi a ser sozinha, sem criar expectativas nas amizades tóxicas e eu estou me sentindo bem nesta nova fase solitária.
    Beijos do Brasil querida e se cuida muito!!! :)))

    YanıtlaSil
  2. Friendships come and go, what's important is maintaining our health and distancing ourselves from those who are harmful to us.

    YanıtlaSil
  3. sen kendi sağlığına iyi geleni yap sadeceee :)

    YanıtlaSil
  4. What a powerful and thought-provoking post. I really appreciated the way you explored the idea of reaching a "point of no return" and the emotions that come with difficult decisions. Your reflections encourage readers to pause, think, and consider how important our choices can be in shaping the future.

    Kisses

    YanıtlaSil
  5. bahsettiğiniz insan profilleri; çok şikayet ettiğinizi söylerler, olumlu yönlere bakmadığınızı... Hayat altın tepsi de seceneklerini aile desteğiyle özellikle sunarken şımarıklığını böyle yansıtırlar. İş arama sürecindeyim bende bir kişi cevremden arayıp iyi misin, ihtiyacın var mı sorularını sormak için aramadılar ama motivasyon desteği için hemen ararlar beni. Bende artık sınır çektim umarım her insan kalbindekilerle karşılaşır...

    YanıtlaSil
  6. I admit that I have far fewer friendships these days than I used to, but the ones I do have are trustworthy. The important thing is being at peace with ourselves.

    www.paginasempreto.blogspot.com

    YanıtlaSil
  7. Olá, gostei muito desse seu texto, faz muitos anos que não me dedico totalmente a amizades, tenho muito cuidado. Minha família é que me absorve bastante, e assim sou muito feliz.
    Tudo na vida tem uma dose certa, nem tanto lá, nem tanto cá, no ''meio-termo' fica fácil lidar. E assim dá certo.
    Cuide bastante de sua saúde.
    Um abraço daqui do sul do Brasil.

    YanıtlaSil
  8. It is always difficult when a friendship ends, even when it is for a valid reason. You almost mourn who you thought that person was. It's really hard. I hate that you had to deal with a friend who viewed you as a rival instead of someone to cheer on and support.

    YanıtlaSil
  9. Con gli anni si cresce e cose che un tempo ci andavano bene, non le accettiamo più ... Così semplicemente.
    Per questo le amicizie vanno e vengono, cambiano in base al nostro percorso.

    YanıtlaSil
  10. I actually hate anything that involves "breakups" or "endings." So I try harder to prevent them from happening.

    YanıtlaSil
  11. Yazıda geçen “geri dönüşü olmayan nokta” vurgusu gerçekten düşündürücü. İnsan çoğu zaman kararlarının sonuçlarını ancak çok geç fark ediyor. Bu nedenle olaylara anlık duygularla değil, uzun vadeli etkilerini hesaplayarak yaklaşmak gerekiyor. Anlamlı, akıcı ve okuyucuyu sorgulamaya yönelten başarılı bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil
  12. I think we need to remember that we need to create a space for good people in our life. If we keep bad people in our life, we cannot expect good ones to appear. God cannot send us good people if we don't make space for them. If we look at it this way, it is our personal responsibility to end relationships and friendships that are bad for us. When we create space for healthy friendships, then we can hope to get healthy friendships. Life is hard enough even without toxic friends. If we cannot avoid toxic people in our professional life, at least we can do so in our private life.

    YanıtlaSil
  13. Thank you so much for sharing this information. Sometimes it is good to walk away from a friendship if you do not feel happy or safe.

    YanıtlaSil
  14. Trovo la tua riflessione sull'amicizia molto importante. Col tempo mi sono accorta che vanno e vengono ma va bene così, le strade sono sempre diverse.

    YanıtlaSil
  15. ben de böyle bir arkadaşlığımın üzerini çizmiştim. sonra hoşuma gitti o dönem iki kişiyi daha sildim. derken geçenlerde aradan çoookça zaman geçtiğinde onlar haksız olmasına rağmen instagram da karşıma çıkınca ekledim. konuştuk. çok şaşırdılar. çok da sevindiler. zaman herşeyin ilacı oluyor ve taraflar daha da olgunlaşıyor sanırım. onca zamandan sonra iyi geldi. sanki sırtımda yük taşıyordumi, barıştım helalleştim ya tüy gibi hafifledim. ha eskisi gibi asla olmayız, olamayız da zaten ama en azından arkamda bir kırgınlık da kalmadı bildiğim

    YanıtlaSil