notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2025 Pazartesi

SAÇ DÖKÜLMESİ YAŞAYANLAR

 

Yaz artık geldi. Eskisi gibi yaz gelsin enerji bizimle olsun modunda değilim sanırım. Yaz mevsimi aşırı düşünme (overthinking) mevsimi artık benim için. Bir arkadaşım hiç böyle olacağımı düşünmemiştim demişti, haklı da. İkimizin de uzun zamandır bir işi yok. Mimar o da... Asgari ücretin çok daha altında işlerde çalışması teklif edilirken bende özel kolejlere başvuru yaptım. Haftanın 6 günü çalışma ve  ay deneme ilk ay ücret yok diğer iki ayda asgari ücretin yarısı teklif ediliyor. Son zamanlarda düşünüyorum yanlış nerde acaba diye? Okumuş, kendini geliştirmiş olmak yerine acaba hiç bir üniversite bitirmesem hayatım daha mı kolay olurdu. 

Geçenlerde Sağlık Bakanlığı'nın Çocuk Gelişimcisi ilanı ile temizlik görevlisi ilanına başvurmuştum. Olmadı... İş seçen gençler ondan evde söylemi de sanırım pek doğru değil. Bu süreçte notlarım oldukça birikti. Ocak ayından itibaren neredeyse beş aydır saç dökülmesi yoğun yaşadım. Stresten, şampuandan derken Cildiyeye randevu bulabildim sonunda. 

Randevu bulmak için en az  21 gün bekledim bu arada. Kontrol için de iki hafta neyse bu sefer daha dikkatli şekilde randevu saatlerini bulmaya çalıştım. Bulduğum randevu de ek randevu gibi 16.00 randevusuydu. Doktor çinko, b6, serum ve şampuan yazdı. Çinko eksikliğim olduğunu kullanınca anladım. Çinko kullanımı sonrası gün içerisinde daha canlıydım. Uyku problemleri hala yaşıyorum ama uykuya dalmakta daha az zorlandım. Bu minik şampuan ise dökülmeyi oldukça azalttı. Sürekli kullanmıyorsunuz, bir kullanım sonrası diğer kullandığınız şampuanlarınızı kullanabilirsiniz. Bunlar benim deneyimlerim daha önce sizlerde kullanmışsanız yorumlarda belirtebilirsiniz. Mevsimsel saç dökülmesi yaşadığınızı düşünüyorsanız bile saçlarınızı dikkatli takip etmenizi öneririm. Bizden daha çok canlılar ve stresinizi, vücudunuzdaki eksiklikleri hemen hissediyorlar. Bayrama çok az kaldı. Güzel dileklerimi gönderiyorum herkese...


26 Aralık 2024 Perşembe

ÜCRETSİZ ÖĞRETMENLİK?


Yıl bitti... Nasıl geçti diye sorarsanız çok zor ve sıkıntılı. Yüksek lisans döneminde sürekli masa başında olduğum ve Ankara yolculuğu sırasında uzun süre hareketsiz kaldığım için pıhtı atma tehlikesi yüzünden 6 aydır kan sulandırıcı kullanıyorum. Süreç ne zaman bitecek onu bilmiyorum ama bacaklardaki morarma konusuna girmiyorum bile. Elinizi yemek yaparken ufacık bir kesme durumu olsa kan anında durmuyor. Bunu belirtmeliyim. Ek olarak KBB doktoru tarafından guatr, troid şüphesi ile röntgene gönderilmiştim. Ki röntgene o tarihten üç hafta sonra ancak sıra geldi ve oradan dahiliye ve endokrinoloji derken doktor altı ayda bir kontrole gelmem gerektiğini ve iyotlu tuz kullanmam gerektiğini söyledi. Şimdilik kitle tehlikeli ve ilaç kullanma durumunu gerektiren durumda değilmiş Allah korusun iki katına çıkarsa eğer o zaman tedavi bakılacakmış. Süreçler; yaşayanlar için mi bilmiyorum ama eskiden insanlar en azından geçmiş olsun derlerdi.

22 yıllık arkadaşlarım hani artık arkadaş değil kardeş olduk dersiniz ya işte öyle arkadaşa durumu anlattığımda çok saçma sapan yorumlar yaptı ki hayret içerisinde kaldım. Uzun zamandır da düşünüyordum sevincimde yanımda olmayan üzüntüm de zaten yanımda olmaz. Nasreddin Hoca'nın fıkrası bana damdan düşeni getirin halimden o anlar misali bir durum yani. Tezimi tamamlayabilmek için o kadar tek başıma uğraştım ki o süreçte iyi misin? nasılsın kelimelerini bir kenara insan çok uğraştın ama helal olsun kelimesini duymayı bekliyormuş gerçekten ve duyamadım. Düşünmeye başlayınca da ilişkilerin de neden bittiğini anladım sanırım. 22 sene, öyle ki herşey ortak çevre, ortak alışkanlıklar, düzen tanıma bir kenara aslında sabreden, hataları görmeyen tarafın kendiniz olduğunu anlıyorsunuz. Bencil, sizinle asla aynı çıkarda değilse aramayan sormayan, hayırdır niye aramıyorsun denildiğinde bile üste çıkamaya çalışan niye sen aramıyorsun gibi cümlelerle... İş başvurusuna bilindik bir kuruma beraber cv götürelim dediğimde sanki hiç konuşulmamış gibi bir anda oldu götürdüm diyen; evlendiğimde kimseyi düğünüme çağırmayacağım diyen birisi kolay kolay değişmez. Tahammül eğer azaldıysa en baştan düşünmeye başlıyorsunuz. Ortaokuldaki arkadaş grubumuzda aynı bencillik; kompozisyonumu sen yazmalıydın bana yardım etmedin gibi lise de üniversite sınavına çok az bir zaman kala küsüp, moral bozup dalga geçen birisi değişmez. Üniversite erkek arkadaş sonrası, mesajlaşmalar, görüşmeleri kesen ayrıldıktan sonra ilk sizi arayan birisi değişmez. Bunlar yüzeysel nedenler gibi geliyor ama derindeki sorunları bence hepimiz biliyoruz. Manipüle taktikleri ile yanındaki insanın varlığını ve özgüvenini baskılayıp narsistik tarafını gizlemek... Grup buluşmalarında, gruba şeker kız Candy sevimliliğinde yazıp özelde ben görüşmek istemiyorum sen ayarla diyen birisi eninde sonunda bastıramadığı o duygusuzluğunu size yansıtacaktır.

2024 senesinde öğrendiğim size değer vermeyene, lütfen siz de değer vermeyin; ama o özünde iyi demeyin; özünde iyi olan her haliyle kendisini belli eder. Sizi zor zamanlarınızda yalnız bırakan, sevincinizi paylaşmayan insanlardan uzak durun. Onca sene emek verdiniz evet ben de kendime kızıyorum emeklerime üzülüyorum. Ama yapacak birşey yok; umarım hayatta kalbindeki neyse onun karşılığını alır. 

Sizlerle daha sonra paylaşacağım ki umarım sonuç olumlu olur. O durum için gerçekten çalışmam gerekiyordu. Ücretli öğretmenlerin iki aydır maaşlarının alamadığını sosyal medya notlarım köşesinde görmüştüm. Dönemin bitmesine de sayılı gün kaldı ama en azından sonucun hayırlı olmasını dilediğim o sonuç için elimde toplu para olur diye ücretli öğretmenlik belki de ücretsiz öğretmenlik başladım. 

Uzun zaman olmuştu. Belirtmek istiyorum ve kesinlikle yanlış anlaşılmak istemem ama her nesil bir önceki nesli aratıyor sanırım. Sınır bilmeyen çocuklar yetiştiriliyor. Modern çağda yaşıyoruz evet bir çocuğun dikkatini 40 dakika derse yöneltmesi imkansız ancak o kadar üzüldüm ki; ortamda nasıl davranılacağını ailesinin öğretmesi gerek. Bir öğretmen aileleri tarafından hazır bir saksı da çiçek alıyor; elbette onları sulayıp en güzel haline getirmek için çabalayacak ama aileler tarafından dur denilmeyen; saygılı davranışlar sergilemesi konusunda bilinçlendirilmeyen çocuklar nasıl eğitilecek. Bundan beş sene sonra o çocuk toplumda nasıl var olacak? Zaten trafikte magandalar, sıra beklerken bir fırında bile öne geçmeye çalışan demiyorum direkt geçen insanlar, küfürlü konuşmaların bir cümlede hiç sonlanmadığı insanlar var iken ne olacak? Anlamamak kısmına cidden söyleyebilirim kişi anlayana kadar defalarca farklı şekilde anlatabilirim ama bugün gördüm ki sınıfta maymun sesi çıkarmak, değişik sesler çıkarıp öğretmenin gözü önünde küfürlü konuşmak başka bir seviye. Bazı herşeye hakim meslektaşlarımız! da var siz sınıfa hakim değilsiniz diye lafa girişecek olanlar. Ne diyeyim ki...

Bu arada yol ücreti ki Türkiye'nin en pahalı ulaşım ücreti ödeyen şehiriz; dolmuşlar 25 lira; gidiş dönüş 50 ve haftalık 250 lira ediyor; dört haftalık süreç 1000 lira. Yani daha başlarken aylık -1000 liradan başlıyorsunuz ve az olan bir para elinize de geç ulaşıyor. Şimdi o zaman neden yapıyorsun ki denilecek; ben iyi bir gözlemciyim; teknolojinin inanılmaz hızla ilerlediği bu devirde müfredattan geri kalmak istemem bu birinci neden; ama okulda akıllı tahta internetine kablo ile bağlanıyor ve kablo için sınıf sınıf dolaşıp boşta kablo aranması gerek. Ücretli öğretmen olduğum için ki aslında laboratuvar olan okul benim için de oldukça sevindirici bir gelişme ancak giremiyorum. Müdür yardımcısı anahtar bende yok diyor; anlayacağınız üzere ücretli öğretmene bilgisayarlı ortam teslim edilmiyor. Anlatacak o kadar çok konu birikti ki nerden başlayıp nerde bitireyim emin değilim. Paraya elbette ihtiyacım var ve belirli süre sonra aile baskını tahmin edebilirsiniz ancak yaşayan bilir. Öyle ki annem sen yeter ki çalış yol ücreti benden diyordu kart dolum sonrası kara kara düşünmeye başladığını gördüm. Lafın kısası iyiliğe dair umudum yok ancak geleceğe dair düşlere inanırım. İnanıyorum ki her sıkıntının sonunda ferahlık vardır.  

 Öz değerinin farkında olduğunuz ve özgürce hayallerinize koştuğunuz iyi bir yıl olması dileğiyle...

7 Kasım 2024 Perşembe

HERKES ÖĞRETMEN OLMALI MI?

 HERKES ÖĞRETMEN OLMALI MI?

Emily in Paris ile sosyal medya, görünür olmak ve birbirinden güzel mekanlar gibi önemli temalarında kapısı daha net bir şekilde aralandı öyle değil mi? Bu yapımlar eleştirilse de izlemeyi seviyorum. Yorucu olmuyor çünkü hatta bir tık da hadi canım bu kadar kolay mı gerçekleşiyor herşey diyorsunuz. Özellikle bugün üç lisans ve bir yüksek lisans mezunu olarak donanımlı olmadığım gerekçesiyle iş görüşmesinden olumsuz ayrılınca kendi iç muhasebemi yapmaya başladım. Ben bilişim teknolojileri öğretmeniyim bunun yanı sıra da okulöncesi öğretmenliği lisansım da var yüksek lisans sürecimi size anlatmıştım hepsi bir kenara; öğretmenlik yapamıyorum ne ilginç değil mi? Ücretli öğretmenlik için bu dönem çağırılmadım halk usta öğreticilik ise tasarruf tedbirleri kapsamında kurs kotası geldiği söylenmişti. Dün kurs müdür yardımcısı olarak arandım. Bir şekilde artık çalışmak zorundayım çünkü kpss kitap masraflarım bir kenara üniversitelere araştırma görevlisi ilanlarına dahi başvuru yapamadım çünkü İstanbul ve Ankara uçak bileti masraflarımı karşılayacak bütçem yok. Otobüs diyemiyorum ki o zaten onun fiyatı da oldukça pahalı; pıhtı atması tehlikesi yaşadığım için mecburen uçak düşünmek zorundayım. Uzun süre ayakta durmak ya da oturmak tehlikeli. Yani kısacası işe başvuru yapabilmek için bile param olması gerekiyor. Bu yüzden evime 1.5 saat uzaklıktaki halk eğitim merkezi arasa da gidip görüşmek zorunda hissettim kendimi. Benden önce bir usta öğretici vardı elinde dosyaları görünce anladım yine eski öğrencileri kaydediyorlar. Halk eğitim merkezlerinde kurs açabilmek için 12 kişiden oluşmalı en az sınıfınız. Bu sayıyı tamamlamak için gelmediği halde kontrol zamanı (tanıdık öğrenciler tabi ki) çağırılır ya da geçen sene kursta yer alan öğrenciler her ne hikmetse gelecek döneme ya da gelecek kursa kaydettirilir. Ne de olsa bilgiler vardır çünkü; kaydedilenler için sorun değildir çünkü kısır, börek, dedikodulu dersin işlenmediği ortam sonunda ise yeniden sertifika. Gerçekten eğitim almak isteyenlerin kursa gelmediğine üzülürsünüz. Bende tabi anladım bu durumu yeni yeniden. 31 Ağustos tarihinde e yaygın sistemi üzerinden başvurular alınmıştı. Acaba adil davranırlar mı, liyakat olur mu düşünceleri arasında başvuru mu yapmıştım. Adana'nın tüm ilçelerinde bilgisayar işletmenliği kurs için ilk sıradaydım. Yine bir beklentim yoktu ama bir umut... Bugün de müdür yardımcısının odasında diğer usta öğreticiyi görünce anladım olmayacağını. Daima tanıdık ve lise; ön lisans mezunlarına hak tanınır. Nedeni ise; haftada 5 gün kurs ve kurs 31 Aralık son hesaplama yaptığınızda 163 saatlik kurs ücretiniz asgari ücretin çok altında olur. Merkezde kurs açmak çok önemlidir daima kurs merkezinde kurs açacak bilgisayar öğretmeninden kurs ve eğitim beklenmez. Akıllı tahta tamiri, müdürün ve müdür yardımcısının bilgisayarına format atmak, program yüklemek gibi teknisyenin yapacağı işler. Bilgisayar labarotuvarında bilgisayarlar bozuk ise sizin tamir etmeniz beklenir. Bugün öğrendim ki nöbette tutmam gerekliymiş.  Nöbet alanını sınıf gibi ve bahçe gibi düşünmeyin; danışmada güvenliğin yanında durmanız bekleniyor. Bende teknisyen olmadığımı eğitimci olduğumu belirttiğimde müdür yardımcısının zaten yüzünün rengi değişti. Biz saydığım işleri yapabilecek donanımda birini arıyoruz dedi. Bu arada kursun niteliği senelerdir aynıdır. Word, Powerpoint, Excel ki bu programların saati azdır; bilgisayara giriş daha fazladır. Teknoloji bu kadar gelişti; farklı programlar, yapay zeka üç boyutlu yazıcılar bunlar hiç önemli değil; müdürün bilgisayarını tamir etmek önemli olan. Yani vereceğim eğitimin niteliği sorgulanmadı bile. Kendilerine hizmet edecek bir personel arıyorlarmış. Bundan öncesi benim yaşadığım ilçedeki halk eğitim merkezi de telefonda e-yaygın sisteminin formalite olduğunu zaten kursun bilgisayar öğretmeni olduğunu belirtmişti. Cimere şikayet ettiğimde ilk sırada yer almanın önemli olmadığı kurs tasarrufuna göre karar verileceğini yazılmıştı.

Kısaca üniversite mezunu olmak da ayrı bir yük bindirirmiş insanın üstüne. Tanıdık yok ise yapabileceğiniz market görevlisi ya da garsonluk ki duyduğum kadarıyla bazı marketler alımlarda referansınızı soruyormuş. Hayatımda bu kadar aşağılandığım ve niteliklerimin yok sayıldığı bir dönemde olabileceğimi hayal etmemiştim. Gerçi en son hayalim neydi onu bile hatırlamıyorum artık. Notlarım her zaman iyi oldu; üniversite sınavında sözel 2300 ea:28 bin sayısal da ise ilk yüz bine girmiştim. Mezun olduğum bölüme üniversite tavan puan ile birincilik ile yerleştim burslu olarak. 

3.41 not ortalaması ile mezun oldum. Gazi Üniversitesi yüksek lisans mezuniyet notum 3.86... ALES ve yabancı dil saymıyorum bile. Demek ki boşunaymış. Herkes öğretmen olmak zorunda değil deniliyor o zaman öğretmen olarak diplomalarımı ne yapmalıyım.

Yalnızca emeklerime üzülüyorum. 

19 Ekim 2024 Cumartesi

AĞRI DAĞI EFSANESİ


AĞRI DAĞI EFSANESİ

Ağrı Dağı Efsanesi?

Çukurova'yı anlamak isterseniz Yaşar Kemal romanlarını okumanızı tavsiye ederim. Ancak Yaşar Kemal'in diğer romanları, hikayeleri de birbirinden etkileyici. Kendisinin bir derviş ile yolculuğa çıkıp Adana deyimlerini de yer yer aktardığı kitaplarını çok seviyorum. Ama şunu belirtmem gerekiyor ki kitap fiyatları çok pahalı. Genel olarak kitap fiyatları bana artık ütopik geliyor. Bu kitabı da Adana Tuzhan yazımda biraz bahsetmiştim. Oradan 90 liraya satın aldım. Aslında artık fiyat dengem de şaşırdığı için uygun da geldi. 

Kitaptaki çizimler Abidin Dino tarafından resimlenmiştir. Abidin Dino ile Yaşar Kemal'in sohbetinin yer aldığı heykeller belediyenin hemen yanında parkta yer alıyor. Mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Burası bir edebiyat şehridir. Ağrı Dağı Efsanesi 119 sayfadır. Kitap tanıtım bülteninden;

"Bir aşk destanı olan Ağrı dağı Efsanesi geleneklerini Mahmut Han'a karşı savunan Ahmet ile Gülbahar arasındaki aşkı konu alır. Efsanelere ve halk söylencelerine yürekten bağlı Yaşar Kemal'in bu romanı, insan psikolojisinin derinliklerini de içerir."

Fazlasıyla etkilendiğim bir destansı hikaye. Destanla başlayıp bir anda gerçeklikte kayboluyorsunuz sanki bir düş gibi. Kitap hakkında notlarım; sanırım bu cümle ile başlar. Ağrı dağı eteklerinde yaşayan halkın; Ağrı'ya olan sevgisi ve saygısı etkileyiciydi. Şanlı bir at Ahmet'in kapısına gelir. Ahmet, geleneklere göre atı üç kez gönderir ve üç kez de at onun kapısına gelir. Öyle ise at artık onundur; değil padişah kim gelirse gelsin at artık onundur. Ama böylesine güzel bir at elbette bir felaketi de getirecektir. At yörenin zalim beyi Mahmut Han'ındır. Atı teslim etmesini söyler. Verilemeyeceğini söylediklerinde daha da öfkelenir. Öyle ki, bu öfke yalnızca kendini değil herkesi yaralar. Ahmet ile Gülbahar bu süreçte sevdalanırlar birbirlerine. Gülbahar; Mahmut Han'ın kızıdır. Mahmut Han'ın öfkesi ve halkın birlik olmaya karar vermesi ve Ağrı'nın bu adaletsizliğe öfkesi. Kitaptan altını çizdiğim satırlar ise;

"Alışır, alışırsın. Bu dünyada başka türlü yaşamın bir çaresi yok..." 

"Dünyanın ortasında tek başına kalmış bir hali vardı. Yalnız, yapayalnız..." 

"Kederlerin en acısını, en onulmazını taşıyordu."


30 Temmuz 2024 Salı

Türkiye'de Yüksek Lisansla Kariyerinizi Dönüştürün

 

ANKARA MİLLET BAHÇESİ

Bana dair bir gelişmeyi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyorum. Sonunda yüksek lisansım bitti. Sanırım sizlerle paylaşmadım ama benim için çok zor bir süreçti. Türkiye'de yüksek lisans yapmak hele ki işsiz iseniz çok zor. Haziran ayında ve Temmuz ayında Ankara'daydım. Otobüs, uçak ve basım ücreti derken olmayan bütçem de bitti. İnsanlar bundan neden hiç bahsetmiyor bilmiyorum ancak her masraf size ait. Belki bir beş sene önce bu kadar bahsedilecek bir bütçe miydi bilmiyorum ama Ankara-Adana arası en uygun! uçak bileti şu anda pek de memnun olunmayan bir firmanın ve 1400 lira. Rötar yapmasına ilişkin o kadar fazla yorum gördüm ki dualar okuyarak bindim. Çünkü zamanım da kısıtlıydı. Türk Hava Yolu ve Pegasus' da aktarma yapmaya başlamış. Adana-Ankara arası uçakla bir saat ve neden İstanbul aktarmalı anlayamadım. Üstelik de 5 saat. Tez sunumuna geçmeden önce bir makalenizin de yayınlanması gerek. Bu da öğrenciye ait. Nisan ayında başvurabildiğim kadar kongrelere başvurmak zorundaydım. Tarihsel sıralamada önce hangisi kabul ederse hemen makalemi sunacaktım. İki kongreye başvuru yapmıştım ikisinden de kabul aldım. Ama bir tanesi bana yeterli olduğu için diğer kongreye yatırdığım 1800 lira gibi bir ücreti geri almak istediğimi söylediğimde cevap bile vermediler. Şartname de geri verilmeyeceğinin yazıldığını söylediler. Çok garip bayram zamanı yatırmak için çabaladığım ve sonrada kafalarına göre tarihi uzattıkları için bu konuda anlayışlı olurlar diye düşünmüştüm. Yanılmışım. Ücreti yatırma konusunda esnek tarih geri ödeme noktasına gelince olmuyor sanırım. Ne diyeyim haram olsun. Bir diğer kongreye ev sahipliği yapan üniversite ise çok tatlı ve anlayışlılardı. Zoom üzerinden bağlantı yapmaya alışkın değilim ve görüntüm karşı tarafa iletilmedi bir türlü ama sesli bağlantı, sunumumun bağlantısı sağlandı. Anlayışla karşıladılar ve uluslararası bir kongrede ilk sunumumu da yapmış oldum. Kendi kendime diyorum; ilk romanım basılır zannediyordum akademik bir basım bana da sürpriz oldu çünkü. Depremden dolayı dondurmak zorunda kalmıştım. Bitmeyen prosedürler gelmediği iddia edilen e-mailler ki artık öyle bir duruma gelmiştim bırakacaktım; ama pes etmedim ki her gönderdiğim e-mailin ekran görüntüsü ve saatini not ediyordum artık. Şubat-Mart aylarında ise okulöncesinde çalışmamı gerçekleştiriyordum. İki kez çok ağır şu meşhur geçmeyen grip oldum. Böyle bir grip hayatımda cidden görmemiştim. Üşümekten ağlayarak bilgisayarımı kapatıp beni hastaneye götürün diye ağladığımı zor hatırlıyorum. Şimdi düşünüyorum; insanlar hep sonuca baksa da süreçte neler çektiğini ancak o süreci yaşayan bilir. Bitirmek için noktayı koyduğunuzda yanınıza baktığınızda anlıyorsunuz; sizleri anlamayacak insanlar için üzülmeyin. Hatta bu son üç ayda gördüm ki üzmeye çalışanlar, belki sizin çabanıza hakaret edenler, hor görenler hepsi içlerinde saklamaya çalıştıkları kıskançlık duygusunu bastıramıyorlar ve farklı imtihanlarla sınanıyorlar. Allah'a havale etmek en güzeli...

Blog yazım yüksek lisans notlarım hakkında olsa da eğer Türkiye'de yüksek lisans yapmak istiyorsanız üç maddeye dikkat etmeniz gerekmekte;

*Gerçekten çalışma yapmak istediğiniz bir alan olmalı. (Çok çok önemli bu madde; bazen öyle bir duruma geliyorsunuz ki sabrınız, sağlığınız bu yolda stresle birleşiyor ve hayat enerjinizi bırakmayabiliyor.)

*Danışmanınızı çok dikkatli seçmelisiniz. Bu süreçte tek başınıza kalıyorsunuz ne yazık ki. Büyük bir yüzde olarak söylüyorum; gördüklerim yaşadıklarıma dayanarak... Size dönüş yapacak; tezinizin bölümlerini yazıp gönderdikten sonra dönüş yapmayan o kadar danışman var ki... Bu durumun normal olduğunu kabul etmiyorum. Kraldan daha çok kralcı olan çok insan var. Ulaşamıyorum denildiğinde; ukalaca sen ulaşacaksın, gerekirse kapısında bekleyeceksin gibi söylemlerle moral bozan insanları lütfen kaale almayın. Bu bir süreç ve evet ciddi bir süreç. Her an her zaman dönüş öğrenci de beklemiyor ama üç gün içerisinde ya da gelecek hafta döneceğim gibi bir söylemi de hak edilmektedir.

*Bütçenizin ayarlamasını lütfen yapın. Yaşadığınız şehirden uzakta yüksek lisans yapacaksanız eğer ulaşım maliyetleri ekonomik anlamda zorlamaması için bütçe ayırmanız gerekli. Kırtasiye malzemeleri, uygulama yapacaksanız eğer ona da bütçe ayırmanız gerekiyor. Konferans, sempozyum gibi alanlarda araştırma yaparken gördüm ki online olanları tercih ettiğinizde biraz daha uygun oluyor. Eğer yüz yüze sunum yapacaksanız, otel masrafları ile birlikte inanılmaz bir bütçe çıkıyor ki zamanı kısıtlı bir öğrenci iseniz KKTC'de ki üniversitelere de bakıyorsunuz. Onlar da başvuru ücretini Euro olarak kabul ediyor. Çok şükür bitirdiniz ve kitap haline getirmeniz gerekiyor. Üniversite kampus içerisinde yer alan kırtasiyelere mutlaka gidin ve fiyat alın. Birbirinden farklı fiyatlar verebiliyorlar ki üniversite dışı aman Allah'ım dedirtecek kadar da pahalı fiyatlar verebiliyorlar.

Sormak istediğiniz soruları ya da merak ettiğiniz kısımları yorumlara yazabilirsiniz. Kendime sözüm var. Bu konuda yardım isteyen birisini geri çevirmeden sorularını cevaplayacağım...

Güzel bir yaz sizinle olsun. Desteklerinizi bekliyorum. Özellikle Instagram adresime sizleri bekliyorum. Çok fazla paylaşım ve çok konu birikti...


29 Ocak 2024 Pazartesi

GOOGLE DİZİN EKLENME PROBLEMLERİ


GOOGLE DİZİN EKLENME PROBLEMLERİ

En çok okunan yazılarınız Google dizinden çıkarıldı mı? Google dizine eklenme problemleri ile uzun zamandır mücadele ediyorum. Öyle ki blog yazılarıma da ciddi manada ara vermeyi düşündüm. 2022 yaz döneminde özellikle neredeyse tüm yazılarım dizine eklenmiyordu. Blogspot üzerinde değişim yapmak demek gerçekten herşeyin alt üst olmasına neden olduğunu bildiğimden temamı dahi uzun zamandır aynı kullanıyorum. Geçmiş senelerdeki hala Google sıralamasında oldukça üstte olan yazılarımın da dizinden çıkarıldığını görünce artık ne yapabilirim sorusunu sormaktan başka elimden birşey gelmiyor.

Bu problemi sizlerde yaşıyor musunuz? Bu problem ile ilgili notlarım ise düzeltmeye çalıştığımda kabul edilmiyor ne yazık ki... Sayfanın dizinde olması çok önemli. Blogger arkadaşlar belki okuma listesinden görüp yazıya geliyorlar ama diğer okuyuculara ulaşmadığı için o yazı istenilen düzeyde etki oluşturmuyor ne yazık ki... En basitinden WEDNESDAY yazımı oldukça heyecanlı ve güncek bir zaman diliminde yazmış ve paylaşmıştım. İlk üç gün blogum ziyaret edilmeyen ülkelerden dahi ziyaret aldı ve üçüncü gün sonunda dizin eklenme problemi karşıma çıktı. İstenilen düzeltmeleri kaç defa yaptım hatırlamıyorum bile. Sonunda pes edip, yazımı silmeyi dahi düşündüm ama zaten Wednesday gündemde biraz popüleritesi azaldığında yazım sorun olmaktan çıktı, sayfa dizinde kendine yer buldu. Notlarım dizin problemleri biraz azaldı dediğimde hop sil baştan başladı herşey.

Bu yüzden blog yorumlarıma dilediğim gibi cevap veremiyorum. En çok bu duruma üzülüyorum kendi yazımdaki yorumların hepsine cevap verdiğimde yine dizine eklemiyor. Seo problemlerine girmek bile istemiyorum ancak etiket prensibine göre düzenlediğim çok fazla yazı var ve hala eklenmeyi bekliyorlar.

Bu tür problemler nereye kadar devam edecek bilmiyorum ama yaşayanlar çözüm bulan var ise yorumlarınızı bekliyorum.

*Sayfayı dizine ekleme 

* Bulunamadı(404)

*Yönlendirmeli sayfa

*Doğru standart etikete sahip alternatif sayfa

Dört problem bu şekilde; daha öncesinde blog yazılarımı çok fazla kopyalayan bile demiyorum bire bir çalan hesaplar oldu ve bu durum sanırım blogum da dengesini yıprattı. Neden sorusunu sormak istiyorum, birisinin emeğini çalmak bu kadar kolay....

11 Eylül 2023 Pazartesi

QUEENMAKER DİZİ YORUM

QUEENMAKER DİZİ YORUM

(From the Google)

Etkileyici bir dizi önerisi ile haftaya başlıyorum. Müthiş bir kalite, harika oyunculuk ve gerçekten yaşanmış haberlerden de ufak uyarlamalar ile QueenMaker dizini izlediniz mi? İzlemediyseniz eğer sizleri bu yazıma bekliyorum. Queenmaker dizisi siyasetin acımasız ve dipsiz dünyasında ayakta kalabilmeyi anlatıyor. 

 Dizi hakkında notlarım biraz derin ve izlemek için tam bir konsantrasyon gerekliliği hakkında ilk cümle ile başlıyor. Dizinin başrol oyuncusu olan Kim Hee-Ae aslında tanıyoruz. Ülkemizde de inanılmaz popüler olan Sadakatsiz dizisinin kore versiyonunun başrol oyuncusu. Hatta Asya'nın (Cansu Dere) o saçlarını geriye alma hareketlerini Kim Hee-Ae de müthiş bir şekilde gerçekleştirmiş. Sadakatsiz dizisinin ilk sezonunda bir yanda da kore versiyonunu da izlemiştim. İnanılmaz bir oyuncu Kim Hee-Ae. O soğuk; kendine has stil ve çok zeki kadın karakterleri canlandırırken ben oyuncu olduğunu düşünmüyorum o karakteri tamamen gerçek hayatta gibi yansıttığını düşünüyorum. Hayran olduğumu sanırım biraz fazla bahsettim öyleyse diziye geçelim. Bahar aylarında yayınlanan QueenMaker dizisi bir Netflix yapımıdır.

Dizinin Konusu; 

oldukça dik başlı, dürüst ve işçilerin haklarını cesurca savunan Gergedan lakaplı avukat Oh Seung Sook ile  Eunsung Grubu'nun neredeyse bütün kirli işlerini bilen ve medyayı harika bir şekilde yönlendiren Do Hee'nin yollarının kesişmesi ile bir hesaplaşmasnın başlamasıdır. Eunsung Grubu'na karşı protestolar devam ederken grubun ikinci kızının kocası olan Baek Jae-min ile bir skandal Do Hee'nin hayatını da değiştirir. Her zaman yaptığı gibi bu skandalı kapatabilmek hatta yönetebilmek için aldığı kadarlar onun kendisini sorgulamasına neden olur ve bizzat Gergedan lakaplı avukat Seung Sook'a kendisi gider. Onu bir sonraki Seul belediye başkanı yapmak ve Eunsung Grubunun tüm çirkinliklerini halka ifşa etmek için mücadele eder. 

Do Hee'nin o inanılmaz zekası, Gergedan lakaplı avukatın azmi bir kenara siyasetteki kirli oyunların bu kadar net bir şekilde aktarılması diziyi izletmekten çok daha fazlasını izleyiciye verir. Bu bir spoiler olabilir ancak dizi de Eunsung grubunun ikinci kızı olan karakterin yaşanılan bir olay sonucu özür dilemek için eğilirken özellikle onun azalmış saçlarına vurgulandırılması; bir iş insanının ne şartlarda olursa olsun(zengin ve şartlarının oldukça üst seviyede olması gibi) aslında bebeğini yeni dünyaya getirmiş ve doğum sonrası stresle mücadele eden bir kadın olması imajını halka verilmesi yaşanmış bir olaydan esinlenilmiş. Kore havayollarının üç dört sene öncesinde o zamanki başkan yardımcısının yapmış olduğu bir davranışın ve medya etkisini dizide bir perde arkası gibi izleyebiliyorsunuz. Bölüm sayısı ise 11 ve ikinci sezonu heyecanla bekliyorum.

Şimdilik yorumlarım bu kadar sizlerin de beklerim yorumlarınızı...

14 Nisan 2023 Cuma

ANKARA GEZİLECEK YERLER

 Ramazan ayının son günlerine doğru yaklaşırken umarım Bayram tüm bereketi, huzuru ve mutluluğu ile birlikte gelir. Depremden sonra pek fazla güncelleme yapamadığımın farkındayım. Mecburen evlerimize döndük ancak yıkılacak, şerit çekilen mahallemizde çok fazla apartman var. Akşam saatlerinde evlerdeki o ışıkları görememek hüzünden çok daha fazlası. Bulvar üzerinde oturduğumuz için biraz gürültülü ve çokça ışık vardır. Şimdi evlerine dönen ancak çok fazla ışığın hala olmadığı bir geceyi pencereden izleyebiliyorsunuz. Bizim oturduğumuz bina da hala güçlendirilmedi; bayramdan sonrası için bekliyorlar sanırım. Bir kolon güçlendirilmesi su deposunun çıkarılması ki depremde hasar alan orta hasarlı binaların bir çoğunun su deposunun kolonları yorması olduğunu da görmüş olduk. Bodrumun su basması gibi problemler birçok bina yaşadığında temizlenip geçiliyor ancak Atalarımızın dediği çok doğru imiş. "Duvarı nem insanı gam yıkar " 

Neyse umarım bundan sonrası için daha güzel hayat notlarımını sizlerle paylaşırım. Güzel haberlere, umuda hepimizin ihtiyacı var. Depremlerden belirli bir gün sonra Ankara'ya gitmiştik. Instagramda belki paylaşımlarımı görmüşsünüzdür. 20 gün sürecinde en azından yerin sallanıyor hissi olmadan korkusuzca uyumak biraz zaman alsa da iyi geldiğini söylemeliyim. Ankara'da hayat, okul devam ettiği için çok fazla yer değil belki ama gittiğimiz yerleri sizlerle paylaşmak istedim.

ANKARA GEZİLECEK YERLER


ANKARA GEZİLECEK YERLER

Öncelikle Ankara'ya defalarca gitsem de Anıtkabir'e gitme fırsatımız olmamıştı. Bu yüzden bu ilk ziyaretimin harika olduğunu söylemeliyim. Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün mezarının yer aldığı, Kurtuluş Savaşı Müzesinin yanı sıra Anadolu'da hüküm sürmüş olan medeniyetlerin de izlerinin bulunduğu muhteşem bir atmosfere sahip Anıtkabiri; mutlaka ziyaret etmelisiniz. Askerlerin nöbet değişimi sırasında kalabalığın tamamen dikkatini bu olaya verdiği yerli ve yabancı turistlerin olduğu o atmosfer tarif edilemez. Atatürk'ü saygı ile anıyoruz. Keşke tam anlamıyla bir turist gibi her yeri her alanı fotoğraflayabilseydim. Geldiğimiz ilk günler olduğu için morallerimiz hala biraz bozuktu. Anıtkabir'i ziyarete gelen insanların da Aslanlı yol üzerinde yürürken aynıydı aslında. Deprem dolayısıyla kalacak bir yer bulabilmek ve o etkileri en azından azaltabilmek. Kahramanmaraş, Malatya'dan çok fazla insanın geldiğini anladım. 

ANITKABİR

(Bu alanda çok fazla sıra vardı öyle ki İngilizce konuşmalar hala kulağımda :) Durup tam bir fotoğraf karesi alamadım. Kalabalık ilerlesin diye hızlıca çekip ilerledik.)

(Bu küçük hediyeyi kendime aldım. Fiyatlar Anıtkabir hatırası almak isterseniz eğer oldukça uygun. Mavinin uğuruna inanıyorum...)

Daha sonraki günlerde ise Anadolu Medeniyetler Müzesine doğru yol aldık. Her bir detay öylesine güzeldi ki. Geçmişi, bugünümüzde görürken zamanın aslında aynı döngüde olduğunu anladım. Kullanılmış olan mutfak eşyaları, ince detaylarla işlenmiş olan takılar ve Anadolu'nun hikayesi... Anadolu'nun hikayesini dinlemekten öte gözünüzün önünde canlı durduklarını görüyorsunuz. Bu müzedeki satın almak isteyeceğiniz anı ürünleri biraz pahalı onu belirtmeliyim.


(Kullanılan vazo, süs eşyası ya da minik su bardakları; tek tek incelendiğinde o kadar tanıdık ki. Anneannemin evinde çeyizinden su testisi aklıma geldi. Rahmetli öylesine güzel muhafaza etmişti ki .)

ANADOLU MEDENİYETLER MÜZESİ

(Bire bir dönem canlandırması ve oldukça başarılıydı.)

(Panoromik çekmeye çalıştım ama çok az bir bölümü çekmişim. Duvarlardaki hikayeyi görebiliyorsunuz. Özellikle tek tek işlenen savaş detayları, hükümdarların tasfirleri inanılmazdı. )

Anadolu Medeniyetler Müzesi'nden bir hatıra almak isterseniz biraz pahalı olduğunu söylemeliyim. 
 Ancak harika tasarımlardı, satın almayı düşüneceğiz ürünler. Sanırım birazcık zengin olmalıyım :D artık. Neyse ...
Bu arada hemen müzenin çıkışında sizleri iki yolun karşısında iki müze daha bekliyor. Türk Pusatları Müzesi ve Kelime Müzesi. Kelime Müzesinin kalabalık sırasının yolun üst taraflarına kadar çıktığını görünce vazgeçtik. Ankara Kalesine doğru yol aldık. Günü bu şekilde tamamladık. 

ANKARA KALESİ

Son olarak ise; Çubuk Barajı Rekrasyon alanına sizleri götüreceğim. Ankara'daki park kültürünü seviyorum. Değer veriliyor ve o alanlar canlandırılıyor. Çubuk Barajı da bizzat Atatürk Tarafından hizmete açılması sağlanmıştır. Cumhuriyet döneminin ilk betonarme barajıdır. Yaz geldiğinde çok kalabalık ve canlı olduğunu söyledi ablam. Yürüyüş alanında soğuk olmasına rağmen ziyaretçiler vardı. Piknik yapmak isteyenler ya da yürüyüş sporunu yapmak isteyenler için harika bir yer. Ankara Belediye Başkanı 2020 yılında halkın hizmetine açmış. Alan içerisinde tesisler bulunduğu gibi konser de verilebilecek alanlar bulunmakta. Yürüyüş yolunun sonundaki bu manzara ise tarif edilemez. 


(Çubuk Barajı yürüyüş tepesine doğru fotoğraf çekmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.)


(Yürüyüş sonunda ise sizleri muhteşem bir manzara karşılıyor.)

Ankara geldiğimiz günden gideceğimiz güne gri rengini güneşli bir güne bıraksaydı. İnanıyorum ki sizlerle daha güzel fotoğraflar paylaşabilirdim. Ama olsun; kış mevsimini yaşayan bir şehir ki o günlerde çok da soğuk olmadığı söylendi bizlere. 

Yorumlarınızı bekliyorum. Instagram paylaşımlarımı da görmek isterseniz @camdanduslerblog hesabıma sizleri beklerim. Yazmak istediğim sizlerle paylaşmak istediğim çok fazla şey var. Yazımı şu alıntı ile bitirmek istiyorum

"Hayal olmasa nasıl yaşanır hocam? Nesi kalır dünyanın?"(Ağustos Başağı/Sevinç Çokum)

14 Şubat 2023 Salı

DEPREM

    

           Hangi kelime ve hangi cümle ile başlayacağımı bilemiyorum. Ama hayatın, zamanın durduğunu söyleyebilirim ki bir süredir. Depremin etkilediği 10 şehirden birisi olan Adana'dan yazıyorum. Soranlar ve beni merak edenler için çok teşekkür ederim. Ben ve ailem iyiyiz çok şükür aslında insan iyiyiz demeye dahi şu durumda utanıyor. Adana haberlerde pek geçmese de yıkılan apartmanların birçoğu bizim mahalledeydi. Hatta yıkılan bir apartmanın yıkılış anını gece deprem anında gördüğümüzde donduk kaldık. Aşağı nasıl indiğimizi hatırlamıyorum bile. Bağırışlar dışında... O gün Adana'da yağmur durmadı arabada öğle saatine kadar bekledik komşularla birlikte. Öğle olduğunda insanı ihtiyaçlar için yukarı çıktığımızda depreme yine evde yakalandık ve birkaç apartman daha çöktü. Kurtulan çok az insan oldu. Şehir şimdi bomboş gibi herkes bir yerlere gitti bizlerde ilk gün camide uyuduk ve ertesi gün köye gittik. Üç aile köyde bir haftadır kalsak da Adana'ya döndük. Kış vakti ve süreç ne kadar yeni olsa da mecburen evlere dönülmeye başlanacak. Olmuyor çünkü... Apartmanımızın hasar tespit yapılsa da güçlendirme çalışmaları olmadan kimse girmek istemiyor. Evimizde bir hasar olmasa da kolonlarda ufak çatlaklar varmış. Yüksek katlı bir binada oturuyoruz ve sanırım psikolojimizi bu da etkiledi. Aşağı ininceye kadar kaç saniye sürdü nasıl çıktık hepsi bir kabus gibi sanki. Şehrin Çukurova bölümü kötü halde depremin etkileri diğer ilçelere göre daha fazla oldu. Diğer şehirler için de Hatay ve Maraş çok fazla vefat haberi aldık. Hayat bir süre sonra acılara rağmen devam edecek ama çok fazla yardım gerekiyor. Kalacak yer, ısınma problemlerinin giderilmesi,  psikolojik destek bir hayatın normale dönme süreci icin gerekli olan herşey. Ülkenizdeki yardım kampanyalarına lütfen destek verin. Şimdilik yazacaklarım bu kadar.

1 Şubat 2023 Çarşamba

ÇÖREK OTU YAĞI

 

ÇÖREK OTU YAĞI

Uzun zamandır doğal yağlar ile ilgili bir yazı paylaşmamıştım. Aslında sevdiğim yağlar dışında bu aylarda farklı olarak kullandığım yağ; Çörek otu yağıydı. Doğal ve katkısız olduğuna inandığım bir yerden sipariş verdim. 100 ml aslında küçük bir şişe olduğunu düşünmeme rağmen günlük kullansanız da dikkatli kullandığınız için fazlasıyla yetebilecek düzeyde. Çörek otunu , poğaçalarımızın üzerine fırına vermeden hemen önce eklerken yağını kullanmayı düşünmemin en önemli nedeni göz kuruluğuydu. Göz kuruluğu anlıyorum ki dönem dönem hatta bulunduğunuz yerin hava koşullarına kadar etkileyecek olduğu için kullandığım damlalar dışında neler yapabilirim diye araştırmaya başlamıştım. Çörek otu yağı çinko, kalsiyum, demir, selenyum, magnezyum ve amino asitler gibi önemli minerallerin yanı sıra A vitamini, C vitamini, B1,B6, biotin ve folik asit gibi vitaminleri içerdiği belirtilmektedir. Folik asit ki göz sağlığı için ilk akla gelen... Ayrıca çörek otu yağı bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve enfeksiyonlarla savaştığı da belirtilmektedir. Saçlar için de faydalı olduğu, saça parlaklık ve canlılık verdiği saçları nemlendirdiği faydaları arasındadır.

Çörek otu yağı soğuk sıkım olarak kullanılmalıdır. Pişirilmeye uygun bir yağ olmadığı için salatalarınıza sonradan ekleyebilirsiniz. Tek başına ise günde 1 çay kaşığı tüketilmesi gerektiği belirtilmektedir.Saçlarınız için duş öncesi hindistan cevizi yağı ile seyrelterek kullanabilirsiniz.

Ben bir çay kaşığını ekmek parçasının arasına ekleyerek kullandım. Her ne kadar doğal yağ olsa da bünye de alerjik reaksiyonlar ya da başka etkiler yapabilir.  Mideniz hassas ise etkilenebilirsiniz. Çok dikkatli ve öncesinde az kullanıp vücudumuzu dinlemek gerekir. 

  Cildimiz için de kullanım öncesinde cildinizin küçük bir bölgesinde deneyerek kullanabilirsiniz. Her cilt tipi aynı reaksiyonu verebilir ya da vermeyebilir bu yüzden kendi vücudumuzun ne tepki vereceğini bilemediğimiz için kullanım öncesinde küçük bir bölgede kullanıp etkisini görmek gerektiğini düşünüyorum. 

Saçlarım için hindistan cevizi yağının içerisine bir damla ekleyerek duş öncesi masaj yaparak uygulayıp biraz bekliyorum. Saç dökülmelerini belirgin bir şekilde etki etmese saçlar canlı ve parlak bir görünümde oluyor. Bu arada hindistan cevizi yağı sürpriz bir şekilde kepek de yapabiliyor saçlarınızdaki etki için kontrollü bir şekilde kullanmak gerekiyor. Eğer hindistan cevizi yağı ile kullanmayı tercih etmezseniz saç kreminizin ya da şampuanlarınızın içerisine birkaç damla damlatarak kullanabilirsiniz. Saçlarıma yumuşaklık verdiğini gördüğümü söyleyebilirim. 

Siz hiç çörek otu yağı kullandınız mı ya da etkilerini gördünüz mü paylaşmak isterseniz eğer beklerim yorumlarınızı...


19 Aralık 2022 Pazartesi

GETDIRECT VITAMIN C DENEBUNU

GETDIRECT VITAMIN C DENEBUNU
 

Denebunu kutusu; her ay çıkan ya da yılda en azından birkaç taneden fazla çıkan var mı? Gerçi şimdi ücretli özellik getirdiler. Ben denebunu sitesine popüler olmadan üye olanlardanım. O zamanlar hızlı davrandığında kutu alınabilecekken şimdi neredeyse hiç çıkmıyor. 2022 senesinde ağustos ayında çıkınca çok şaşırmıştım ki o da ekim ayında geldi; ağustos kutusu... Bu kutu içerisinde en çok denemeyi istediğim sonrasında satın almayı da düşündüğüm için get direct vitamin c başlangıç kutusuydu. 

Düzenli kullandığım omega dışında dönem dönem kolajen kullanıyordum ancak c vitamini kullanmamıştım. Bu vitaminin vitaminler yoluyla daha verimli bir şekilde alınabileceğine inanıyorum. Ancak kış mevsiminin etkisini hissettiğimiz bu günlerde bağışıklığımızı güçlendirmek için c vitamini çok önemli ve get direct vitamin c vitamini oldukça ilginç. Kullanımını dilinizin üzerine paketi açıp döküyorsunuz ve ağzınızda eriyor. İlaç içemeyen, haplar büyük olduğu için yutmakta zorlananlar için bence güzel bir yöntem. Ayrıca tadı da kötü değil; portakallı gazoz gibi.  Tanıtım bülteni;


"GetDirect Vitamin C+ içeriğinde D vitamini ve Çinko ile soğuk algınlığı, grip başlangıcında, sırasında görülen semptomların ortadan kaldırılmasına yardımcı olmanın yanı sıra, günlük C, D viramini ve Çinko ihtiyacını karşılayarak metabolik faaliyetlerin sağlıklı gerçekleşmesine olanak tanır"

*Gluten, paraben ve koruyucu alkol içermez.

İçeriği piyasadaki vitaminlere göre nispeten daha temiz olan bu vitamini sevdiğimi belirtmeliyim. Normal zamanlar dışında grip olmaya yakın kullanıldığında etkisini daha verimli bir şekilde olacağına inanıyorum. Ben kullanım sonrası dinamik hissettim. Başlangıç paketi olduğu için içerisinde 10 şase bulunmaktaydı. Günde bir şase kullandım ve 10 günde bitti. Sonrasında fiyat araştırması için internette araştırma yaptığımda normal kutusunda 40 tane olduğunu gördüm. Fiyatı da diğer vitamin markalarına göre uygun sayılabilecek düzeyde...

Bu vitamini kullanan var mı? Yorumlarınızı beklerim...

21 Kasım 2022 Pazartesi

ELIDOR 1 MINUTE

ELIDOR 1 MINUTE

Güzel bir hafta başlangıcı için motivasyonunuz hazır mı?
 Son derece enerjik, kahkahaların yüzümüzden eksik olmadığı ve güzel haberler için hazırım. Umuyorum ki tüm olumlu düşünceler bizlere çok hızlı ulaşır. Yazmayı çok özlediğimi aslında sohbet etmeyi özlediğimi fark ettim. Çocuk gelişimi vizeleri için sınav giriş yerine giderken normalde Balcalı otobüsleri kampüsün içerisine girer ve duraklarda öğrencileri alır. Ancak o gün trafikten dolayı giriş kapısında hatta bulvar ortasında bırakmak istedi. O hızla merdivenlerden aşağı inerken bulvar kenarındaki taşın ön tarafında bulunan dubaların üzerinden takla attım. İki dizim, ellerim çok fena oldu. Ellerim çocuklukta düşersiniz kanar ya; dizlerim ise hem kanadı hem de şişti. Hemen inen bir kişinin arkasından düşmeme rağmen o kişinin dönüp bakmaması otobüs şoförünün oralı bile olmadan kapıyı kapatıp gitmesi ve sadece bir kişinin beni kaldırmaya, yardımcı olmaya çalışması derken kötü bir zaman dilimiydi. Dizlerime eve gelir gelmez annem bal sürdü. Çocukken düştüğümde şişmesin diye annem bal sürerdi; o günleri hatırladım. Şimdi iki dizim de morluğun derecelerindeler. Umuyorum geçer; ama üzüldüğüm nokta insanlığımızı kaybetmemiz. Bazen o kadar acımasız oluyor ki insanlar öylesine izler gibi devam edip gidiyorlar. Sınava yetişmek önemli ama on beş dakika gecikseniz de girebileceğiniz bir sınav. Ne diyelim...
Bir haftanın ardından motivasyonumu düşürmemeye karar verdim. 
Daha sık paylaşım yapacağım; umuyorum ki... Bu yüzden ertelediğim yazılarımı yazmaya başladım. 
Mevsimler arasında kış mevsimi adapte olmakta zorlandığım mevsim; üşümeyi hiç sevmiyorum. Ben zorlanırken saçlarım da etkileniyor. 
Bu geçiş aylarında çok fazla yıpranıyor. Bir arkadaşım dıştan ne kadar müdahale etmeye çalışırsan çalış önemli olan içten müdahale derdi. Hak veriyorum. B12 vitamini eksikliği gibi vitamin eksiklikleri, beslenme düzeni, saçın kendini toparlamasına istemsizce izin vermemek, duş rutinleri derken yıpranmalar, kırılmalar artıyor. 
Son zamanlardaki pahalılıkları da görünce tavsiye edebilirim ki indirimde gördüğünüz an; iyi bir saç kremi arıyorsanız Elidor 1 Minute anında onarıcı bakım kremini alın. Tanıtım yazısından;

"Yeni Elidor Superblend; saçının ihtiyacı olan vitamin, protein ve yağları içeren eşsiz bir karışım! Saçı güçlendirip doğal biçimde uzamasına destek olmasıyla bilinen biotin, saçı yumuşatma özelliği ile bilinen argan yağı ve saçı besleyici özelliği ile bilinen arjinin ile zenginleştirilmiş güçlü formülü sayesinde saçın 1 dakikada eski gücüne kavuşur. "
 Elidor'un şampuanlarından ziyade saç bakım kremlerinden her zaman memnun kaldığımı belirtmeliyim. Bu saç bakım kreminin kalıcı bir kokusu var ve bundan rahatsızlık duymayacaksınız. Kullanım sonrası saçlarınızın parladığını hissediyorsunuz ve saçlarınız ek bir saç bakım yağına ihtiyaç duymuyor. 
Çok daha iyi bir şampuanla daha etkin bir sonucunun olacağını düşünüyorum. Şimdilik yorumlarım bu kadar; beklerim yorumlarınızı....

1 Kasım 2022 Salı

KAHVE ZAMANI



Ekim ayı sanki 
bir yıl gibi, çok uzun sürdü. 
Sonbahar artık bu duruma dercesine her yerde, hissetmiyor musunuz? Akşam serinliği ve belki de soğuğu yerini kış mevsimine hazırlıyor. Ağaçlar derin bir uykuya dalmış gibi... Günler çabucak tükeniyor. Yakup Kadri kitaplarını çok severim; belki kimi karakterleri kanlı canlı yürürken görebilir hissinden belki de kelimelerin tasvir ettiği günlerin tanıdık gelmesinden... Okumadıysanız eğer tavsiye ederim. Önceki yazılarımda paylaştığımı hatırlıyorum. Klasikler daima özeldir ve zamanın öncesinden sonrasına incecik bir köprü kurar. O köprünün taşlarını ise yaşantılarınız oluşturur. 
Yazarın da belirttiği gibi notlarım;
"Sonbahar denilen mevsim ne hazin bir mevsimmiş! Bu, adeta yazın çürüyüşü, parça parça çürüyüp dökülüşü gibi bir şeydi..."(Kiralık Konak/Yakup Kadri)
Kış mevsimi zamanı 
hızlandıran mevsimdir benim için. Zamanı tutmak isterken avuçlardan birer birer dökülen kum tanecikleri gibi. Son zamanlarda kısa notlar almadığımı fark ettim. Hayat çok hızlı ve onu tutmak imkansızsa kelimelerim nerede diyordum? Uzun zamandır elim kitaplara gitmedi belki de kitaplar beni çağırmadı; kim bilir...
Aslan burçlarının senesi 2023 olacak diyorlar ama artık olmazsa diye düşünmek de istemiyorum :D 2022 yorucu geçti. Yavaş geçtiğini düşündüğüm anlarda dahi şimdi dönüp baktığımda çok fazla şey olmuş sayfaları dolduracak ancak anlatım için yorgun bırakan. İyi bir iş ve atamadan umudumu kestim en azından öğretmen olduğumu unutmayacak şekilde işimi yapayım diyorum, o da olmuyor. Zamanla birlikte geçen umutlar da kayboluyor. 
En iyi ben bir köpüklü Türk kahvesi yapayım. İnsan başka ne yapabilir?


 

20 Eylül 2022 Salı

EYE DRY KURU GÖZ

EYE DRY KURU GÖZ

Yaz mevsimi daima uzun bir mevsim
 gibi gelse de sonbahar geldiğinde anlıyor insan; zaman denilen kavram umduğumuzdan daha kısa. Kısa olan anlar toplamında nefes almaya çalışırken
 yeniden başlamayı mevsimlerle öğreniyoruz. Lasik operasyon sonrası göz problemlerinden bahsetmiştim.
 KPSS sonrası biliyorsunuz yalnızca kimlik ve sınav giriş belgesiyle girebiliyoruz. Bu durum böyle olunca güneş gözlüğü yanıma alamadım. 
Adana gün içerisinde yazı anımsatan bir hava ile olunca; klima hala çalışıyor bunlara ek olarak kalabalık sınıflar ve havasız ortam gözlerimi çok yıprattı. 
Eğitim sınavında bir ara soruların önümde bulanıklaşıp uyuyacak gibi hissettim. Sabahın çok erken saati ve sürecin uzunluğu sağlık problemlerini de artırıyor. 
Tabi bunlar küçük ve belki de şımarıklık olarak da görülebilir. İnsan yaşadığını bilirmiş derler gerisi yalnızca kelime...
Temmuz ayında ameliyatımı yapan doktoruma muayene olmaya gitmiştim. Kuruluğu azımsanamayacak buldu ve biraz da kirpik dibi iltihabı... 
Oysa kirpik dibi iltihabını azaltabilmek için Johnson's bebek şampuanı sabah yüzümü yıkadıktan sonra göz kapaklarıma ve kirpiklerime masaj yaparak uyguluyorum. Ardından eyestil, 
tek kullanımlık göz damlaları ve gün içerisinde sıcak kompress uyguluyorum. Bu arada hindistan cevizi yağını da gece uyumadan göz kapaklarıma korkuyordum da çünkü herhangi bir farklı 
enfeksiyon da kapabilir düşüncesi ile sürüyordum. Hindistan cevizi yağının biraz rahatlattığını söyleyebilirim.
 Johnson's bebek şampuanı, bebekleriniz gözlerinin yanmasından şikayetçiyse eğer çok haklılar. Yanmaz ibaresine
 rağmen kısa süreli bir göz yakması var ne yazık ki.


Doktor blefarit için merhem gibi pomad bittiğinde, suni gözyaşı damlası 
eğer etkili olmuyorsa biraz pahalı bir öneri diyerek Thealoz Duo göz damlasını tavsiye etmişti. Hakikaten de araştırınca gördüm ki 2018 yılında 45 lira olan damla, 
2022 yılında 172 lira... Bir ay kullanabileceğiniz bu damlanın ikincisini kullanıp bitirmek üzereyim. 
Günde 4,6 damla kullanabileceğiniz; orta ve şiddetli göz kuruluklarında tavsiye ediliyor. Kontakt lens kullananlar çok memnun olduğunu belirtmişler.


İkinci ay bitmek üzere olduğu için sizlerle de paylaşmak istedim. Suni göz yaşı damlaları doktorların verdiği önerdiği sgk kapsamındaki markaları kullandım.
 Ancak hiç bu marka kadar etkili olmamıştı. Sabah gözünüze damlattıktan sonra bilgisayara bakmıyorsanız ya da rüzgar değişken hava koşullarına maruz kalmıyorsanız akşam saatlerinde kullanma ihtiyacı hissediyorsunuz. Dört saat gerçekten de gözünüze büyük bir yardım yapıyor. Ama değişken etkenlerde Thealoz duo da yardımcı olamıyor. 
Bu yazımı yazdığım şu anda bile gözlerimde yanma ve batma bir kenara 
kızarıklık da var ne yazık ki. Gün içerisinde gözünüzü hissetmeniz gerek, kuruma etkisini hissedeceğiniz an masa başında iseniz kalkmanız odayı hemen havalandırmanız, 
göz damlasını hemen kullanmanız gerekiyor. Su her şeyin devası derler ya çok doğru. Günlük su tüketiminiz 2,2.5 litre olması gerekiyor. 
Ek olarak ise omega3 takviyesi peki geçiyor mu? Sadece kontrol edebiliyorsunuz ki bazı günler çok şiddetli de olabiliyor.
 Bilmiyorum herkes göz lazer operasyonu sonrası uzağı görebiliyorum, harika derken kabul ettiği göz kuruluğunun insandan insana değiştiğini de bilebilse. Bundan sonraki süreç için karar vermede daha etkili olurdu. Operasyon öncesi imzatılan kağıdı dikkatlice incelediğinizde olabilecek etkileri şimdi bir kez daha dikkatli
 okuduğumda keşke daha dikkatli okusaymışım dedim. her göz yapısı birbirinden çok farklı ve yüzde 95'lik bir başarı oranının dahi yüzde 5'lik olumsuz tarafında olunca anlıyor insan; 
artık bundan sonrası için hep daha dikkatli ve kontrollü olmak gerekiyor. Göz makyaj ürünlerinden uzak durmak ve göz kapağınızı, kirpik diplerinizi daima temizlemeniz gerek. 
Biliyorum biraz uzun yazdım. Umarım daha güzel ve neşeli yazılar da yazarım; hayatın güzel sürprizlerini sizlerle paylaşırım.
Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı...


 

26 Ağustos 2022 Cuma

BİR ALIŞVERİŞKOLİĞİN İTİRAFLARI


BİR ALIŞVERİŞKOLİĞİN İTİRAFLARI

  İtiraf etmeliyim ki 2000-2010 yılları arasında en güzel filmleri izledik. Evet sinema teknikleri inanılmaz  ilerledi ve görsel efektler zihnimizi de ötesinde peki hikaye ? Romantik komedi, tarihi filmler daima seveceğim ancak konu tekrarları ve belki de milyon kez aynı karakterlere aynı sözler söyletilmesi derken o yılları özlüyorum. 

Notebook filminin ikonik sahnesi hala akıllardadır değil mi, aslında temelde kavuşamayan aşk sonrası ölümsüz sadakat ve zihin unutsa bile kalp hatırlar hikayesi... 

 Şeytan Marka Giyer 

Moda ile ilgili olan her film sanırım bu filmi biraz hatırlatıyor. Bu film hakkındaki notlarım sayfalar dolusu olabilir. Unutulmaz stil ve diyaloglar vardı.

Benim için bir farkla ; Bir Alışverişkoliğin İtirafları filmi de bu kategoridedir.  Isla Fisher sempatikliği ve Hugh Dancy uyumu ki bence çok tatlı bir yakışıklılığı sahip bu filmin başrol karakterleri. 

Rebecca dünya tatlısı, neşeli bir kızdır. Vazgeçemediği alışveriş tutkusu yüzünden ise kredi kartları ödemeleriyle başı beladır. Tabi dünya tatlısı kızımız için ekonomik durumundan daha önemlisi tek hayali olarak gördüğü moda dergisinde çalışmaktır. Ancak işler umduğu gibi gitmez, moda dergisi yerine o derginin de bağlı olduğu şirketlerin finans bölümünde iş bulabilir. Luke, finans bölümünde bu çılgın kızımıza işverendir . Bir şekilde ondan hoşlanır ve ona güvenir. 

Rebecca ise moda anlamındaki görüşlerini 500 kelimelik finans köşesine "hesaplı alışveriş yapma" konusunu kendine has düşünceleriyle yansıtabildiğinde artık popüler olmuştur. Rebecca'nın alışverişkolikliği yüzünden kaybettiklerini anlaması, aşk, iş ve kariyere sahip olmasını anlatan bu filmi izlemediyseniz eğer listenize alabilirsiniz.

Beklerim yorumlarınızı...

11 Ağustos 2022 Perşembe

ALCHEMY OF SOULS

        

ALCHEMY OF SOULS

Kore drama izlemeyeli uzun zaman olmuş. Bilmiyorum sizin için de mi böyle ama kaliteli yapım eskisi gibi yok sanki. Her zaman emeğe saygım var ancak konular aynı olaylar aynı hatta tahmin edilebilir senaryolar diyalogları bile aynı... Evet böyle düşünürken hop güncel bir diziyi her hafta merakla bekliyorum. 'Alchemy of souls ' Bu nasıl bir görsel tasarım detayları ilk bölümde hayranlıkla izlediğim sahneler ve Netflix yapımı. Hani bu özeni keşke Türk dizileri de gösterse, bu kış izlediğim tek dizi Destan dizisiydi ve ilk beş bölümden sonra izlemeye başladığım dizi bu dizi mıydı diye şaşırdım. Neredeyse 5 kişi ile savaş sahneleri biraz daha yardımcı oyuncular olsa ve dönem atmosferini yansıtsa olmaz mıydı,  diyor insan. Neyse biz ruhların si yaşına gelelim. Başrolde Extraordinary you dizisinden Lee Jae-wook ve Jung So-min,  Playfull Kiss dizisi oldukça popüler olsa da ben onu Kim Nam Gill'in oynadığı Bad Guy dizisinden tanıyor ve çok beğeniyordum. Güzel ve yetenekli bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. 

Dizide aslında var olmayan, kurgusal bir ülke olan Daeho'da ölmek üzere olan büyücülerin başka bedenlerde ruhlarını yaşattıkları bir büyü ile gelişen olayları izliyoruz. Bu büyü sonucunda ruhlar bedenlerde uyum sağlanamazsa delirip taşa dönmektedir. Jang Wook(Lee Jae-wook) çok farklı bir doğum hikayesine sahiptir. Usta büyücü olan babası onun enerji kapısını mühürlemiştir. Dizinin ilk bölümünde ise yetenekli bir büyücü olan aslında suikastçı Naksu,kör bir kız plan Mudeok'un bedeninde ruhların simyası sonucu yaşamaya başlar.  

Mudeok ve Jang Uk ise kaderlerini yeniden beraber şekillendirirken olaylar gelişir. Naksu farklı bir oyuncu ve ilk kez kendisini gördüm. Oldukça havalı ve güzel bir kadın oyuncuymuş, Mudeok ise bambaşka bir hikayesi olduğunu ilerleyen bölümlerde hissettirdi. Bu dizi üç aşık var onu da belirteyim. Hani bir taraf olmak için büyümüş olsam da veliaht Prens karakterine bayıldım :) 

Bu diziyi izlemeniz listenize almanızı tavsiye ederim. Şimdilik yorumlarım bu kadar beklerim yorumlarınızı...


12 Temmuz 2022 Salı

KARBON SABUNU

KARBON SABUNU


   Bayramlar güzeldir, kalabalıklar eskisi gibi mutlu etmese de... Yorgunluk zihnen değil fiziki olarak da sizi hapseder çünkü. Uzun zamandır göz kuruluğu ve kirpik dibi iltihabı sikayetlerimi yazıyorum. Aslında yazabilmek bile harika çünkü ekrana bakmak tahammül edilmez bir hale gelebiliyor. Bulanıklığa siyah bir gölge düşüyor görmüyorum çünkü. Her sabah kalktığımda gün içerisinde yaşayacak mıyım bu sorunu diye düşünmekten kalp atışlarım hızlanıyor sanki. Eğer iyi ve tecrübeli bir doktorla konuşup size etkileri detaylı olarak anlatılmıyorsa yaptırmanızı tavsiye etmiyorum. Bir çok insan normal hayatına berrak bir şekilde devam ederken her sabah suni göz yaşı damlası ve kirpik diplerim için bebek şampuanı kullanıyorum, Sıcak su ve pamuk ile pansuman yapıp kulak çöpü ile kirpiklerimi ince ince temizliyorum. Bu böyle olmamalıydı diyerek üzülmekten kendimi alamıyorum. Umudum olmasa da ki bir öğretmen olarak atama umudumu tamamen kaybettim bu sebe 2021 puanı ile 110 kişi bilişim teknolojileri öğretmenliği kontenjan verildi. Onca mezuna bekleyene rağmen ve bu sene kpss de gözlerime o siyah gölge gibi bir durumun gelip kağıdı görememekten korkuyorum. Anlattığım çoğu insanın gözlerinde bu durumla ilgili anlamsız bakışlar görüyorum. Çünkü ne olursa olsun kalkıp devam edebiliyor ve sınavlara girebiliyorum öyle ya da böyle... Tamamen etkilenmemek ya da acını sürekli dile getirmemek demek ki kaale alınmama sebebi... İyi ve güzel günlerde yanında olmayana alışıyor da insan kötü günlerinde illa ki samimi bir kalp aranıyormuş ne diyelim...Çareler ziyade duygusal bir destek için.
Yazmayı sizlerle paylaşmayı seviyorum. Burası benim günlüğüm gibi. Yapamazsam bu benim en büyük hayal kırıklığım ve üzüntüm olur. Sığındığım liman; yazmak. 
Aslında karbon sabunu hakkında yazacaktım ama yine kalem karar verdi. Bu sabun cildimizdeki sivilce gibi problemlere iyi geldiği belirtiliyor ben ise şampuan öncesi kepek ve saç derisinin temizliği gibi problemler için kullanmaya başladım. Çok memnun kaldım. Korona sonrası dökülme gibi problemler yaşadığımı söylemiştim. Onun için de kendim altı çeşit yağdan oluşan bir kür kullanmaya başladım.(elimdeki doğal yağları kullandım) Daha sonra detaylı olarak yazacağım umarım. Karbon sabunu kullanmaya başladığımdan itibaren saç derimin daha temiz ve parlak olduğunu fark ettim. Yüze kullanma konusu da her zaman çekinirim.  Alerjik bünyeler, hassas ciltler olabilir. 
Şimdilik yorumlarım bu kadar yorumlarınızdan öte dualarınızı bekliyorum ...
 

27 Haziran 2022 Pazartesi

AMAZON / INSTAX MINI 11

         


Summer is the season of memorable memories. Sometimes you sit on a beach for hours, sometimes you're just sitting around waiting for your friends to make ice cream. Time is the age of technology, but don't you wish your photos were photos that you could print instantly, not your cell phones? I bought instax mini 11 in the last few years, it was the best gift I ever got from myself. You can reach that blog share here...Instax mini 11 incelemesi 

I must say, the beauty of the purple color is affecting me. I bought it with 20 sheets. But there were no sweet details, I'm afraid. You can buy this product from the Amazon. Plus, it's got some amazing details. You can click Amazon click on this link.

 If you think of a good birthday present, it's a good option. Time to act to make your memories memorable...


       

16 Mayıs 2022 Pazartesi

ADANA GEZİLECEK YERLER


Düğün Mevsimi Başlamışken

Düğün mevsimi  başladı öyle değil mi? Bu ay sonu yakın bir arkadaşım evlenecek ancak uçak bileti fiyatlarına baktığımda en uygun gidiş dönüş biletlerin 1300 TL olduğunu görünce gidemeyeceğini anladım. Bilet, kalma masrafı, hediye ve elbise derken çoktan 3 bin TL geçiyor. Bu arada tesettür elbiselerinin ne kadar pahalı olduğunu da bir ara konuşalım... Ne diyeyim üzülmemek elde değil. Düşünürken  insan daha derine kulaç atıyor sanki.
 Ben de bu ruh halinden sıyrılmak için bari bulunduğum şehir ve gezilecek yerler ile ilgili notlarım köşesinden sizinle hem gezip hem de paylaşmak istedim. Biliyorsunuz Adana; tarım ve gastronomi şehri... Tarım ürünlerine diğer şehirlere kıyasla daha erken ve kolay ulaşıyoruz. Akdeniz iklimi sağ olsun yaz mevsimi feci sıcak olsa da bahar ve kış mevsiminde çıkın çıkın gelin Adana'ya. 
Çok seveceğinize inanıyorum. Çok fazla göç alan bir şehir olduğumuzu da belirtmek istiyorum, haberlerdeki o sıkıntılı görüntüler yüzünden Adana genelini öyle düşünmeyin. Klasik turist olarak gelenlerde aslında hep aynı mekanlara gittikleri için bir yazı dizisi paylaşmayı düşünüyorum eğer isterseniz...

TARSUS PAZAR

Geleneksel Pazar
Köy ürünleri pazarı ile başlayalım. Belirli rutinlerde belediye kapalı pazar yerlerine sağlıklı ürünlerden, yöresel lezzetleri hatta yöresel ürünleri(sabun, baharat) bulabileceğiz pazarlar düzenlenir. Baharat, yumurta, zeytinyağı hatta asma yaprağı...
Dilediğiniz gibi gezebilir alışveriş yapabilirsiniz. Hatta iki gün önce (belim mahvolsa da) Salamura yaprak yaptık. Taze ve güzel yapraklar sene içerisinde sarma olmaya hazırlar :D

VARDA KÖPRÜSÜ

Varda Köprüsü
Pazardan alacaklarımızı alıp yola çıkalım. Biraz yorulduk değil mi ? Varda köprüsü manzaralı bir çay içelim. Varda köprüsü ( Alman köprüsü de denir ) 2. Abdülhamit ile Alman imparatoru Kaiser Wilhem tarafından imzalanan anlaşma ile Istanbul-Bağdat-Hicaz demiryolu hattını tamamlamak üzere 1907-1912 yılları arasında inşa edilmiştir. 
Adana, Karaisalı ilçesinde bulunan bu köprü oldukça güzel öyle değil mi :) Karaisalı tarihi eskiye dayanan bir ilçedir, dizilerdeki o meşhur tren yolcuları sahnesinde gösterilen yer olsa da günümüzde daha az kullanılıyor. Tren istasyonu farklı bir ilçede daha çok İç Anadolu şehirlerine giderken bu taraftan gidiliyor ve Adana merkez ilçelerine daha serindir. 

ADANA SEYHAN GÖLÜ

Adana Seyhan Gölü
Çayımızı içtik hatta sıkmamızı da yanında yedik. Biraz huzur bulmaya Seyhan göl kenarına gidelim. Kebap yiyelim. Güzel ve biraz salaş yerler göle daha yakın. Daha çok şehir halkı kahvaltı yapmaya göl kenarına gitseler de ciğer kebabı yiyebileceğiniz harika yerler mevcuttur ...

ADANA ŞALGAMI

Adana Şalgamı 
Evimize geldik peki canımız şalgam istedi mi? Hemen hemen her Adana evinde içecek olarak şalgam bulunur. Şalgam suyu yerine direkt şalgam demek dilimize takılmış. Birebir turşu suyu ve şalgam içebileceğiniz yanında simitle :) yerler olsa evlerimizde de vazgeçilmezimiz. Ortaokulda şalgam ve simit dershaneye gitmeden karnımızı doyurmak için birinci önceliğimizdi.  Çünkü ucuz ve lezzetliydi. Biraz damak zevkine göre hoşlanan olduğu kadar hoşlanmayanlar da var. 
Acı ve acısız olmak üzere çeşidi var. Annem kesinlikle acı içemezken ben acılı şalgam bayılırım. Keskin bir tadı var. Şalgam piyasasında belirgin markalar Türkiye pazarında olsa da Adana için sevilen markalar biraz farklı. 
Bu arada ev yapımı şalgamda bu şekilde beyaz küçük tortular olabiliyor. Şalgam iyi bir antioksidandır. Mide ve karaciğere iyi geldiği söylenir. Eski ve bilindik bir marka (nesilden nesile olan bir yer) hala tahta fıçıda mayalandırıp insanlara sunuyor. İyi bir şalgam için Güney Adana taraflarına gitmelisiniz. Çarşı taraflarında çok fazla alternatif bulunmakta.

Şimdilik yorumlarım bu kadar:) beklerim yorumlarınızı...